“İtip beni, balıma dadanan bu çağı sevmedim” / Gülten Akın

“Bende bir Gülten kaldı,
hangi bağa diksem yabancı”

“Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır” diyen, dünyadan iltica ederken içinde güller açmış olmasını dilediğim güzel insan, Gülten Akın. Dar zamanların, ince şeylerin, yazın bitiğinin, yağmurda üşüyen ıslak serçelerin şairi.

“Dost,

cennetten nefret ederim. Ama cehenneme de dayanamıyorum artık. Yaşlandım da ondan mı, ‘neredesiniz?’ diye bağırırım bazan. Bazı dostlara, sana ve bir iki başkasına (sana gücenişimde bir dost umudu sezmedin mi?)
insan kendi yanlışlarıyla yakalanırsa, kimi çağırabilir? Kim gelir onu kurtarmaya? Bir de onur geleneği var. Onu ne yapmalı?

Cemal kardeş, bu mektup böyle başladı, böyle de gönderilme şansı varsa, bil ki gerçekten kötü durumdayım. Alışılmış, anahtar açıklama sözleri vardır. Hastalıklar, alışılmış ilgilerden yoksunluklar gibi. Hiçbiri değil. Belki bunlar da var. Bunlar hep olmuştur ama, böyle bir mektup yazılmamıştır. Öyleyse, durum berbat.


Bu yılı (yani geçen), hemen hemen hiç yazmadan geçirdim. Bir iki ay daha yazmayacağım. Sonra, ya hiç. ya da gerçek bir toparlanış. Gönderdiklerimin hepsini severek yazmıştım. O “anı-öykü”ler biriktirip bir kitaplık olacaktı. Uzadı. Ben de sana gönderiyorum. Bak bakalım.

Tanımadığım Zuhal’i ve seni kutlarım.

İçten dilerim mutluluğunuz sürsün.

Rüzgârı mı istersiniz, kışın? Denizi mi istersiniz, yazın? Gelin Gerze’ye. Zuhal’le.
Sevgiler.”

(Gülten Akın’ın Cemal Süreya’ya mektubundan)

Oğlunu Soran Kadının Şiiri’nde şöyle der:

-İsa’yı çarmıha gerdilerdi
sonra Pilatus ellerini yıkadı-
ellerini yıkadın, yıkamıştın
bitmiş aşağıdaki genç adama ait
bütün işler
kameralar beyanatlar basın bültenleri
işkence yoğun sürdüydü

o askıyı kuran, o akımı veren
elbet sen değildin
sen yalnız gözlerini kapadın
ellerini yıkadın sen
sonra bana uzattın biraz sıkıntıyla
unvanın büyüdü, kutlandın ödüllendin

her şey sorulduydu, herkes şunu sustu:
sonra o ellerle nasıl
okşadın kızını
nasıl şiir yazdın.

 

“Gurbete eğimli çocuğun
özleme eğimli olur annesi…”

Ah! Ne güzel dizelerle doldu toprağın altı, bi’ şiir gibi yeşerir şimdi fidanlar.

Gülten Akın’a hasretle…

 

 

 

Ozan Aziz Dilber
Kocaeli Üniversitesi Hukuk bölümü öğrencisi.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Gerçeklerinden Farkı Olmayan Balmumu Heykeller

Ron Mueck, bir kukla ustası iken balmumu heykele merak duyuyordu. 1997 yılında babasının ölümünden sonra balmumu heykel çalışmalarına başladı. Gerçekle yanılsama...

Kapat