“Kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum.” – V.

İngiltere, Londra doğumlu 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Virginia Woolf’un çalkantılı ve melankolik yaşantısı, eşi ve sevgilisine bıraktığı veda mektubuyla son buldu.

virginia-woolf-son-mektup

1941 Mart ayında henüz 59 yaşında iken, kendini evinin yakınındaki Ouse Nehri’nin sularına bırakarak intihar eden Woolf, öldüğü güne kadar ilginç ve karmaşık bir hayat yaşadı. Annesinin, ardından babasının ve daha sonra kardeşlerinin ölümleri, kendisinin zaten sahip olduğu melankolik ruh hali ve özel yaşamındaki tercihleri onu ağır taşlarla dolu ceketiyle Ouse Nehri’nin derinliklerine sürükledi.

“Resim yapmaya, yazmaya, akşamları saat 9’da çay yerine kahve içmeye kararlıydık. Her şey yeni, her şey başka olmak zorundaydı. Her şey denendi…”

2014-08-03-NPG_856_1299_VirginiaandLeo2-thumb

Woolf’un, onun iyileşmesi için çabalayan ve ona her anında destek olmaya çalışan eşi Leonard’a duyduğu sevgiye, belki de bir çok aşk romanında göremeyeceğimiz şekilde sade, gerçek, hüzünlü ve güçlü bir şekilde şahit oluyoruz bu son mektubuyla.

Bu bir kaçış mı, bir vazgeçiş mi ya da korkusu ölmek değil de sevdiği adamı üzmek olan bir kadının çaresizliği mi, onu sizin yorumunuza bırakıyorum…

Türkçe çeviriyle bile tüylerimin diken diken olmasına rağmen, mümkünse mektubun direkt Woolf’un kaleminden çıkmış halini okumanızı tavsiye ediyorum.

dearest,

i feel certain that i am going
mad again: i feel we can’t go
through another of these terrible times.
and i shant recover this time. i begin
to hear voices, and cant concentrate.
so i am doing what seems the best thing to do. you have
given me
the greatest possible happiness. you
have been in every way all that anyone
could be. i dont think two
people could have been happier till
this terrible disease came. i cant
fight it any longer, i know that i am
spoiling your life, that without me you
could work. and you will i know.
you see i cant even write this properly. i
cant read. what i want to say is that
i owe all the happiness of my life to you.
you have been entirely patient with me &
incredibly good. i want to say that-
everybody know it. if anyboy could
have saved me it would have been you.
everything has gone from me but the
certainty of your goodness. i
cant go on spoiling your life any longer. i dont think two
people
could have been happier than we have been.
v.

—–

Sevgilim,

Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok: Böyle korkunç bir dönemi bir kez daha kaldıramayacağımızı hissediyorum. Aynı zamanda, bu kez toparlanmayı başaramayacağımı da seziyorum. Yeniden sesler işitmeye başladım ve dikkatimi toplayamıyorum.

Bu durumda bana en doğru görünen şeyi yapıyorum. Bana olabilecek en büyük mutluluğu yaşattın. Benim için başka kimsenin olamayacağı insan oldun. İki varlığın bu korkunç hastalık gelene kadar olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Daha fazla mücadele edemeyeceğim. Senin hayatını da ziyan ettiğimi biliyorum. Ben olmasam çalışabilirdin. Çalışacaksın da, biliyorum.

Görüyorsun, doğru dürüst yazmayı bile başaramıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim, hayattaki tüm mutluluğumu sana borçlu olduğum. Bana karşı her zaman tam bir sabır timsali oldun ve inanılmaz iyiydin. Sana bunları söylememe gerek yok — herkes biliyor zaten.

Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o sen olurdun. Hiçbir şeyden senin iyiliğinden olduğu kadar emin olmadım. Hayatını ziyan etmeye daha fazla devam edemem. Kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum.

V.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bırak Zeytin Ağacı Kulağına Fısıldasın

Hiç bir ağaç, insanlık tarihinde zeytin ağacı kadar kutsal kabul edilmemiş ve üstüne bu kadar efsane yaratılmamıştır. Dini kitaplar insanlık...

Kapat