Kalp Devrimi / Sevdalı Bulut, Nazım Hikmet

“Derviş servinin altına oturdu. Kuşağından neyini çıkardı. Üflemeye başladı. Neyin deliklerinden ağaçlar fırladı havaya, sanki ağaçlar neyin içindeydi de derviş üfledikçe dışarı fırlıyorlardı. Neyin deliklerinden dağlar, dereler, yollar fırladı havaya…”

            Sevdalı Bulut, Nazım Hikmet’in çocuklar için yazdığı masallardan derlenmiş bir kitap. İlk kez 1955 yılında Fransa’da yayımlanan masallar önce Rusya’da okurla buluşur; ardından Makedonca’ya ve Arnavutça’ya çevrilir. Türkiye’de 1968 yılında Cem Yayınevi tarafından yayımlanır. Kitabın hafızalara kazınan kapağı, büyük usta Oğuz Aral’ın eseridir.

Kitaba adını veren Sevdalı Bulut masalı, Nazım’ın dünyasını anlatır aslında. Onun kalbindeki sevgi ve umut, masaldan dışarıya yayılıp kendileri için bir ülke kurar. Masalda dervişin üflediği neyden fırlayan dağlar, yollar ve derelerle Ney ülkesini kurduğu gibi…

          Derviş neyini yeniden üflediğinde, delikten ay yüzlü Ayşe kız fırlar. Ayşe kız ve mis gibi kokan çiçek bahçesi… Dervişin neyinden bir bulut bir de Kara Seyfi çıkar. Varlıklıdır Kara Seyfi; Ney ülkesindeki beygirler, kervanlar, tarlalar onundur. Yine de gözleri hırsla parlar, Ayşe kızın çiçek bahçesine göz koyar. Ayşe kız bahçesini ona vermeyince her türlü hileye ve hainliğe başlar.

Bulut Ayşe’ye sevdalıdır, Kara Seyfi ile mücadeleye kararlıdır. Korkmaz, yılmaz; ne yapıp edip kurtaracaktır Ayşe kızla bahçesini. Ney ülkesindeki her şey yardımlarına koşar. Ay, tavşan, at ve diğerleri bir olup katılır mücadeleye. Kara Seyfi, kuraklık ülkesinden getirdiği toprakları Ayşe kızın bahçesine dökünce, bahçe kuruyup solmaya başlar. Sevdalı Bulut, çiçek bahçesini kurtarmak için feda eder kendini, yağmur olup yağar. Gökyüzünde büyük bir mücadele başlar. Deli rüzgâr buluta saldırınca, kalp biçimine bürünür bulut. Rüzgârla çarpışınca bin parçaya bölünür, bin yürek olur gökyüzünde. Ak güvercin hemen uçup geri getirir kırılıp dağılan parçaları. Böylece kötülere karşı, kocaman tek bir yürek olurlar. Bulut yağdıkça yağar Ayşe kızı ve bahçesini kurtarmak için. Yok olana dek yağar, canını feda eder onlar için. Ve başarır; mücadeleyi kazanır. Çiçekler soluklanıp yeniden açar. Ayşe kız sevinir sevinmesine ama bulut yok olup gittiği için üzgündür. Fakat kederi boşunadır. Yağan yağmurlardan, ışıklı göğe mavi bir buğu yükselir; ve yeniden doğar bulut.

            “İyi insanlar, iyi hayvanlar, iyi bulutlar hiçbir zaman kaybolmaz. Seven ölmez…” der Nazım masalın sonunda.

            Sevdalı Bulut masalı, sevgiyi, umudu ve iyiliği yüceltir. Nazım’ın dünyasında, tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi iyiler ve kötüler vardır. Kötülük güçlü ve acımasız olsa da mücadele daimdir. Olmaz denen her şey olur mücadelede; imkansız diye bir şey yoktur. Sonunda da kazanan daima iyilik olur. Yaşam böyle bir döngüdür Nazım’a göre. Bu güçlü ve akıl almaz döngü daima iyiliğin peşindedir. Yaşamın özünde her şey birdir, birlik içindedir. Döngü kötünün karşısındadır; içinde barınan her şey birlik olur kötülüğü yenmek için. Döngünün gücü buradadır.

Kara Seyfi’ye çalışan rüzgâr bile sonunda gerçeği görüp yön değiştirir. Kara Seyfi’nin dümenini fark edip, iyilik için çalışmaya karar verir. Bu yüzden yenilmeye mahkumdur Kara Seyfi. O da dervişin neyinden, onun soluğundan fırlamıştır. Güçlüdür, tüm varlığıyla oradadır, döngünün parçasıdır. Mücadeleyi ateşler ama güçlense de, yakıp yıksa da kazanamayacaktır. Bire karşı tektir çünkü. Mücadele ‘birlik’le kazanılır; birlikte başarılır. “Bir” olanı yenmek imkânsızdır; eksilirse yeniden doğar, azalırsa çoğalır. Bu yüzden her rüzgâra kapılıp gitmemelidir insan. Güç ve hırs tutkusuna yenik düşmeden, özüne, kalbine sadık kalmalıdır.

