“Kırıl ey kalp! Çünkü dilimi tutmam lazım.” (Hamlet Üzerine)

Berlioz’un bir lafı vardır: Eğer sen Hamlet’i okumadan yaşamını tamamlıyorsan, ömrünü bir kömür madeninin dibinde geçirmişsin demektir.”
Haruki Murakami

Kararsızlığın tragedyası mıdır Shakespeare’in Hamlet’i? Yoksa bir öç alma hikayesi midir?

Hamlet bir öç alma hikayesinden ziyade, ‘çok düşünmenin, kendini dinlemenin eyleme geçmeyi engellediğinin, dolayısıyla gerçekleşen eylemlerin düşünülmeden yapılanlar haline geldiğinin’ hikayesi olabilir. Çoğu eleştirmen tarafından karaktersiz ve zayıf bulunmasına karşın, Ophelia oyundaki en saf, en iyi kalpli kişi aslında. Belki Shakespeare de böyle düşündüğü için, işler iyice kirlenmeden, şimdiye kadar hiçbir karakterini öldürmediği kadar şiirsel, saf ve temiz bir şekilde; çiçeklerle bezeli, su içerisinde, şarkılar eşliğinde, bir ‘deniz kızı’ gibi öldürmüştür onu.

Eleştirmenler Hamlet’in Ophelia’yı gerçekten sevip sevmediğini tartışırlar. Bana kalırsa sevmektedir; ancak Hamlet, Ophelia’nın gerçekleri kaldıramayacağını ve Hamlet’in öç alma duygusuyla kirlenmiş dünyasına yakışmayacağını bildiği için, klasik Türk filmlerindeki gibi (amansız bir hastalığa yakalanan gencin) sevgilisine gerçeği söylemektense, kendisinden nefret etmesini sağlamış olabilir. Oyun içinde oyun Shakespeare üstadın tarzıdır ne de olsa. Yine eleştirmenlerin çoğu, saraya gelen tiyatro kumpanyası ve Hamlet arasındaki tiyatro mesleği ile ilgili konuşmalarda, Shakespeare’in ilk kez bir eserinde kendisini bu denli açığa vurduğunu ve Hamlet’in ağzından gerçek fikirlerini söylediği konusunda ortak bir fikre sahiptirler.

 

Eleştirmenlere göre, Hamlet’in amcasını öldürmemesinin nedeni rasyonalizasyondur. Yani eyleme geçmemek için, kendi de farkına varmadan, sahte nedenler uydurur devamlı. Ancak tahminimce eylemsizliğinin sebebi, aydın, bilinçli ve merhametli, yani ‘normal’ bir insan olması, öz amcasını öldürmek için geçerli sebepleri sağlamlaştırma çabasıdır.

Sonuçta Hamlet’in esas nefret ettiği kişi annesidir ve onu öldürmeyi düşünmez bile. Oysa amcasını öldürmek ona hayalet tarafından verilen ve bir ‘görev’dir ve dediğim gibi o bu görevi vicdanen rahatça yerine getirebilmek için sebep arar durur. Yani ertelemek için bahane arayıp durmaz.

Mutlaka Bakınız  BİR UYUMSUZUN HAYATI: TOMRİS UYAR

Ayrıca çoğu eleştirmenin aksine, Hamlet’in amcasının kraliçeyi gerçekten sevmediğini düşünüyorum. Kralın, Hamlet için hazırladığı zehirli şarap, kraliçe tarafından yanlışlıkla içilirken, kraliçeyi durdurmaması bunun kanıtıdır. Son olarak, Hamlet’in ölmeden önce arkadaşı Horatio’dan haklı davasını herkese anlatmasını istemesi, birçok kişiyi öldürdükten sonra vicdan azabı çektiğini ve ölmek üzere olmasına rağmen halen halkından alacağı onay kaygısı içinde olduğunu kanıtlar.

Esasında ilk ‘modern’ karakterdir Hamlet. Her ne kadar yarattığı eylemsizlik havasıyla iç sıksa da izlenmeye ve okunmaya  değer.

“Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin.
Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz.
Bütün mesele hazır olmakta.
Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış,
erken bırakmış ne çıkar,
ne olacaksa olsun.”

 

Okumadan geçmeyin:

“Çünkü benim çok yükseğimdeydi Tanrı.” Sadık Hidayet

 

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kadıköy’ün Buluşma Noktası; Kızgın Göçebe Bir Heykel

Evet, Kadıköy'deki  “Dövüşen Boğa Heykeli” nden bahsediyorum. Kadıköy buluşmalarının koordinatlarını belirleyen; etrafında bekleyenlere, bazen de protestolara eşlik eden kızgın bir...

Kapat