Kadınsız Erkekler | Haruki Murakami

“Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önsezi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çalmadan, hiç beklemediğin bir anda seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız erkeklerden biri olarak anılacaksın. Hep bu soğuk çoğul eki ile…”

 

            Aşk nedir? Diş ağrısı gibi bir şey mi? Merak, macera arayışı ya da sadece ihtimallerin çekiciliği mi? Bilmiyoruz. Saksının içine sığmayan güçlü bir bitki gibi bastırmak istesek de bastıramadığımız bir şey olabilir. Belki de koca bir binayı sarıp sarmalayıp yutan sarmaşık gibi bir şeydir aşk. Her kadının yaptığı gibi her erkek de bir gün düşer bu sarmaşığın dallarına ve sarmaşık onu sarar sarmalar. Her şey değişir bir anda, şüphesiz her şey. Mesela lavanta kokar bir zamanlar sigara kokan bir oda ya da pencereden görünen gri bulutlar yerini okyanus mavisi gökyüzüne bırakır. O kadını düşündükçe her şey, sanki o erkeğin iç organlarının çalışması bile tuhaflaşır, özellikle de sindirim ve solunum sistemi. Erkek hayatındaki tüm boşlukları bin bir umutla doldurur ve her umut için bir yıldız yerleştirir gecenin karanlığına. Her şey güzelken -ya da öyle olduğunu düşünürken – umulmadık bir anda bütün yıldızlar kaybolur, kara bulutlar daha da zifiri kılar gecenin karanlığını. Fonda hüzünlü bir şarkı eşliğinde film biterken yağmur yağıyor; kadınsız bir erkek sokak lambasının solgun ışığının altında elleri ceplerinde boşluğa bakıyor. Kaybetti…  Ne ilkti ne de son olacak; kaybedeceğiz…

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun, git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar, gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı…

Cemal Süreya

Haruki Murakami

Kadın-erkek ilişkilerini ve ayrılıkları konu edinen birçok eser olaya kadının gözünden bakarak yaklaşırken, Haruki Murakami ‘Kadınsız Erkekler’ adlı kitabında tam zıttı bir yaklaşımı tercih ederek sevdiklerinin ihanetine uğrayan, aldatılan, aşklarının kurbanı olan erkekleri ele almış. Yedi farklı hikayeden oluşan kitap kadınlarını, en çok sevdiklerini kaybeden ve aşk-ihtiras zincirinde kaybolan erkekleri konu ediniyor. O kadınla olmaktan keyif alan, mutluluk duyan; keyifli sohbetler ve aceleye getirilmemiş sevişmeler ile dönüşü olmayan bir yola giren bir erkeğin ‘ben aslında neyim’ sorusuyla okuyucuyu derin bir mevzunun içinde bırakan bir hikayeyle erkeklerin aşka nasıl baktığını okuyucuya –özellikle de erkek okuyucuya- sorgulatıyor. Daha sonradan fark ediyoruz ki; aşık olunan kadınla buluşup bedenini onunla birleştirdikten sonra hoşça kal demenin ardından duyumsanan o yoğun kaybetme hissi, bu bin yıllardır değişmeyen bunaltı erkeğin en zayıf noktalarından biridir. Eğer bu noktadan, yani kadınını aşık olduktan sonra kaybederse erkek, kadınsız erkek olarak olarak ömrünün sonuna kadar yaşayabilir. “Eğer ben, herhangi bir nedenle – bu nasıl bir nedendir bilemiyorum ama – mevcut yaşamımdan aniden çekilip alınsam, varlığım sadece bir rakama indirgense, acaba ne olurdum?” diye kendi kendine soruyor hikayelerden birinin kahramanı. Cevabı aslında kendisi de biliyor, tasvir ettiği şey de kadınsız ve sevgisiz kalmaktan başka bir şey değil.

Aşkın en tehlikeli salgını “kaybetme korkusu;” bir kere yakalandığınızda asla durduramazsınız. Ama bu olağan bir şeydir. Bunu direkt olarak kitaptan alıntılayacağımız bir bölümle açıklayalım:

“Aşk aslında böyle bir şeydir. Yüreğinize söz geçiremezsiniz, mantığını yitirmiş bir güç tarafından savrulup durduğunuzu hissedersiniz… Aşık olduğunuz kişiyi kaybetmek istemediğinizi hissediyorsunuz. Hep onunla birlikte olmak istiyorsunuz. Eğer bir daha görüşemezseniz bu dünyanın sonu olur gibi geliyor size. Bu herkesin başına gelebilecek bir durumdur. Tuhaf olmadığı gibi biricik de değildir, yaşamın son derece normal bir sahnesidir.”

 

Kısaca, birine aşık olan herkes mutlaka kaybetme korkusu hissedecektir. Bu, yazarın da dediği gibi yaşamın bizlere sunduğu son derece normal bir sahnedir.

 

Sonuç olarak ‘Kadınsız Erkekler’ aracılığı ile Murakami çok önemli bir noktaya değiniyor: Her insanoğlu gibi erkeklerin de duyguları vardır ve bazen ihanete uğrayan ya da kaybeden taraf onlar olabilir. Yine de bir kadını yitirmek, tüm kadınları yitirmek midir? Yoksa salt gerçekliği yaşarken, o gerçekliği unutturan özel anlar, yalnızca kadınların sağladığı bir şey midir? Cevapsız; çünkü ucu açık, yaşantılara bağlı. Belki de bu yüzden yazar da bazı hikayelerin sonunu açık bırakmış. Çünkü yaşanılan deneyimler bu durumlara farklı cevaplar verecek ve hikayelere farklı sonlar getirecek. Sevgilerimiz, sevgililerimiz, aşklarımız ve  onları kaybettiğimizdeki yaralarımız hep farklı farklı olacaktır. Sonsuza kadar kadınsız bir erkek ya da erkeksiz bir kadın olur mu? Çok karmaşık… Yine de insanoğlu sevdiğini kaybettikçe  sanat daha da  beslenecek ve güçlenecektir…

“Sen açık renkli Acem halısısın, yalnızlık ise çıkmayan Bordeaux şarabının lekesi…” diyor Murakami. Yine de kitap bitti, tertemiz bir sayfa açalım.

 

“Uygun bir kişi mutlaka çıkar karşına. Birini bulmak o kadar güç olmamalı senin için. O kişi ben olamadım ve sana acımasızca davrandım. Bunun için çok ama çok üzgünüm. Ama seninle benim ilişkimiz, en başından beri yanlış deliğe iliklenmiş düğme gibiydi. Seni daha normal ve mutlu bir yaşamın beklediğini düşünüyorum…”

Okumadan geçmeyin: Paris Semalarında Süzülen Evler: Laurent Chéhere

Bünyamin Özcan
Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kuzey Işıklarını İzleyebileceğiniz En İyi 6 Yer

Doğa'nın en büyüleyici gösterilerinden birine şahit olmaya hazır mısınız? Kuzey Işıkları ya da orijinal adıyla Aurora Borealis'i görmek mi istiyorsunuz?...

Kapat