“Kim Bilir, Belki De Bir Çılgındır Bana Çılgın Diyen” Sophokles

“Öbür dünya da kim bilir nasıldır “iyi”nin tanımı… Nefret için değil, sevmek için yaratıldım.”

Konusunu Labdakos ailesinin efsanesinden alan, Sophokles’in Antigone adlı oyunu bir aile tragedyası üzerine kurulu. Antigone, iktidar hırsı ve onun getirdiği sonuçları dile getirirken, kadın karakterinin direngeç yapısını müthiş bir üslupla açığa çıkartmış.

Kardeşinin ölüsünü gömmeyen, aynı zaman da kral olan dayısı Kreon’a başkaldıran, ölümü bile göze alan Antigone… Sophokles, Antiogne karekterini oluştururken dönemin kadın algısınada değinmiştir.

Nitekim Antigone, kız kardeşi İsmene’den  Polyneikes’i gömmek için yardım ister. İsmene’nin verdiği karşılık ise Antigo’den farklı olacaktır. “Aklından çıkarma sakın, kadınız biz, altından kalkamayız erkeklerle mücadelenin.”

Antigone ise; başkaldıran cesur yapısından ödün vermez. “Sadece gücüm tükendiğinde pes edeceğim.”

Antigone, aynı zamanda Kral Kreon’un oğlu Haimon ile nişanlıdır. İsmene onları birbirinden ayırmamak için diretir. Ancak Kreon’un söylediği sözler bir kadına verilen değeri gözler önüne serer. “Tohumunu ekecek başka tarla bulur oğlum. Utanmıyor musun çoğunluktan farklı olmaya? Bir kadına yenildi diyeceklerine yüz kez bir erkeğe yenilmeyi yeğlerim.”

antigone

Kreon’un taht hırsı ve kibri onu pek çok hataya sürükleyecektir.” Ama bir insan iktidar ve yasalarla sınanmadı mı; düşüncelerini, tercihlerini ve ruhunu anlamak mümkün değil. Ezelden beri bunu bilir bunu söylerim: Bir ülkeyi yönetirken en doğru kararları veremeyen, bir kenara çekilerek korkusundan ağzını açmayan bir kral kötüdür.”

Öyle ki, Haimon babasının hırslarını en güzel sözlerle dile getirecektir. “Hiçbir ülke hiç kimsenin malı değildir”.

Paranın gücüne de değinen Sophokles,  Kreon ile haberci arasındaki diyaloğu ustaca işlemiştir.

“Çoğu zaman insanları mahveder para hırsı. İnsanlığa para kadar zarar vermiş başka hiçbir icat yoktur dünyadan. Para kentleri tutsak eder, yuvalar yıkar, dürüst insanları baştan çıkararak utanca boğar, İnsanları kurnazlığa yönlendirerek, her hareketlerinde saygısız olmayı öğretir. Ama para karşılığı bu işe girişenler, er ya da geç bedelini öder.”

Kreon, evine gelen Kâhin Theiresias’ ı para peşinden koşmakla suçlar.  Theiresias’ında cevabı gecikmez.

“Kral milleti de yolsuzluk peşinde.”

Nitekim oyunun sonunda Kreon,  Antigone’yi taşlarla çevrilmiş bir zindana kapatır. Kahin Theiresias’ın öğütlerini dinlemeye razı olan Kreon, Antigone’yi kapattığı yerden çıkarmak için yola düşer. Ancak gördüğü manzara karşısında dehşete kapılır. Antigone kendini asmış ve oğlu Haimon’da sevdiğine sarılı halde kılıcı kendine saplamıştır.

antigone

Ey mezar, ey kayalar içinde oyulmuş gelin odası, ey içinde ebediyen oturacağım karanlık zindan! Ben şimdi oraya, soyumdan olan insanların yanına gidiyorum. Onların hemen hepsini Persephone ölüler diyarına aldı. Ve ben, onların en sona kalan en zavallısı, ömrüm sonuna varmadan oraya gidiyorum. Fakat içimi bir ümit kaplıyor; babam beni sevinçle karşılayacak. Anneciğim, sen de sevineceksin! Ey sevgili kardeşlerim, siz de memnun olacaksınız! Öldükten sonra ben sizi bu ellerimle yıkadım, giydirip süsledim ve mezarınıza sular döktüm. İşte, ey Polyneikes, senin vücudunu toprakla örttüğüm için gördüğüm mükafat bu oldu. Ama iyi insanların nazarında, sana karşı gösterdiğim saygıda haklıydım. Çünkü eğer ben bir çocuk anası olsaydım yahut ölüm kocamı alıp götürseydi, hiçbir zaman, bütün şehre karşı gelerek bu işi üzerime almazdım. Niçin mi böyle söylüyorum? Çünkü ölenin yerine başka biri kocam olurdu ve kaybolan çocuğumun yerine başka birinden çocuk sahibi olurdum. Fakat şimdi anam ve babam Hades’te bulundukları için, benim yeniden bir erkek kardeşim olmasına asla imkan yoktur. İşte kardeşim, her şeyden evvel bunu düşünerek sana ölümünde saygı gösterdim ve işte bunun için yaptıklarım Kreon’a bir cürüm gibi, küstahça bir isyan gibi geliyor. Ah sevgili kardeşim! Şimdi beni zorla yakalıyor, gelin olmadan, düğün şenliğini görmeden, evliliğin nimetlerini ve çocuk bakmanın saadetini tatmadan sürükleyip götürüyor. Ben, zavallı, dostlardan mahrum, terk edilmiş olarak, canlı canlı, ölülerin karanlık çukuruna ineceğim. Tanrıların hangi kanununu çiğnedim ki? Bu bedbaht halimle tanrıların yüzüne nasıl bakacağım? Tanrılara karşı vazifemi yaptığım için bana tanrısız dediler, artık ben kimi imdadıma çağıracağım? Fakat ne olursa olsun, eğer tanrılar bunu uygun buluyorlarsa, ben tahammül edip suçlu olduğumu itiraf ederim; fakat bunlar suçlu iseler, dilerim ki, bana haksız yere yaptıklarından daha beterine uğramasınlar.”

Antigone, Karakterleri ve trajedisiyle oldukça etkili bir oyun olma özelliğine sahip. Sophokles’in tragedyadaki kişi sayısını arttırması da kurguyu güçlendirmede oldukça etkili.

 

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Ferzan Özpetek’in ‘İstanbul Kırmızısı’ Filminin Fragmanı Yayınlandı!

Yönetmen Ferzan Özpetek'in güçlü  oyuncu kadrosuyla vizyondaki yerini almaya hazırlanan son filmi 'İstanbul Kırmızısı'nın fragmanı yayınlandı. Senaristliğini ve yönetmenliğini Ferzan...

Kapat