İSTANBUL’UN ÜÇÜNCÜ TEPESİ VE SÜLEYMANİYE CAMİİ

İstanbul’un en belirgin tepelerinden biri de Koca Sinan’ın “kalfalık eserim” dediği Süleymaniye Cami’nin bulunduğu üçüncü tepedir. Şehrin en yüksek sırtlarından birini oluşturan üçüncü tepede anıtsal eserler bulunur. Bu yapılardan en gözde olanı Süleymaniye Camii’dir. Tepede Beyazıt Camii, İstanbul Üniversitesi, Laleli Camii, Çukurçeşme Hamamı, Mimar Sinan Türbesi ve Zeyrek Camii önemli anıtsal yapılardan bazıları. Bütün mimari eserlerde olduğu gibi Süleymaniye Camii’nin yapımında da bir sürü rivayetle karşılaşıyoruz. Camiinin nereye yapılacağı konusunda kararsız kalan Sultan Süleyman rivayet edilenlere göre istihareye yatar. Rüyasında Hz. Muhammed’i görür. Hz. Muhammed Kanuni’yi boş bir arsaya götürerek camiyi buraya yapmasını söyler. Ertesi gün Sultan
Süleyman huzuruna Mimar Sinan’ı çağırır. Birlikte rüyasında gördüğü boş arsaya giderler. Mimar Sinan önceden aldığı emirler üzerine yapacağı camiyi tarif etmeye başlar. Sinan’ı dinleyen Kanuni anlatılanların rüyasında Hz. Muhammed’in anlattığıyla aynı olduğunu anlar. Kanuni’nin, “Mimarbaşı, sanki önceden caminin planlarını hazırlamışsın gibi anlatıyorsun” sözüne Sinan’ın yanıtı şöyle olur:
“Evet Sultanım, Efendimiz size tarif ederken ben de arkanızdaydım…”

Süleymaniye Camii Osmanlı Devleti’nin en görkemli zamanında 16. yüzyılda yapılmıştır. İstanbul’un silüetinin oluşmasına büyük katkı sağlayan cami aslında Ayasofya’dan daha büyük, kubbeli bir yapı
olarak inşa edilecekti. Ancak Mimar Sinan bunu Süleymaniye Camii’nde değil de Selimiye Camii’nde gerçekleştirebildi.

Külliye bünyesinde inşa edilen camiinin ilk temel taşını dönemin ünlü alimi Şeyhülislam Ebussuud Efendi koymuştur. Yapı yedi yıllık sürede tamamlanmıştır. Caminin yapımının uzun sürmesi çeşitli
dedikodulara sebep olmuş. Mimar Sinan yapının oturup sağlamlaşması için bir sene ara vermiş. İran Şah’ı Tahmasb caminin yarım kaldığını düşünerek elçileriyle birlikte bir sandık dolusu mücevher ve
parayı saraya göndermiş. Bu mektubu ve sandığı gören Sultan Süleyman öfkelenerek elçilerin gözü önünde elmasların ve taşların harca karıştırılmasını emretmiştir. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre:
“Şahın mektubuna münasip cevap yazıldı. Mimar Sinan bu mücevherleri sanatkarlığını göstererek minarenin her altı köşe zırhları arasına konulan mermer gülleri içinde bu mücevherleri süs yapmıştır.
Bunun için o minareye hala Cevahir Minaresi veya güneş minaresi de denilir. Güneş ışığı mücevherlere vurduğu zaman parıldar ve ışıldar.”

