Kırgınım, Saçılmış Bir Nar Gibiyim / Behçet Aysan

Koştum sana geldim ey acı

Acı, dinmeyen acı, bitmeyen acı… Dağılmış nar taneleri gibi oradan oraya savrulan acı. Coğrafyasız, yertsiz yurtsuz dolaşan acı.  Çopur bir hayatın içinde bizi yıkık viran eyleyen acı. Ah! şiirleri, dizeleri yarım kalmış adam. Yıllarca seslere, küllere zincirlere ve ölümlere seslenen ey şair, ey Behçet Aysan!

Yalnızlık senin o konuşkan kuşun

Nerede bir acı varsa oradaydı Behçet Aysan. Bu ülkenin; halkına, yoksulluğuna çocuklarına, ezilenlerine,  çorak topraklarda bir karanfil dikerdi hep. O karanfil ise şimdi ‘kan damlıyor.’ Hem Plaza de Mayo’daki beyaz eşarplı annelerin hem Taksim’deki beyaz tülbentli annelerin acılarına ses oldu. Çünkü biliyordu acının dili olmaz, acının dini olmaz, acının ırkı olmaz ve acının vatanı olmaz. İşte bu yüzdendir ki tüm sınırları aşmıştı Aysan.

Gidiyorum

Bu şehri bu yağmuru

Bu düşleri

Bu aşkı bu kavgayı bu kederi

Size bırakarak

(Bu aşk, Bu şehir, Bu keder)

Behçet-Aysan

Ancak biz aşamıyorduk bir şeyleri, sevmeyi bir türlü beceremiyorduk. 93’ün 2 Temmuz’unda birçok yazar, ozan, şair gibi Behçet Aysan’ı da o ateşin içerisine aldılar. Sonra mı? Şiirler yandı, sese karıştı. O sesler, ateşler yanıyor hala coğrafyamızda. Ve şimdi senden uzakta acıysa dediğin gibi ‘Dinmemiş halde’ ve dinmeyecek…

Kozalakları yaktım ben de

Sessizlikte-

Ömrümün kozalaklarını

Küllere sıvanmış

Baştan başa dolaşıp ağrıyan ormanı

Yağmur dindi sevgilim bak dinle

Her şey dindi, acıysa dinmemiş halde.

79, Ankara

 

Sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler

Yalan her şey gibi

Aşklarınız da.

(Sevmeyi Unutanlar İçin)

behçet-aysan

Behçet Aysan, 1949 yılında’ Ankara’da doğdu. Askeri okullarda eğitimini sürdüren Ayhan, üniversite eğitimine Ankara Tıp Fakültesi’nde devam etti. Ancak 12 Mart döneminde yaşanan olaylar yüzünden eğitimine ara verdi ve farklı işlerde çalıştı. Çeşitli sorgulamalar, tutuklu kalınan dönemler sonrası eğitimini tamamlayıp doktor oldu.  Mesleğinin yanı sıra çeşitli dergiler çalıştı ve ilk şiiri 1979 yılında yayımlandı. Kısa ömrüne birçok şiir sığdırdı ve hiç bitmeyecek acılar bıraktı. Bu acı, bizim!

Onu vurdular, gözümle gördüm onu

Ak bir zambağa binmiş

Gidiyordu

Zambak dur, sana da bulaştı kan.

(Kanlı Zambak)

 

Yitik adreslere benzer

Ölüm

Yanık otlar gibi

Sen bu şiiri okurken

Ben belki başka bir şehirde

 Ölürüm.

(Beyaz Bir Gemidir Ölüm)

behçet-aysan

Aysan’ın şiirleri, yoksulluğa dizeler okur. Onun şiirlerinde aşkta yoksuldur, sevgi de.

Gezinirdim kadife çiçekli teninin

Enleminde boylamında yoksul ülkemin.

(Çini)

 

Behçet Aysan’ın hiç vazgeçmediği şey ise sevgiydi. Sevmekten vaz geçmiyordu. Ve biliyordu, bu dünyayı kurtaracaksa bir tek sevgi kurtaracaktı.

Ve anladım ki her şey

Sevmekle başlar insanı.

Yaktım gemilerimi.

(Aşkın da Köle Çağı vardır)

 

Sıkıysa durdurun

Rüzgarla rüzgar

Sevişiyor kuytularda

Uykuyla uyku

Düşle düş.

(Son kuşlar)

  IMG_20160825_141451

Umudu, sevinci hep diri tutan çocuklar. O çocuklar büyüyecek ve ses edecekler Aysan’a.

Biliyorum

Bir gün başka nar ağacının

Dibinde yine

Bir başka çocuklar

Türkiye’yi konuşacaklar

(Bir yalnız nar ağacı)

 -behçet-aysan

Kırgınız, dağılmışız, bir şeyler değişir umuduyla bekliyoruz. Ah, beklemek…

 

Kırgınım, saçılmış

Bir nar gibiyim

 

Sessiz akan bir ırmağım

 Geceden

Git dersen giderim

Kal dersen kalırım

 

Git

Dersen

Kuşlar da dönmez, güz kuşları

Yanıma kiraz hevenkleri alırım

 

Ve seninle yaşadığım

O iyi günleri,

Kötü

Günleri bırakırım.

 

Aynı gökyüzü aynı keder

Değişen bir şey yok ki

Gidip

Yağmurlara durayım.

 

Söylenmemiş sahipsiz

 Bir şarkıyım

 

Belki

Sararmış

Eski resimlerde kalırım

 

Belki esmer bir çocuğun dilinde.

 

Bütün derinlikler sığ

Sözcüklerin hepsi iğreti

 

Değişen bir şey yok hiç

Ölüm hariç.

 

Aynı gökyüzü aynı keder.

(Bir Eflatun Ölüm)

 

           Behçet-aysan

Sevil Ateş
MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
1100 Yaşında Bir Sanat: Ebru

İnsanoğlu et ve kemikten oluşmasının yanı sıra, düşünce ve duygulardan da oluşur. İnsanı birey yapan, bu duygu ve düşüncelerdir. Bazı...

Kapat