Bu anlatım içerisinde, Nazım’ın dünya görüşü ve insan sevgisi aydınlanır. Yetişkin bakış açısıyla, birlik ve mücadele kavramları, onun siyasi görüşlerinin  ve devrimci kimliğinin yansıması olarak düşünülebilir. Birlik ve mücadele ruhunun, Komünizm temelli düşüncelerle yoğrulup masalın satırlarına sindiği söylenebilir. Fakat Sevdalı Bulut’un dünyası, bu ruhu kapsarken, onun ötesindedir. Öykünün ruhu, tüm siyasi kavramların üzerinde; evrensel ve hümanisttir. Siyasi görüşlere ve zihinlere değil kalplere seslenir; barışın, sevginin, umudun diliyle konuşur. Resmedilen döngü, toplumsal ve siyasal sistemlerin ötesindedir. Varoluşsaldır. Yaşamsaldır. İnsanoğlunun öz benliğini, sınırların ötesindeki birliğini anlatır. Masalın dünyası, siyasi kavramların sınırları içinde bırakılmayacak kadar sınırsız bir dünyadır. Nazım’ın devrimci kişiliği, tüm kavramsal sınırların sınırın ötesinde, deyim yerindeyse, bir kalp devriminin umuduyla masalın satırlarına yansır belki de… Sevdalı Bulut, Ayşe kız ve bahçesi için kalbini ardına dek açar; sevgisini yağdırır. Kendinden vererek, fedakarca… Bugünkü yaşamlarımızda kaçındığımız, tam aksine inandığımız yüce bir değeri  okura anımsatır. Nazım’ın bakış açısıyla, var olan her şey bir olup iyilik için çalışacak, yaşamın döngüsü – her zaman öyle görünmese de – daima iyiliğe doğru evrilecektir. Yaşama dair böylesine güçlü bir inanç, umut ve birlik duygusu olmadan, mücadeleyi kazanmak imkânsızdır.  Nazım, sevdalı bulutun masalıyla kalbini ardına dek açmış, umudunu ve inancını dünyayla paylaşmıştır. Umudunu var edecek bir ney ülkesi kurup onu bu masalda yaşatmıştır.

Nazım’ın ardına dek açtığı kalbinden dışarıya neler yayılmıştır? Bulutun Ayşe kıza sevdası, dünyanın insana sevdasına benzer. Bulutun Ayşe kızı ve bahçesini kurtarması, dünyanın bir insanı kurtarmak için çabalamasıdır. Bir insan için yılmadan, yorulmadan mücadele eder Nazım’ın hayalindeki dünya. Var gücüyle, birlik içinde… Bir insanı ve mis gibi kokan bir çiçek bahçesini kurtarmak içindir tüm mücadele. Kazanıncaya dek… Bir insan, bir çiçek bahçesidir belki Nazım için. Bir insan ve bir çiçek bahçesi, ne pahasına olursa olsun, kurtarılmaya değerdir.

Sevdalı Bulut’un güzelliği, yalnızca iyinin kötüye galip gelmesinde değildir. Bir insan ve bir çiçek bahçesi için umutla, inançla, fedakarlıkla verilen koşulsuz mücadelededir.

            Sevdalı bulutun masalı bir ütopya mıdır? Nazım’ın mücadelesi, bu uğurda yaşadığı ömür gerçektir. Umuda, sevgiye, barışa dair sonsuz bir inançla, tüm insanlar ve tüm çiçek bahçeleri için tüketilmiştir.

Belki de iyiliğin yolunda yürürken ihtiyacımız olan, birbirimize ve bizden olmayan her şeye sımsıkı kapattığımız kalplerimizi açacak naif bir kalp devrimidir…

 

Manşet görseli: KAFA Dergisi 10. Sayı

Aslı Eti
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümü
İletişimci, yazar
Sanat Karavanı Yazarı

1 Comment

  1. Ömercan Dinç

    23 Nisan 2017 at 14:34

    Nazım Hikmet kalplerimize dokunan yüreğimize işleyen bir yazardı. Çok güzel bir yazı olmuş tebrik ederim. Takipteyim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sinematografisiyle Tarihe Geçen 10 Film

Barry Lyndon 18. yüzyıl Avrupasında geçen hikayenin başkahramanı Redmond Barry adında İrlandalı bir genç. Redmond Barry’nin Yedi Yıl Savaşları’na katıldıktan...

Kapat