İstanbul’da Yaşamak, Yaşayıp da Denizi Görememek

“Gördüğüm en güzel şey denizdir, öyle uzaklara uzanır ki görmez olursunuz…”

Her şey çok hızlı akıyor, günler çok çabuk geçiyor. Kendimizi sorumluluklarımızla dolu dört duvar içinde o kadar yoruyoruz ki hayatın bize verdiği güzelliklerden kendimizi mahrum etmek zorunda kalıyoruz. O yoğun koşuşturma arasında sadece o anı hissederek aldığımız derin bir nefes bazılarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birisi olabilir bazen. Bazılarının da tek tutkusu denizdir mesela. Öyle bir an olur ki tek çaresi ucu bucağı olmayan masmavi bir denizdir bazen.

“1986’da doğuştan kör insanlar tanıdım. Güzelliğe dair imgelerinin ne olduğunu sordum onlara. İlk yanıt veren, bana denizi anlatan adamdı…” 

11

2011 yılında Esenler Belediyesi bir çalışma yaptı. Yaptığı çalışmayla İstanbul’da yaşayıp öncelikleri hayatta kalma mücadelesi olan ve hayatları boyunca deniz görememiş insanları, denizle buluşturdu. 1953 doğumlu Fransız sanatçı Sophie Calle de bu projeden esinlenerek sosyal proje olarak da nitelendirilen “Son Kez, İlk Kez” adlı çalışmasını ortaya çıkardı. Ortaya çıkan çalışmalar, 2011 yılında Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilendi.

BultenEklenti-634529868441713750

3 bölümden oluşan “Son Kez, İlk Kez” sergisi görme engelli kişilerin “gördükleri” son anı ve “İstanbul’da yaşayıp denizi görmemiş insanlar” konusunu kapsıyor. Görmek ve bakmak aynı şeyler miydi? Her baktığımızı görüyor muyduk ya da göremediğimiz şeyleri anlamıyor muyduk? Bu proje bu sorulara cevap olurken aynı zamanda hayata olan farkındalığımızı da sorgulatıyor.

Efsaneye göre, şehir, milattan önce 7. yüzyılda bir Yunan kolonisi olarak kuruluyor. Şehre, liderleri Byzas’ın eşliğinde gelen kolonistlerin, Çanakkale Boğazı’nı aşıp Marmara Denizi’ne ulaştıklarında ilk gördükleri yer, bugün Kadıköy olarak bildiğimiz antik kent Chalcedon oluyor. Karşı kıyının çok daha verimli toprakları yerine buraya yerleşmeyi seçen kentlilerden ötürü, Chalcedon’a “körler şehri” adını takan kolonistlerin öyküsü, Sophie Calle’e bu çalışma için önayak oluyor.

112

Calle, serginin ‘Son Kez’ isimli ilk bölümünde, görme kaybıyla doğan veya görme yetisini sonradan kaybetmiş 13 kişiye hatırladıkları son görüntüyü soruyor, anlattıklarını kaleme alıyor, anlatan kişiyi ve anlatılan olayları fotoğraflıyor. Böylece İstanbul’a görme yetisini kaybetmiş insanların gözünden bakabiliyoruz.

Serginin ‘İlk Kez’ isimli 2. bölümünde, İstanbul’da yaşayan ancak denizi hiç görmemiş insanların denizle ilk karşılaşmalarını görüyoruz. Bu bölümde sergilenen ve Fransa’nın ünlü görüntü yönetmeni Caroline Champetier tarafından çekilen, denizle ilk defa buluşan insanların görüntülerinin yer aldığı 10 videoda, bu buluşmaya şahit olabiliyoruz.

”Denizi ilk kez görecek insanların sırtından çekim yaptık. Denizden çekseydik, ilk kez bizi göreceklerdi ve o zaman amacımıza ulaşamayacaktık. ‘İstediğiniz zaman bize dönün’ dedik.”

Serginin 3. bölümünde, “Gördüğüm en güzel şey denizdir, öyle uzaklara uzanır ki görmez olursunuz” ve “1986’da doğuştan kör insanlar tanıdım. Güzelliğe dair imgelerinin ne olduğunu sordum onlara. İlk yanıt veren, bana denizi anlatan adamdı.” cümleleriyle çerçevelenmiş bir deniz fotoğrafı var.

