Kendi hikayesini didik didik etmemiş birinin başkalarına anlatacak bir hikayesi olamaz. / Kieslowski

”Her şeye kavuştuk ama bana öyle geliyor ki, elde ettiğimiz şeyler hayal ettiklerimizle alay etti” diyerek, kifayetsizlik ve acizlik kavramlarına vurgu yapmış Krzysztof Kieslowski.

Kieslowski, Varşova doğumlu, dünya sinemasının önemli yönetmenlerinden. 1989 yılında Polonya devlet televizyonu için Dekalog serisini çekiyor. Bu seriden “öldürmeyeceksin” ve “zina yapmayacaksın” temaları üzerinden Krótki film o Zabijaniu ve Krótki Film o Milosci filmlerini çekiyor. Daha sonra çektiği 1991 yılındaki La Double Vie de Véronique filmi bir yerde sinemayla uzak-yakın ilgilenen herkesin bildiği Trois Couleurs serisinin habercisi niteliğinde, çünkü bundan önce çektiği filmlerinde renkleri bu kadar baskın ve sinema dilinde anlam yükleyerek kullanmıyor. Tesadüf eseri kesişen insan hayatları filmlerinin büyük ölçüde konularını oluşturuyor. Kader kavramına büyük önem verip bu tutkusunu bütün filmlerinde aksettiriyor. Gündelik kavramların bize çok yabancı olduğu hissiyatını yaşatır çoğunlukla. Mistik bir hava hakimdir filmlerinde. Aşkı, ölümü, müziği, rengi, rengin yokluğunu… Onun fırınından tatmak gerekir.

Kieslowski kendinden bahsettiği belgeselinde “Amerika hakkında sevmediğim şey yüksek derecede kişisel tatminle karışık boş laf peşinde koşulması. Amerikalı menajerime nasılsın desem bana “i am extremely well” diye cevap verir. “Okey” ya da “well” değil “extremely well” olmalıdır. Ben “extremely well” değilim. Ben hiç de “well” değilim. İngilizce bir deyiş kullanmak gerekirse “i am so-so.”” diyor.

”Bu dünyanın sadece Camus ve Dostoyevski’nin dünyası olduğu doğru değil. Onlar da bu dünyanın bir parçasıydı ama bu dünya aynı zamanda kovboy ve kızılderililerin dünyası, Tom Sawyer ve bütün o kahramanların dünyasıydı. Hem kalitesiz hem de kaliteli edebiyatı aynı ilgiyle okurdum. Dostoyevski’den mi yoksa kovboyların maceralarını yazan üçüncü sınıf Amerikan yazarlardan mı daha fazla şey örendim kestiremiyorum, bilemiyorum. Hayatta dokunup satın alabileceğiniz maddi şeylerden daha önemli şeyler olduğunu uzun zaman önce öğrendim. Özellikle de kitaplar sayesinde.”


”Kişisel olarak ben pek rağbet görmeyen bir görüşe sahibim. İnsanların doğuştan iyi olduklarına inanıyorum. İyi olmak herkesin doğasında var. Ancak sonra şu soru ortaya çıkıyor: Herkes iyiyse kötülük nereden geliyor? Buna verecek mantıklı ve akılcı bir cevabım yok ama genel olarak konuşursak insanlar bir noktada artık iyi olanı ortaya çıkaracak durumda olmadıklarını anlıyorlar ve ben kötülüğün bu gerçekten doğduğunu düşünüyorum. Kötülük bir tür hayal kırıklığından doğuyor. İnsanların bunu bilinçli veya bilinçsiz yapmaları tamamen konu dışı. Neden iyi olanı yapamayacak oldukları konusunda fikir yürütmekse imkansız, binlerce farklı sebebi olmalı.”

Kendisi ile ilgili çok az bilinen bir anektotla bitirelim:

Askerlikten korunmak için öğretmen okuluna gidip resim dersi almış ve gerçekten berbat bir çizermiş Kieslowski. Neyse ki askerlikten yırtmış. Savaş zamanında bile orduya alınmayacak derecede hem de. Çünkü elinde şizofreninin çok ciddi bir türü olan çifte şizofreni raporu varmış. Yoklama heyetinin karşısına çıktığında normalden on altı kilo azmış. Boyu 1.81 imiş ve altmış beş kiloymuş. Bu sebeple ilk önce yetersiz fiziksel özellikleri sayesinde askerlikten bir yıl uzaklaştırılmış. Bu uzaklaştırmanın garanti olması için 25 kilo vermeye karar vermiş ve kilo kaybetmeye başlamış. Yoklama heyetinin karşısına çıktığında on gündür açmış. Normalden 23-24 kilo eksik çıkmış ama daha sonra tartıların bozuk olduğu anlaşılmış.
Askerlik macerası şizofreni hikayesiyle son bulmuş. On günlüğüne askeri hastaneye yatırılıp sorguya çekilmiş. Kendisinin iyi hissetmediğini, her şeye karşı ilgisini kaybettiğini söyleyip kliniğe başvurmuş. Yoklama heyeti tarafından tekrar çağrıldığında onlara ordudan sakin bir iş istediğini söylemiş.

Onlar da orduda sakin bir iş olmadığını belirtmişler bunun üzerine Kieslowski on günlüğüne askeri hastaneye yatırıldığından hiçbir şey yapmak istemediğinden bahsetmiş ve adamları daha da inandırabilmek için dört saat boyunca annesi için nasıl fiş yaptığını anlatmış. Daha sonraki iki gün boyunca adamlara evin bodrumunu nasıl temizlediğini de anlatmış ve adamlar da ona on gün sonra mühürlenmiş bir zarf vermişler. Zarfın içinde çifte şizofreni raporu varmış ve böylece Kieslowski askerlikten muaf tutulmuş.

 

Okumadan geçmeyin:

”Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin.” Gandhi (Mutluluk Üzerine)

Ozan Aziz Dilber

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Canon’dan ‘Yaz Hikayesi’ni Fotoğraflayana 1 Yıllık Dünya Turu Hediye!

1 Yıl Boyunca Dünyayı Gezip Fotoğraflamak Üstüne Bir de Para Almak İster Misiniz? O zaman bu haberimiz tam size göre....

Kapat