suleymaniye-camii-gece

Caminin avlusuna üç kapıdan girilir. Avluda fıskiyeli bir havuz bulunur. Caminin minareleri avlunun dört köşesinde yer alır. Dört minare Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonra
dördüncü padişah olduğunu simgeler. Minarelerdeki şerefelerin toplam sayısı ondur. Bu da Osmanlı Devleti’nin onuncu padişahı olduğunu gösterir. Kubbeyi ve üstteki kagir örtüyü taşıyan dört büyük fil ayağı payenin her biri farklı yerlerden gelmiştir. Süleymaniye Camii’ne devletin büyüklüğünü yansıtmak için ulaşılmış sınırların hepsinden malzeme getirtilmiştir. Kubbeyi taşıyan dört büyük fil
ayağı, sekiz bin ton yükü temele iletmektedir. Mimar Sinan bunları Cihanyar-ı Güzin’e (dinin dört direği); Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye ithafen yapmıştır. Caminin oldukça büyük bir kubbesi vardır. İbadet kısmının üzeri iki yarım kubbe, iki çeyrek kubbe ve on üç küçük kubbenin desteklediği büyük bir merkezi kubbeyle örtülüdür. Kubbe 53 metre yüksekliğindedir. İçerideki akustiği güçlendirmek için kubbenin içine 64 küp yerleştirilmiş. Sesi daha iyi yansıtmak için tuğlaların için boş bırakılmış. Yine rivayetlere göre caminin inşası sırasında Mimar Sinan’ın mihrapta nargile içtiği söylenir. Rivayetlere kulak veren Sultan Süleyman derhal camiye gider. İşin aslını Mimar Sinan’ a soran Kanuni şu cevabı alır: “Pâdişahım, bu nargileyi burada bulundurmamın sebebi, fokurtusu içindir. Dikkat ederseniz, tömbekisi (tütünü) yoktur. Fokurdayan suyun sesi bana camide okunacak Kur’ân-ı Kerîm seslerinin her tarafa yayılmasını sağlamak için lüzumlu tedbirleri almama yardım etmektedir.”
Orta kapının üstündeki oda da mumlardan çıkan isler toplanır. Böylece çiniler ve hatlar zarar görmemiş olur. Kandil çanaklarının arasına deve kuşu yumurtası konulurmuş, haşaratları uzak tutsun diye. Giriş kapısı üzerindeki 4 bin mumun isi toplanmış. Bu islerden mürekkep elde edilmiştir. Elde edilen mürekkeple caminin hatlarının yazıldığı bilinir. Caminin toplam 238 pencereyle aydınlatılmış. Mermer minberi ve mihrabı oymacılık sanatının en üstün örneklerindendir.

9682_l

Camideki deve kuşu yumurtaları

Caminin yazılarını dönemin ünlü hattatlarından Hattat Ahmet Karahisari ve öğrencisi Hasan Çelebi
yazmıştır. Kubbeye Nur suresindeki “Allah gökleri aydınlatmıştır.” ayetini ustalıkla yazmıştır.
Rivayete göre Karahisari kubbeye bu ayeti yazarken gözlerinin feri sönmüş. İki gözünü de
Süleymaniye Camii’nin hatlarını yazarken kaybetmiş ve kalan rötuşları öğrenci Hasan Çelebi’ye
yaptırmıştır.Caminin kıble yönünde Kanuni Sultan Süleyman’ın ve eşi Hürrem Sultan’ın türbeleri bulunur.Kanuni’ye ait türbede kızı Mihrimah Sultan da gömülüdür. Türbede Kabe’den getirilen Hacer-ül Esvedtaşından küçük bir parça bulunur. Üç padişahın döneminde Mimarbaşılık eden ve görkemli, anıtsal yapılar inşa eden Mimar Sinan’ın türbesi de külliye içinde yer almaktadır. Kendi yaptığı sade bir türbeye defnedilen Sinan’ın mührü “El-fakiru l -Hakir Ser Mimaranı Hassa ” yani “Değersiz ve muhtaçkul, Saray özel mimarlarının başkanı” şeklindedir.

 

3 Comments

  1. ncl

    29 Aralık 2014 at 23:17

    Çok başarılı bir yazı olmuş gerçekten… Başarılar…

  2. edebiyatsever

    30 Aralık 2014 at 18:38

    keyifle okudum, çok akıcı ve yalın bir diliniz var… Devamını bekliyoruz…

  3. merve

    04 Ocak 2015 at 20:47

    yazılarını zevkle okuyorum ve takip ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Fazıl Say, Emma Shapplin ve Daha Pek Çok Sanatçı ‘Bodrum Müzik Festivali’nde Bir Araya Geliyor!

2005 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası D-Marin Klasik Müzik Festivali bu yıl yenilenen 'Bodrum Müzik Festivali' adıyla Ağustos ayında birbirinden...

Kapat