Kahve Tarlalarında Japonlar

 

Japonya dışında yaşayan en fazla Japon nüfusunun Brezilya’da olduğu, kolaylıkla akla gelir miydi dersiniz? Ama öyle, Japonya dışında yaşayan 2,6-3 milyon arası nüfusun yaklaşık 1,5 milyonu Brezilya’da yaşıyor.

Japonların Brezilya’ya göçü 1908 yılında başlıyor. 1800’lerin sonunda Japonya’ya derebeyliklerin son bulmasıyla gelen Meiji Restorasyonu dönemi, anlaşılan o ki her insanın hayatını olumlu olarak etkilemiyor. Finansal anlamda sefalete düşen bir kısım Japonlar, çareyi köleliğin yasaklanmasının ardından işçi sayısında dara düşen Brezilya’ya, kahve tarlalarında çalışmaya gitmekte buluyorlar. Öncelikle yüksek kazanç ve daha iyi çalışma koşulları düşüncesiyle göç eden ilk Japonlar (issei nesli), ilk aşamada aradıklarını bulamayıp, düşük ücret ve kötü çalışma koşullarına razı oluyorlar.

kahve-tarlalarinda-japonlar (2)

Finansal zorlanmanın yanında, kültürel ve hatta iklimsel olarak da kendilerinden çok farklı buldukları bu ülkede, sosyal olarak da zorlanıyor göçmenler. Genellikle kahve ekim alanlarının yoğun olduğu São Paulo etrafında konumlanan Japonlar, kendi okullarını kurmanın da dahil olduğu birtakım süreçlerle, kendi içlerinde kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Hatta bu anlamda Brezilyalılar tarafından çözünmez, asimile edilmesi zor olarak değerlendiriliyorlar. Özellikle ilk jenerasyonlar kendi içlerinde evliliği tercih ediyorlar çoğunlukla. Bunun sonucu olarak da, evde Japon aile değerleri ile yetişen gençler, dışarıda Brezilya kültürü ile yaşamaya devam ediyorlar. Nitekim zaman geçtikçe, sansei  (3.jenerasyon) ve yonseiler (4. Jenerasyon) arasında Japonca bilme oranı giderek azalıyor. Gerçek anlamda çözünme olarak adlandırmak mümkün müdür bilmem, ancak diğer kültürle kaynaşma jenerasyonlar geçtikçe artıyor. Bunun diğer etkisi olarak da elbette, Brezilya’daki Japon göçmen popülasyonu içerisinde, farklı nesiller arası iletişim gittikçe zorlaşıyor.

kahve-tarlalarinda-japonlar (3)

İkinci Dünya Savaşı sırasında ise, Brezilya içerisinde yaşayan Japonları daha zor zamanlar karşılıyor. Hem savaş ortamında ülkelerine dönmek gibi bir olasılığın hayli düşük olmasından hem de Japonya’ya savaş ilan eden Brezilya’nın, ülkesindeki Japonlara da baskı uygulamaya başlamasından dolayı hayatları biraz daha zorlaşıyor. Ülkeden çıkışlarına düzenleme getirilirken, Japon okulları birer birer kapatılıyor ve aralarındaki iletişime kısıtlama getiriliyor. Beyaz ırkın sayısını artırma amaçlı böyle bir göçe olanak veren Brezilya, eş zamanlı onları dışlamaktan da çekinmiyor. Kısa yoldan zengin olmak gibi büyük amaçlarla ülkelerinden kalkıp gelen Japonlar, hem sosyal, hem kültürel hem de finansal anlamda ciddi zorluklarla karşılaşıyorlar.

Peki, Japonların etkisi ne oluyor Brezilya’ya? Finansal anlamda daha organize bir tarım sistemine geçişi sağlayıp, ürünlerin ticaretine de önemli fayda sağlıyorlar. Çalışkanlıkları sayesinde zamanla biriktirdikleri paralarıyla toprak sahibi oluyorlar ya da ekonomik refah seviyelerini artırıyorlar. En başta umdukları kısa yoldan zengin olma hayalleri gerçekleşmiyor belki ama zamanla azımsanmayacak yol kat ettiklerini söylemek yanlış olmaz sanırım.

kahve-tarlalarinda-japonlar (4)

Japonlar vatanlarına dönmeyi düşünmüyorlar mı? Elbette. 1980lerin sonunda Brezilya’nın içinde bulunduğu darboğaz, 1990larda Japonya’nın işçi yokluğu ile birleşince, 350.000’nden fazla Japon kökenli Güney Amerikalı vatandaş, Japonya’ya gidiyor. Ancak bu göçmenler, Japonya’da talebin düşmesine bağlı yavaşlayan ekonomi en önemli sebep olmak üzere, ülkelerine geri gönderilmek isteniyor. Japon hükumeti, bahsi geçen göçmenlerin sonradan ülkeleri olan ülkelerine aslında geri dönmeleri için üzerine para ödüyor. Sosyal anlamda ise, Japonya kültürüne ve sosyal yaşamına adapte olmakta zorlandıkları görülüyor. Zaman zaman basit cümleleri bile anlamakta zorlandıkları, çocukların eğitim sistemine adapte olamadıkları iddia ediliyor.

Her iki tarafa da ait olamayan bu insanların hikâyesi size de tanıdık gelmiyor mu? Aslında birçok yönden ne kadar da Almanya’ya göç eden Türklere benziyorlar değil mi?  Her iki tarafa da ait, ama hiçbirine ait olmayan…

Kaynak:

www.tofugu.com

www.edition.cnn.com

www.discovernikkei.org

www.japansociology.com

www.nytimes.com

 

 

 

Cansu Tazegül

Orta Doğu Teknik Üniversitesi iktisat mezunu. Seyahat, sinema, fotoğraf ve edebiyatla yakından ilgileniyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sevgiliye Son Öpücük

Alman asıllı fotoğrafçı Alfred Eisenstaedt ile 1940'lı yıllarda Pensilvanya Tren İstasyonundayız, Eisenstaedt savaşın aldıklarını göstermek için elinde fotoğraf makinesiyle orada....

Kapat