JOYCELAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?

Getirdiği anlam yenilikleriyle 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkileyen İrlandalı yazar James Augustine Aloysius Joyce, 1882 yılında Dublin’de doğar. Öyle ki, ilerleyen zamanlarda, hemen hemen bütün yapıtlarında doğup büyüdüğü bu şehirden esinlenecektir. Joyce ilk eğitimini Cizvit okullarında almaya başlar ve Dublin’deki University College’de felsefe ve modern diller okur. İngilizce öğretmenliği yaptığı sıralardaysa, ‘Dublinliler’,(1914), onun ardından da ‘Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ adlı otobiyografik eseri yayımlanır.(1916) Aynı yıl Zürih’e taşınan ve büyük yoksulluk çeken Joyce, bütün edebiyat dünyasını derinden sarsacak olan büyük eseri Ulysses’i bir Amerikan dergisinde parça parça yayımlatmaya başlar. Kullandığı bilinç akışı tekniğiyle edebiyat dünyasında yeni bir çağ açmıştır, tabiri caizse. Anlaşılamayan yazar olarak da bilinen yazarın bu kitabı dilimize ancak 1996 yılında Nevzat Erkmen tarafından kazandırılır.(YKY)

“İçine öyle bulmacalar, öyle muammalar kattım ki, akademisyenler yıllarca ne demek istediğimi tartışıp duracaklar, ki bu da ölümsüzlüğümü kesinleştirmenin tek yolu.”

Ulysses’e dair

Joyce ve ailesi iki büyük dünya savaşı arasında Paris’te yaşar. Bu dönemdeyse Joyce, son romanı olan Finnegans Wake üzerinde çalışır. Yaklaşık on beş yıllık bir çalışmanın meyvesi olan bu kitap, 1939 yılında yayımlanır. Bir dil ustası, hatta edebiyat fatihi olan Joyce, 60 farklı dilden aldığı ögeleri kullanarak oluşturur bu romanı.

mehmet-1

“Joyce adeta kelimeleri kulağından tutup onları vermek istediği görevin başına getirmiştir. Altmış farklı dilden yararlandığı söylenen, nehir isimlerinin fiillerle birleştirildiği, eyleme dönüştürüldüğü bu kitaptan yaptığımız çevirileri sadece bir yorum olarak ele almak gerekir. Alıntıların çevrilememesinde karşılaşılan zorluklardan bir diğeri, Joyce’un anlamdan çok kelimelerin tınısına verdiği önemden kaynaklanır. Onu müzik gibi düşündüğü için Joyce’a göre eserin yüksek sesle okunması, anlaşılmasının şartlarından biridir.”
Richard Ellmann, James Joyce- Hayatı ve Eserleri, Kabalcı, 2012 (çev:Zafer Avşar)

mehmet-2

Bilenler bilir, Joyce okumak kolay değildir; peki Joyce’u çevirmek? Hem de kendine özgü bir dil kuran, edebiyatta devrim yaratan bir Joyce’u. Öyle ki, kitaplarının farklı dillere çevrilme sürecinde, Joyce’un kendisi de bizzat katkıda bulunmuştur.
Her yazarın kendini özgü bir dili vardır; Joyce’un ise bir başka. Belki de bu yüzden Finnegans Wake şimdiye kadar sadece sekiz dile çevrilmiştir. (Hollandaca, Almanca, Fransızca, Gürcüce, Japonca, Portekizce, Katalanca ve İtalyanca.) Bu çeviriler arasında epey büyük farklar olsa da, bazı kriterlere göre aralarındaki en iyi çeviri Almancasıdır. Çünkü Almanca çevirisinde metnin orijinal dili de mevcut. Joyce bu kitabı yazarken öyle bir dil yapısı oluşturmuş ki, kitabın üçte ikilik kısmı Çin’de sekiz yılda zor yayımlanabilmiştir.

mehmet-3

Gelelim güzel habere. Uzun yıllardır çevrilemezliği ile bilinen Joyce’un magnum opus’u “Finnegans Wake”, Umur Çelikyay’ın terscümesi ile nihayet Türkçede. Dilimize Finneganın Vahı olarak kazandırılan eser, Aylak Adam Yayınları tarafından üç kitap olarak yayımlanacak.(Tanıtımdan) İlk kitap çoktan kitap satılan her yere gitti bile. Yayınevi olarak, tercüme değil de terscüme kelimesini kullanmaları kitabın dil yapısını şimdiden merak ettiriyor. Kitap, ön siparişi ile çok satanlar listesine girdi bile. Yıllardır edebiyat dünyasını merakla beklediği kitabın kapağı da şöyle:

mehmet-6

 

Kitabın içerisinden alıntıladığımız cümlelere bakacak olursak, Joyce okurlarını zor bir metin bekliyor.

“…ey laikler ile centilrahibeler? Neden, Hıristiyan köpeği adına, bu Kahirekurumuyla koskoca kıtalar inledi!”

“Per omnibus secular iskaliyorum. Amiyin. Ancak geçmiş, bize bir arhabayolu armağan etti.”

“Hiçbiriniz cava dili bilmediğinize göre tüm bu eski meselin bana ait olan hürkolay çevirisinin tümünü sizlere aktaracağım.”

1941 yılındaysa edebiyata veda eden Joyce anlaşılmak için mi yoksa kendisini anlamak için mi yazdı, kimse bilmiyor. Yaşama veda etti diyemiyorum; onun kendi yaşamı, kendi dünyası vardı zira. Hayatını kelimelerin, dilin ve bunlardan ziyade edebiyatın üzerine kuran bir yazar olan Joyce, bugün hâlâ yerini koruyor ve ardından gelen yazarlara ilham kaynağı oluyor. Hayatı edebiyattan ibaret olan bir yazar, hayata değil, edebiyata yumar gözlerini şüphesiz. Anlatılan bir efsaneye göreyse, ölüm döşeğindeyken kafasını kaldırıp şu soruyu sormuştur:
“Kimse anlamıyor mu?”

 

Mehmet Alkaç

İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okur. Dedalus Kitap, Aylak Adam Yayınları, Zeplin Kitap, Fabula Kitap ve Dante Kitap için çeşitli dosyaların editörlüğünde görev yapar. Öykü üzerine çalışır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
James Joyce ve Çeviri Atölyesi 11 Ocak’ta Başlıyor!

Akademi Jurnal’de 2017 yılının ilk atölyesi çeviri üzerine olacak. Gazetekarınca'da yer alan habere göre, öykü ve roman yazarı, çevirmen Fuat...

Kapat