JONH-PAUL FLINTOFF: DÜNYAMIZI NASIL DEĞİŞTİRİRİZ?

Dünyamızı nasıl değiştiririz? Bu sorun çoğu insanın zaman zaman kendisine sorduğu ve cevaplayamadığı, cevaplasa dahi edimsel olarak karşılığını bulamadığı soruların başında geliyor. Değişim; genellikle yaşamda var olanın yetersiz kaldığı yerde talep edinilmeye başlanır. Bu talep ilk başta çok masumane olmasıyla beraber derinlere indiğimizde durumun hiçte öyle olmadığını fark ederiz. Bu farkındalık varoluşsal krizin belki de ilk adımıdır.

Yazar-radyocu ve araştırmacı gazetecilik üzerine eğitim gören John-Paul Flintoff bu konuyla ilgili gündelik yaşam içerisinde karşılığını çok rahat bir şekilde bulabileceğimiz bir kitap yazdı: Dünyamızı Nasıl Değiştirebiliriz?

Alain de Botton’ın editörlüğünü yaptığı The School Of Life ( Hayat Okulu) kitaplığından çıkan bu kitap kişisel gelişim kitaplarının yeni bir bakış açısıyla ele alınmasının ürünü. Alain de Botton The School Of Life kitaplığını şöyle anlatıyor:

“Ahlaki ve Pratik kafa karışıklıklarıyla dolu bir çağda, kişisel gelişim kitaplarının yeni bir bakış açısıyla ele alınma zamanı geldi. Hayat Okulu Kitapları, böyle bir yeniden doğuşu duyuruyor ve para, akıl sağlığı, iş yaşamı, teknoloji, dünyayı daha iyiye doğru değiştirme arzusu gibi hayatın büyük meselelerini inceliyor.”

Flintoff’un kitabını bu bakış açısıyla değerlendirdiğimizde yaşamın insanda var ettiği tortuları ve tozları azda olsa kaldırmanın yollarını ve yaşamda değişimin ilk adımlarını bulabiliriz. Flintoff kitabında değişimi, “Değiştirmeye nasıl başlanmalı?” ve “Neyin değişmeye ihtiyacı var ve nasıl?” adlı iki başlıkta ele alıyor. Biz bu yazıda Yenilgiyi Kabul Etmemeyi ve Bizi Harekete geçirenin ne olduğunu (alt başlıkları) açıklamaya çalışacağız.

1-Yenilgiyi Kabul Etmemek

Yaşamı değiştirme arzusunun daha yolun başındayken pratiğe dönüşmemesinin başlıca nedeninin yenilgiyi kabul etmek olduğunu söyler bize Flintoff. Bu yenilgi değişim arzusunun başladığı yerde bulur bizi; zihinde. Kendimize şöyle bir soru sorarız, dünyadaki milyarlarca insanın arasında, bir tek kişi olarak ben nasıl olur da her şeyi değiştirmeyi umut edebilirim? Bu sorunun zihinde var olmasının nedenini yaşadığımız hayal kırıklıkları, acı tecrübeler ve hayata karşı tutumuzda bulabiliriz. Bunlara rağmen bilinçsiz de olsa bir şeyleri etkileriz buna şöyle değinir Flintoff;

“Ama her zaman her şekilde bir fark yarattığımız gerçeği de hâlâ geçerli. Asıl sorun ise bir şeyleri bilinçsiz olarak etkiliyorsak muhtemelen istediğimiz etkiyi yaratmak için hiç çaba harcamamamızda.”

Büyük değişimlerin gündelik yaşam içerisindeki küçük eylemlerle oluştuğunu altını çizen Flintoff bu konuda Tolstoy’un tarihin oluşum süreci ile ilgili düşüncelerinden ilham alarak anlatır. Çünkü Tolstoy’a göre tarih daha çok sıradan bireylerin her gün yaptıkları birçok küçük şeyin birleşimlerinin neticelerinden ibarettir: “Sonsuz sayıda ölçülemeyecek kadar küçük eylemler bütünü” Bu durumda değişimin ilk adımı olarak, zihindeki yenilgiyi ortadan kaldırıp, gündelik yaşam içerisinde küçük eylemlerin neleri değiştirebileceğinin bilincine varmalıyız.

2-Bizi Harekete Geçiren Ne?

Değişimi neden arzularız? Bizi değişime iten nedir? Bu itki kişiden kişiye değişen ve farklılık gösteren bir durum. Flintoff bazı insanların bu konuda şanslı olduğunu söyler. Çünkü bazı insanlar neyi değiştirmek istediklerini ve nedenini bilirler. Eğer bizde dünyayı ve kendi dünyamızı değiştirmeyi umut ediyorsak bizi harekete geçiren şeyin ne olduğunu bilmek zorundayız. Çünkü değişime bilinç eşlik ettiğinde gerçek manada karşılık bulur. Bu duruma Flintof Gandhi’yi örnek verir;

“ Gandhi’nin kendi halinde orta-sınıf saygınlığına sahip bir yaşam sürmesi ihtimalinin olmadığını düşünebiliriz. Ama sürebilirdi. Öyle yaşamadı çünkü başka şeyleri, eğitimini aldığı geleneksel bir kariyerden daha çok önemsediğini fark etmişti.”

İşte değişimin bir diğer ayağı olan bu nedensellik değişim esnasında karşılaşabilecek engelleri aşma bilinci yarattığı için önemli bir noktada durur. Logoterapinin kurucusu olan ve insanın anlam arayışı kitabının yazarı Viktor E. Frankl, kitabında anlam arayışını Nietzche’den alıntılar: “Yaşamak için bir ‘neden’i olan, neredeyse tüm ‘nasıl’ların altından kalkar.”

Ve yine Frankl’den hareketle diyebiliriz ki:

“İnsan bütünüyle koşulları tarafından belirlenmez ya da durumuna bütünüyle kendi karar vermez ama koşullara teslim olmaya veya onlara karşı durmaya karar verir. İnsan sadece var olmaz fakat her zaman varlığının ne olacağına, bir sonraki an ne yapacağına karar verir. Aynı sebeple her insan her an değişme özelliğine sahiptir… İnsan varlığının en temel özelliklerinden biri koşulları(ımız)n üstesinden gelme, onları aşma kapasitesidir.”

Değişmenin ve değiştirmenin en temelinde yatan neden? Sorusu Frankl’da da görüldüğü üzere insanın yaşamasına anlamlandıracak derecede önemlidir. Çünkü koşulların dayattığı yaşamı aşma yolu bu anlamla olur. Ve son olarak diyebiliriz ki;

“Üstesinden gelinmeyecek hiçbir kader yoktur.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Kitabın Gelişim Serüveni: ‘Antikçağda Kitap’ Yayımlandı!

Alman Arkeolog ve Yazar Horst Blanck'ın kaleme aldığı 'Antikçağda Kitap'; kitabın, yazının ve yayıncılığın gelişim evrelerini merak eden okuyucuya rehberlik ediyor....

Kapat