“Kökü bende sarmaşık olmuş bir dünya sezmekteyim.” (Tanpınar ve Zaman Üzerine)

Geçtiğimiz aylarda Tanpınar’a dair esaslı bir kitap basıldı: Tanpınar’ın Saklı Dünyası. Tanpınar’ın eserlerinin bir de dünya edebiyatı çerçevesinde değerlendirildiği yazıların yer aldığı bir derleme oldu. Editörler: Julian Rentzsch ve İbrahim Şahin.
Farklı ilgi alanları ve uzmanlıklara sahip yazarları bir konu çevresinde toplayıp ortaya böyle bir iş çıkarmayı akıl ettikleri için başta kitabın editörleri olmak üzere emeği geçenleri kutlamak lazım.

Bu tür kolektif kitaplarda şöyle bir tehlike mevcut: Okur bazen başından sonuna aynı yazıyı okuyormuş hissine kapılabiliyor. İçeriğe katkıda bulunacak olan zatları seçerken işin ehli olmalarını göz önüne almaktan ziyade “eşim ve dostum da yazsın” mantığı güdülmesinden kaynaklanabilir bu. Tanpınar’ın Saklı Dünyası’na dönecek olursak, saydıklarımdan uzak bir kolektif kitap olmayı başarabilmiş evvela. Yabancı araştırmacıların yazılarına yer verilmesi, dışarıda 2000’lerden sonra okunmaya ve tanınmaya başlanan Tanpınar’ın nasıl görüldüğünü anlamak bakımından önemli.

Bütüne bakıldığında, dikkatimizi özellikle çekenler Besim Dellaloğlu, Michael Hofmann, Mustafa Kurt, Hayrettin Orhanoğlu, Julian Rentzsch ve İbrahim Şahin’in yazıları oldu.

Yazarların pek çoğu akademisyen, fakat akademik dilin kuruluğuna düşmemişler; bu da 400 sayfalık kitabı rahat okunur kılıyor. Okurken metinle tartışmaya imkân veren böyle kitapları önemsiyorum.

Kitabı okurken aklıma Tanpınar’ın olmazsa olmazı “zaman” kavramı üzerine düşünüp durdum. İlk önce zamandan dışarı olmak üzerinde durdum. Oysa, zamanın içinde olmayı dahi henüz becerememiş insan evladı, tutup bir de zamandan dışarı olmaklığı, dolayısıyla mekândan ve bizi kayıtlayan ne varsa hepsinden dışarı olmaklığı hayal ediyor. İçeriyi bildik de dışarısı kaldı. Her kuş bitti, gözümüz leylekte.

Ne diyordu Tanpınar:
“Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Mutlaka Bakınız  Uçuşunuzu Kaçırmanın En İlginç 5 Yolu

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.”

Ulemanın ve kudemanın deyişine göre, kişi, zamanla ilişkisini önce vaktin evladı olarak kurmalıymış. Vaktin evladı demek, vakit neyi gerektiriyorsa onu yapabilmek demek. Sabah olunca sabah yapılması gerekeni, öğle olunca öğlen, akşam olunca akşamleyin yapılması gerekeni, vaktinde yapması gerekeni yapınca insan, vakitle yakınlaşabiliyormuş. Hatta oğlu ya da kızı olarak birinci dereceden bir akrabalık bağı kesfedebiliyormuş. Böylelikle vakit tarafından seviliyormuş insan, ana-babasının sözünden dışarı bir adım çıkmayan hayırlı bir evlat misali.

Vaktin çocuğu olmayı becerebilenin bir sonraki durağı, vaktin babası ya da anası olmak. Çocukluğunu doya doya yaşayan, günü gelip büyüyünce vaktin babası ya da anası olabiliyormuş. Yani çocukluğun sancılarının yerini, babalığın veya analığın sorumluluğu alıyor. Tabii vaktin babası ve anası, öyle bir ana baba ki edebinden vaktin gerektirdiğinden dışarı çıkmayan, sorumluluğunun gafletsiz bilincinde daima. İskele babası ya da anası değil, anlayacağınız.

Bütün bu vaziyet, zamanla doğru bir ilişki kurabilenlerin durumu. Bu tür yakın bir ilişki kurduktan sonra, zannederim ki zamandan içeri olmuşsun, dışarı uğramışsın, pek bir farkı yok. O yüzden bütün bu kavramlar, zamanla ilişkisi pek de matah olmayan bizcağızların gözünü alıyor, arzusunu kamaştırıyor. Vaktin arkadaşı olsak, vakit hakkında vakti aşan bu çeşit zanlara da düşmeyiz zahir. Arkadaş olmak her daim iyidir.
Hal böyle iken Tanpınar üstadın da zamandan içeri ya da dışarı olmaklık ile pek bir sorunu olmadığını düşündüm, düşünüyorum.

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Adolf Hitler İmzası Taşıyan 25 Yağlı Boya Tablo

Yıllardır dünya gündeminden düşmeyen isim Adolf Hitler, İsrail'in Filistin'e karşı yürüttüğü acımasız saldırılar sonrasında tekrar gündemin zirvesine oturdu. Daha önce...

Kapat