Le Scaphandre et le Papillon

”Tıpkı kıyının kayboluşunu izleyen bir denizci gibi bende geçmişimin yavaşça gölgelenişini izliyorum.Yavaş yavaş anılardan oluşan bir küle dönüşüyor.”

Tüm ışıklar kapandığında geriye tek bir çıkış kalıyor. Hareketsiz bedenin giderek ağırlaşırken, zamanın yavaşça perdeleniyor.

Bazen bedenen ve ruhen, tam anlamıyla yaşayabildiğimize şükretmek gerekir. Yarım bir hayatı kimse tercih etmez belki ama yaşamak zorunda kalabilir. Hayatla iletişimi sürdürebilmeyi sağlayabilen tek aracın ‘’sol gözünüz’’ olduğunu varsayalım. Hiçbir şekilde dış dünyayla iletişim kuramadığınız bir zamanda, çevrenizdekilere hislerinizi iletebilmenize olanak sağlayan tek bir göz… Düşünmesi bile korkunçken, dışarıda bir yerlerde bunlar yaşanıyor. Tam bu noktada birileri bir şekilde sizin içinize yerleştiriliyor ve sol gözünüzün içinde bir değil binler oluveriyor. Hayata tutunabilmek için verdiğin savaş, içine yerleştiğin bedenlerde umut oluyor.

kelebek3

Bir locked-in hastasının günlük hayattaki deneyimlerini anlatan bir kitaptan yola çıkılarak, beyaz perdeye uyarlanan ‘’Kelebek ve Dalgıç’’, insanların varoluşlarına sahip çıkmaları gerektiğinin altını çizercesine, yaşamı içselleştiriyor. ABD’li yapımcı Julian Schnabel tarafından çekilen ve oyuncu kadrosunda Mathieu Amalric, Emmanuelle Seigner, Marie-Josee Croze gibi isimlerin yer aldığı film, kendi bedeninde hapsolan bireyin, özgürlük çabasını işliyor. Elle dergisi editörü olan Jean-Dominique Bauby’nin gerçek hayat hikâyesinden yola çıkılırken, işlenen hayat bizlerden birine dönüştürülüyor. Konu olarak, Bauby gözünü açtığında hiçbir uzvunu hareket ettiremez. Locked-in adı verilen felç hastalığına yakalanmıştır. Konuşamamakta, yardım olmadan nefes alamamaktadır. Hareket ettirebildiği tek organı, sol göz kapağıdır. Bu sayede basit sorulara cevap verebilmektedir. Bu, dış dünyayla tek bağlantısıdır. Bir süre sonra bir konuşma terapistinin de desteğiyle, içinde biriktirdiği tüm yükünü bir kitaba dönüştürür. Konuşma terapistinin harfleri sesli okuyarak ve tekrarlamasıyla, Bauby’nin göz kapağıyla onaylaması arasında geçen bu güçlü iletişimden doğan kelimeler, cümlelere dönüşür.

Filmin en güzel sahnelerinden biri Bauby sorulara cevap vermek için gözünü kırptığında, perdenin kısa süreliğine kararmasıdır. Bu şekilde kendinizi onun yerine koyup, onunla bütünleşebiliyorsunuz. Çok bilinmeyen bir nokta olarak; kelebek Bauby’nin bedenini hareket ettirememesine rağmen, içinde hala canlı olan insanın özgürlük amaçlı yolculuğunu simgelerken, dalgıç kıyafeti onun bilinçaltında bulunan ve giderek onu içine çeken derinliği, hareketsizliği ifade eder.

kelebek4

Bütün fizik detaylarını içine alarak ilerleyen film, aslında insanların küçük sebeplerden hayatı yaşanmaz kılmalarına bir tepki. Biyografi temelli olmasına bakılmaksızın, herkesin yaşayabileceği bir öngörüyü içermesi, onu unutulmayacak yapıtlar bölümüne yerleştiriyor.

Kelebek ve Dalgıç – Le Scaphandre et le Papillon
Yönetmen: Julian Schnabel
Senaryo: Ronald Harwood
Oyuncular: Mathieu Amalric , Emmanuelle Seigner, Max von Sydow , Marie-Josée Croze , Anne Consigny
Yapım: 2007 / Fransa

Anıl Basılı

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencisi, gazeteci adayı, torpilsiz televizyoncu, kültür-sanat işçisi, psikoloji, mitoloji ve sinemasever.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bir Özgeçmiş: Stephen King

Ben bu işi çok ciddi nedenlerle yapıyorum; aşk, para ve tutku. En eski hatıram, bir başkası olduğumu, gerçekte Ringling Brothers...

Kapat