Köylü Ekrem’in Sanat Anlayışı

“Sanatta bir pencereyi dört köşe yapamazsınız. Bu, boyun eğmek ve sınırları kabul etmektir. Halbuki bence sanatta estetiğin dışında hiçbir sınır olamaz, olmamalı.”

Bozkırda bir adam dolaşıyor, gidip onlarca bardak çayını içmek isteyeceğiniz bir adam. Üstelik aynı dili konuştuğumuz, aynı toprakta yetiştiğimiz biri bu kez. Kendi manifestosunu yayınlıyor adını koymadan, yıllar önce dört gencin bitirme tezine konu olmuş dokuz dakikalık bir hikâye, hakkında daha fazlasına sahip değiliz. Dağ tırmanışı sırasında düştüğünde hayatının değiştiğini söylüyor Köylü Ekrem, kazandığı ve elde etmeye çalıştığı her şeyi o an kaybedebileceğinin farkına vardıran bir düşüş olmuş bu onun için. Aslında hepimiz hayatımızda bu düşüşü farklı formlarda yaşıyoruz, bazen bir kitapla bazen bir şarkıyla bazen bir film ile fakat Ekrem abi gidebilenlerimizden. Reddettiği her şeyi arkada bırakıp Eskişehir’de bir köye yerleşmiş, karnını amelelik yaparak bulaşık yıkayarak doyurmuş çoğu zaman, ruhunu ise yaptığı heykeller ile.

koylu-ekrem-2

“Gerçek okulun toprak olduğunu, tabiat olduğunu, bizzat içinde yaşanarak öğrenebileceğini düşünüyorum ve bunun için sistem dışı şeylere giriştim, sistemin kabul etmediği, reddettiği, yadırganan her şeyi, kendime estetik ve ahlaktan başka hiçbir sınır koymadan, her şeyi denedim.”

Denemek olarak tanımladığı sanatıyla şu ana kadar üç sergi açtı, sergiler üniversite hocaları tarafından büyük beğeniyle karşılandı, ne acıdır yaptığı çalışmalar o kadar beğenildi ki bir köylüye yakıştırılamadı. Onu aşağılayarak ”Bunları sen mi yaptın?” diye soran başhekime ”Maalesef ben yaptım.” dedi Köylü Ekrem.

311

Eserlerinden örnek verecek olursak, beni ince fikriyle, vurgusuyla kendisine hayran bırakan bu kadın heykelinden bahsetmek istiyorum. Bu eseri kurtçukların çok sevdiği ceviz ağacının kökünden yapmış ve şu şekilde temellendirmiş: “İçinde yüzlerce kurtçuk ağacı yemeye devam ediyor, iç tarafı tamamen boşalıp dış kabuk zayıflayınca o da yıkılıp göçecek, nasıl insanlar kanser karşısında çaresizse benim heykelim de kurtçuklar karşısında çaresiz… Hala gülümsediğine bakmayın büyük acılar çekiyor.”

koylu-ekrem-4
Hiçbir sanat akımını tanımıyorum, tanımak da istemiyorum diyor Köylü Ekrem, yüzümüze naif bir gülümseme konduran bu cümle aslında sanatı da içine hapseden sınırlara bir karşı duruş. Sanatın yalnızca estetik kaygı ile sınırlandırılmasını kabul eden sanatçı, Balerini Öpen Hava ismini verdiği bu heykelinde aslında balerini değil onu çevreleyen havayı somutlaştırmış. Sanatın tekdüzeliğine çizgilerin dışından bir yorum getirerek akımların yarattığı ekolü, yaratıcılığın kalıplara hapsedilmesini özgün bir üslupla eleştirmiş.

koylu-ekrem-5

Eski bir çalışma olan belgesel bir video paylaşım sitesinde yayınlanmasının ardından Köylü Ekrem ismine kulaklarımızı aşina edecek kadar yankı bulmuş, bu durumu öğrenen Ekrem Abi tüm alçak gönüllülüğüyle projenin sahibi olan öğrenciler aracılığıyla bir mesaj iletmiştir:

“Tanıdıklarım beni arayıp bilgilendirdiler, açıklama yapmak zorunluluğu duydum. Söz konusu görüntüler Anadolu Üniversitesi ve öğrencilerinin ürünüdür. Medya için yapılmamıştır. Ekipten hala görüştüğüm Güray Varol’a akademik çevrede kalması koşulu ile olur demiştim. Yaptıklarım halkın huzuruna çıkacak kadar iyi değil, birer denemeydi. Anadolu Ünversitesi’nin ve benim haberim olmadan iyi niyetli olduğunu düşündüğüm birileri tarafından internete koyulmuştur.
Rahatsızım. Utandım, yüzüm kızardı ve uyuyamadım.
Önce heykeltıraşlardan, sonra halkımdan özür dilerim.
İşlerim, heykel değil, ’heykel denemeleri’’dir. Bilinsin.
Hak etmediğim övgülerde bulunmuş, lütfetmişsiniz. Teşekkürler.
Hak etmediğim övgünüzü alıp, kabul edersem, size borçlu kalırım.
Bu film bende yok.
Bana bu film verildiğinde istemedim ’’Ben zaten o avareyi tanıyorum, filme ne hacet?’’ demiştim.
Hiçbir denememde imzam yok.
Benlik derdinde değilim.
Benim, güzel insanlarımla bağlantım, sunmaya çalıştıklarım, basit işlerimdir.
Benden size bir hediye! (Hediyenin kötüsü olmaz, lütfen kabul edin)
Adımla ve rahatsız edici görüntümle sizi üzmek istemezdim, özür dilerim.
Olgun bir insan Başhekime o cümleyi kullanmazdı.
Meraklısına: Şu anda: Günde ortalama doğaya yüküm Elli Türk Lirası, Elli Liralık iş üretmeye çalışıyorum.
50-50=0
Hesap ortada.
Yanlışlarım doğrularımı götürdü. Geriye kalan kocaman bir sıfır…
Evet; hak etmiyorum. Önce insan olunur, sonra sanatçı.
Saygılarımla; Ekrem.”

koylu-ekrem-6

Anadolu’da çekilmiş bir Into The Wild hikayesidir Köylü Ekrem. Doğayla bütünleşebilmenin, insan olabilmenin- kalabilmenin hikayesidir. Bu dokuz dakikaya seneler sığdırabilmiş. Tok cümleler, önce insana sonra kendisine sanatçı diyebilen herkese sorgulatmalı benliğini. Tek derdi eserleriyle daha çok ün, para kazanmak olanlara, sergiden sergiye koşup sanatseverlikten dem vuranlara hatırlatmalı sanatın unuttuğumuz özünü. Birçoğumuz onu yalnızca yeşil kazağı ve kasketiyle taşıyacak belleğinde ama dileyelim ki yaşamının erdemi kazınsın zihnimize, bir başka güzel insanın dediği gibi, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine!”.

Üstünden geçen onca zamana rağmen eskimeyen, güzelliklere ilham olan tüm yaşamlara saygı ve sevgiyle.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İtalyan Yapımcı Leonardo Dalessandri’nin Gözünden Türkiye

İtalya film yapımcısı Leonardo Dalessandri'nin kendi gözünden Türkiye'yi anlattığı video. Müzik : Ludovico Einaudi :  Experience  

Kapat