Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine | Shakespeare

Ne diyordu şair:

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için…

Bu güzel sözler  Shakespeare ait. Sanki kazanmak bir melek, kaybetmek bir şeytan gibi; kazanmak onurlu bir iş, kaybetmek pespaye bir iş gibi geliyor değil mi?


Resimde gördüğünüz yeşil korkunç yüz kaybetmek. Diğer yüz kazanmak gibi sanki. Resmi de Picasso yapmış gibi. Hayır sevgili okur, tüm sorularımın cevabı hayır. Marc Chagall,
I and the village (1911) (Ben ve köy) adlı çalışmasından. Resme yakından bakınca hatta ters bir şekilde bakınca bir sürü detay sizi karşılıyor, tıpkı hayat gibi, tıpkı kazanmak ve kaybetmek gibi değil mi?

Bakın Shakespeare ne diyor:

Bütün dünya bir sahnedir
Ve bütün erkekler ve kadınlar,
Sadece birer oyuncu.
Girerler ve çıkarlar.
Bir kişi bir çok rolü birden oynar,
Bu oyun insanın yedi çağıdır.
İlk rol bebeklik çağıdır,
Dadısının kollarında agucuk yaparken,
sonra mızıkçı bir okul çocuğu,
Çantası elinde, yüzünde sabahın parlaklığı,
Ayağını sürerek okula gider.
Daha sonra aşık delikanlı gelir,
İç çekişleri ve sevgilinin kaşlarına yazılmış şiirleriyle.
Sonra asker olur, garip yeminler eder.
Leopara benzeyen sakalıyla onurlu ve kıskanç,
Savaşta atak ve korkusuz,
Topun ağzında bile şöhretin hayallerini kurar.
Sonra hakimliğe başlar,
Şişman göbeği lezzetli etlerle dolu,
Gözleri ciddi, sakalı ciddi kesimli.
Bilge atasözleri ve modern örneklerle konuşur,
Ve böylece rolünü oynar.
Altıncı çağında ise palyaço giysileriyle,
Gözünde gözlüğü, yanında çantası,
Gençliğinden kalma pantolonu zayıflamış vücuduna bol gelir.
Ve kalın erkek sesi, çocukluğundaki gibi incelir.
Son çağda bu olaylı tarih sona erer.
İkinci çocukla her şey biter.
Dişsiz, gözsüz, tatsız, hiçbir şeysiz.

7 çağı olan bir varlık bir sürü role bürünür ve kazandın ya da kaybettin derler ona. Ölüm kaybetmek midir? Yaşam da kazanmak mıdır?

Yaşarken de ölmez mi insan ? Otomatikleşmek bir nevi yaratıcılığınızın ölmesidir. Yaratıcılığınız ölürse siz de ölürsünüz. Sevdiğiniz biri ölürse siz de ölürsünüz ve hayalleriniz ölürse siz de ölürsünüz. Hayattan haz almak gerek  ve kendin için yaşaman gerek sevgili okur. Beklentisiz bir şekilde… Hayallerinizi öldürmeden her gün daha sağlam basarak en azından deneyerek!

Kendimi her zaman mutlu hissederim.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü kimseden bir şey ummam, beklentiler daima yaralar.
Hayat kısadır, öyleyse hayatınızı sevin.
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
Sadece kendiniz için yaşayın ve konuşmadan önce dinleyin,
Yazmadan önce düşünün, harcamadan önce kazanın,
Dua etmeden önce bağışlayın, incitmeden önce hissedin,
Nefret etmeden önce sevin, vazgeçmeden önce çabalayın,
Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur, onu hissedin,
yaşayın ve ondan hoşnut olun.

Yok ben demiyorum, yine Shakespeare diyor. Bir şeyden vazgeçmeden önce çabalayın, ki bunu toplum olarak pek sevmeyiz, biliyorum. Armut piş ağzıma düş istiyorsunuz, hep kazanalım hiç kaybetmeyelim hep gülelim hiç ağlamayalım diyorsunuz. Kazanmak ise istemeden bir şeyi, bu gerçekten kazanmak mıdır? Kaybetmek ise bir şeyi çok isteyerek, bu gerçekten kaybetmek midir? Anlamlara takılıyoruz değil mi? Resmin bütününe takılıyoruz ve önyargılara bazen ayrı ayrı bakmak gerekir görmek için ve bazen bütün olarak.  Anlamlara takılmayın, insanlara takılmayın yaşayın ve gitsin evet 7 çağımız var birbirinden değerli hani diyorlar ya Carpe Diem ( Anı yaşa) aynen öyle.

Kendini boşuna harcamış olur insan,
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey, kuşkulu bir mutluluksa.

Ve burada sizinle çoğu yazara hak verdik. Shakespeare hayatı en iyi anlayan şair ve bizlere anlatan şair değil mi? O zaman bir Shakespeare sözü ile bitirelim:

“Dünü ya da bugünü değil anı yaşamalısınız. Çünkü şimdi olacaksa bir şey; yarına kalmaz. Yarına kalacaksa eğer; bugün olmaz.’”

 

Okumadan geçmeyin:

İnsan Nedir?

 

 

Berna Sakman
Psikolojik Danışman
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Ünlü Yönetmenlerden Kısa Filmler

Uzun metraj filmlere nazaran, kısa metraj film yapmak daha zordur. Bunun başlıca sebebi ise zaman gibi bir kısıtının olmasıdır. Bir...

Kapat