 

Filmlerde görürdüm, inanamadım

Aslen Malatyalıyız. Ailece İstanbul’a geleli 3 sene oldu. İstanbul’un taşı toprağı altın dediler biz de geldik. 5 çocuğum olduğu için çalışmıyorum. Zamanım onlara bakmakla geçiyor. Maddi zorluk da çekiyoruz. Elimize üç kuruş geçse çocuklarımıza harcıyoruz. Allah Esenler Belediyesi’nden razı olsun. Bizi Kilyos’a denize götürdü. Hayatımda ilk kez deniz gördüm. Hep filmlerde, dizilerde görür merak ederdim. İstanbul’da yaşarsam bir gün denizi mutlaka göreceğim derdim. Ailemle saatlerce denizi seyrettik. Havasını çok sevdik. Büyülendik. Bizden çok çocuklarımız mutlu oldu. 8 yaşındaki en küçük kızım biraz korktu. Denizi görünce eteklerime sarıldı.

 

Deniz kabuklarını hala çantamda taşıyorum

Aslen Malatya-Darendeliyiz. 1997’de İstanbul’a geldim. İki yıl Bağcılar’da oturduktan sonra Esenler’e taşındık. Maddi zorluk çekiyoruz. Lise çağındaki kızım çok başarılı. Hatta bir Anadolu Lisesi’ne girmeye hak kazandı. Diğer iki oğlum da ablaları gibi çok çalışkan. Eşim bileycilik yapıyor, para kazanıyor. Ama üç çocukla para hiçbir şeye yetmiyor. Elektrik, su, kira, çocukların masrafı derken kendimize zaman ayırıp denizi göremedik. Televizyondaki dizilerde, filmlerde denizi görüyordum. Yakınına gidip elimi sokmayı hep hayal ettim. Bir türlü olmadı. Belediye’yle birlikte Kilyos’a gittiğimizde eşim de ben de ilk kez denizi gördük. Birlikte sahilde yürüdük. Uzun uzun denize baktık. Denizin havası bize iyi geldi. Sorunlarımızı unuttuk. Su temiz ve berraktı. Eşim bir kez kendi başına yürüdü, denize baktı. Ben de deniz kabukları topladım. Onları hala çantamda taşıyorum.Oğullarım da bizim gibi, denizi ilk kez gördüler. Eve geldiğimizde memlekettekiler bize telefon ettiı. İstanbul’da denizi gördüğümüzü anlattık. İnşallah yazın tekrar görebiliriz.

 

Dünya gözüyle bir daha göreyim

Adıyamanlıyız. Kendimi bildim bileli Esenler’de yaşıyorum. Kimim kimsem yok. Bedensel engelli olduğum için dışarıya çıkamıyorum. Esenler Belediyesi sağ olsun, arada bir gelip beni dışarı çıkartıp gezdiriyor. Denizi de ilk kez onlar sayesinde gördüm. Cıvıl cıvıl martı sesleri eşliğinde masmavi suyu seyrettim. Ömrüm yeter de bir kez daha denizi görürüm inşallah.

 

Yaşadığım tam bir şoktu

Bileycilik baba mesleği. İstanbul’a da mesleğimi yapmaya geldim. Üç çocuğumuz olunca kazandığım para bize yetmez oldu. Yıllarca denize hiç gidemedik. Otobüsle köprüden geçtiğimde bir kez uzaktan görmüştüm. Hayatımda ilk kez Esenler Belediyesi sayesinde denize bu kadar yakın oldum. Denizi gördüğüm anda şok yaşadım. Saatlerce eşimle baktık. Ellerimizi suya soktuk. Kendi başıma da sahilde yürüdüm. Çok iyi geldi. Götüren olursa yine gitmek isterim.

 

Gözyaşlarıma engel olamadım

Aslen Vanlıyız. Doğma büyüme de Esenlerliyim. Yıllardır İstanbul’da yaşıyorum ama maddi imkansızlıklar nedeniyle evden dışarı çıkamıyorum. Esenler Belediyesi’nin sayesinde denizi ilk kez gördüm. Çocuklarım da denizle buluştu. Sanki her şey bir rüyaydı. Denizi görünce gözyaşlarıma engel olamadım. Tutamadım kendimi, bıraktım öyle ağladım. Masmavi bir deniz karşında ağlamamak elde değildi. Oradan ayrılmak hiç istemedim. Deniz kıyısında derin bir nefes aldım. Tertemiz oksijeni içime çektim. Sanki gençleştim.   

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Polonya, İçinde Da Vinci’nin Eserinin de Yer Aldığı Sanat Koleksiyonunu Satın Aldı!

Polonya hükümeti, içinde Leonardo da Vinci'nin ünlü eseri 'Kakımlı Kadın'ın da bulunduğu koleksiyonu 105 milyon dolara satın aldı. Polonya Kültür...

Kapat