Kötülük Kavramı Üzerine Birtakım Düşünüşler

Sevgili kötülük, öncelikle şunu unutma: Seni, senin farkında dahi olmadan bir ömür boyunca yaşayanlardan daha kötü olamazsın hiçbir zaman.

İyi ve kötü, ancak ve ancak insan denen öznenin varlığıyla ortaya çıkabilir. Aksi takdirde salt kötülükten azade olma şeklinde tanımlanan bir iyiye mahkum oluruz ki, bu da hiç ‘iyi’ değildir. Bütün pratiği, sadece, varlığında inat etmek olan insanın yaşamını ve hayatta kalma arayışını, bir arının, bir kedinin, bir böceğin yaşamından ve hayatta kalma arayışından daha ‘’değerli’’ kılan hiçbir şey yoktur. Bütün bu inadın sürüklediği ve birbiri ardına yarattıklarının içinde, insan, leş parçalama mücadelesi veren sırtlanlardan daha iyi veya kötü olamaz. Kedinin fareyi avlaması, nasıl fare için kötü, kedi için iyi ise, aynı şekilde güçlü insanın güçsüzü ezmesinde, halihazırda anlaşılagelmiş etik açısından bir ‘’kötülük’’ aramak, salt çıkarların şekillendirdiği bir çevrede çok da anlamlı değildir. Çünkü ortada henüz bir insan yoktur. Ortada sadece bir hayvan vardır, onu hayvandan ayırabilmemiz için elimizde hiçbir meşru gerekçe yoktur.

Bu halin kötülüğü basbayağı, bizatihi bir kötülüktür. Öyle korkunç bir eksikliktir ki bu, kötülüğü metafizik bir kötülük kapsamına bile sokamayız. Bir kuşun uçmak yerine sürekli yürümeyi tercih etmesindeki gibi, bir atın hiç koşmamasındaki gibi bir kötülükten de daha ötedeyiz.

‘’Cellat olarak insan sefil bir hayvandır, ama kurban olarak da daha değerli bir şey olmadığını buna ekleme cesaretini göstermemiz gerekir.’’ diyor Hadiou. ‘’Zindanların ve toplama kamplarının işkenceleri ile bürokratları, kurbanlarına kendileriyle, yani besili canilerle hiçbir ortak yanı olmayan, mezbahaya gidecek hayvanlar gibi muamele edebiliyorlarsa, bunun nedeni kurbanların gerçekten de böyle hayvanlaşmış olmalarıdır.’’

Öyleyse hayvanı insan yapan nedir? Koşulların onu maruz bırakabileceği hayvanlığın ayartısına karşı koyarak, çıkar gözetmeyen bir çıkarda sebat etmeyi arayarak, hayvanlığa karşı direnmektir. Aksi takdirde, insan, hiç ağlamayan bir çocuktan daha eksiktir ve üzerinde evrensel olarak mutabakata varılmış bir ‘’apaçık’’ kötülüğün üzerinde mutabık kalarak, kendisini mümkün kılan bütün dinamiklerin yarattığı o ‘’apaçık’’ kötülükten kendini hiçbir zaman azade kılamaz. Toplum, suçun ve cezanın, şiddetin ve karanlığın toplumsal üretimini göz ardı edip, tekil kötülük abidelerini parmakla gösterip lanetleyerek kendi ahlaksızlığını temize çekmeyi arar.

iyi-kotu2

Mesele günlük yaşamın rutini içinde doludizgin yuvarlanırken, bize çarparak afallatan hakikate sadık olma cesaretini gösterebilmek, şeyhimiz ne kadar hızlı uçarsa uçsun onun cübbesini bırakmamakta sebat edebilmektir. Bütün bu, çıkar gözeten motivasyonun ve onun şekillendirdiği ahlakın çıkışı, ancak ve sadece, direnmekle mümkündür.

Muhtemelen insan olmak ve öyle kalmak pek kolay değil, ama yürümek, hele ki birlikte yürümek, bütün bedeli paylaşmak, işte sırf bunun için direnmeye değer. Ödenecek hesabı alman usulü haline getirmeyip, aşkta ve yürümekte sebat etmek gerekiyor. Aksi takdirde, yoksul bile değil, sefil oluyorsun ve ‘’yoksulluk değil, ama sefalet ayıptır bayım’’ diyor Marmeladov. Bunu yapabilirsin, Şeyh Galib’in dediği gibi, ‘’hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen’’ yürümelisin ve yürüyebilirsin. Ne kadar zavallı, ne kadar iğrenç, ne kadar korkunç, ne kadar aciz, ne kadar sefil, ne kadar saçma sapan bir varlık olsan da, bazen şaşırtıcı olabiliyorsun. İçinden bazen inanılmaz bir şeyler çıkabiliyor. Rachel Corrie olabiliyorsun mesela, Sait Faik olabiliyorsun.

iyi-kotu3

Bütün bunlara rağmen, azıcık da olsa yüreklere su serpmek için söylemeliyiz ki; dünyadaki kötülükle baş etmek, o kötülüğe birlikte kafa tutmakla mümkün olabilir. Geçenlerde bir yerde okumuştum: Bazen yolda olmak ve yol arkadaşlığı yapmak, varılacak yoldan daha değerli olabilir. Hele ki öyle bir yer yoksa.

Ozan Aziz Dilber
Kocaeli Üniversitesi Hukuk bölümü öğrencisi.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sosyal Deney Sansür Tanımaz!

Mobstr adlı grafiti sanatçısının eseri yerel yönetimin dikkatini çekince, sosyal serüvenden sosyal deneye uzanan bir çalışma çıkıyor ortaya. Sanatçı rutin...

Kapat