LANTHIMOS’UN ‘DOGTOOTH’ FİLMİ YAZIN SONUNDA BİR KEZ DAHA VİZYONDA!

Yorgos Lanthimos kariyer basamaklarını tırmanırken onu neredeyse zirveye ulaştıran, 2009 yapımı gerilim filmi ‘Dogtooth’, orijinal adıyla ‘Kynodontas’, geçen dokuz yılın ardından 17 Ağustos 2018’de tekrar vizyona girmeye hazırlanıyor.

Distopik kurguları ve izleyicinin hayal gücünü zorlayan yapımlarıyla adından sıkça söz ettiren Lanthimos, Yunanistan yapımı ‘Dogtooth’ ile 2009 yılında Cannes’da ‘Belirli Bir Bakış’ kategorisinde ödül almaya da hak kazanmıştı.

Film, anne ve babanın, en küçüğü en az 18 yaşında bir erkek ve iki kız çocuklarını doğumlarından itibaren eve kapatıp, onlara alışılmışın dışında bir eğitim vermelerini konu alıyor. Lanthimos karakterler üzerinden hastalıklı bir aile betimlemesi yapıyor.

(Ayrıca, filme dahil olup ikinci kez vizyondaki gösterimine maalesef şahit olamayacak bir karakter de var. Evin küçük kızına hayat veren Mary Tsoni. Kendisini geçtiğimiz yıl Mayıs ayında 30 yaşındayken kaybettik. Burada onu anmadan geçmek istemedim)

Foucoult’un “mikro iktidar” öğretilerine de yoğun olarak şahit olduğumuz Lanthimos’un bu hikayesinde, çocukların babaları tarafından dış dünyadan nasıl soyutlandığını görüyoruz. Evdeki özgürlük kavramının, babanın çizdiği kurallar doğrultusunda nasıl şekillendiğine tanık oluyoruz. Yönetmen, bir aile dramı üzerinden, toplumsal olanı, günlük yaşamda şekillendirdiğimiz değerleri, bu değerlerin hayatımızı nasıl etkilediğini anlatmaya çalışıyor. Aile gibi duygusal aidiyetliği tartışmasız olan bir kavramdan, evrensel bir sistem eleştirisi yapıyor.

Yunanistan’da reklam ve klip yönetmenliğinden bugünlere gelmiş ve son dönem Yunan sinemasının dünyaya açılan penceresinde filmleriyle beyinlere kazınan Yorgos Lanthimos, şimdiye dek uzun metrajlarını, ‘O kalyteros mou Filos’ (2001), ‘Kinetta’ (2005), ‘Dogtooth’ (2009), ‘Alpheis’ (2011) ve ‘The Lobster’ (2015), ‘The Killing of a Sacred Deer’ (2017) filmleriyle seyirciye ulaştırdı.

Yönetmenin tarzı, bazı sinema çevreleri tarafından “rahatsız edici” bulunsa da, o kendisine özgü tuhaflıklarla harmanladığı kara-mizah anlayışını, düzen karşıtı bir dille sunuyor ve bu olağan dışı sunuş tarzı ile kendi izleyici kitlesini etkilemeyi başarıyor.

Bize de Ağustos 2018’i beklemek kalıyor! İyi seyirler…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Sürreal Detaylara Sahip Minyatür Çizimler

Mateo Pizarro’s küçük grafitiler çizen bir sanatçı. Çalışmaları kibrit boyutunda ancak hikayesine dair fazlasıyla sürreal ve ürkütücü detaylar içeriyor. Kolombiyalı...

Kapat