“Madde mi ağır yoksa mana mı?” Ağır Roman

“O bin tılsımlı anın çarşafından ağır ağır geçirirken hayatını, bilemezdi üç tekerlekli bisikletin karanlığa takla atacağını.”

Savaş Dinçel’den, Müjde Ar’a, Okan Bayülgen’den, Zafer Algöz’e, Burak Sergen’den, Aysel Gürel’e kadar uzanan dev bir oyuncu kadrosuna sahip, şahsına münhasır karakterleri, hafızalarımıza çivi gibi çakılmış senaryosu ile Türk sinemasının efsaneleşmiş filmleri arasındadır Ağır Roman.  1997 yapımı olan film Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Teknik bakımından kusurları olsa dahi hikaye ve oyunculuk bunu önemli ölçüde kapatıyor. Yönetmen Mustafa Altıoklar’ın ikinci uzun metraj filmi olan Ağır Roman, çekildiği dönemden bu yana popülerliğini, efsaneliğini korur nitelikte. Ayrıca film Okan Bayülgen’e Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırmıştır.

Kolera’nın köhne köşelerinden alev gibi yanan bir aşkı izleriz dakikalar boyu. Filmin en can alıcı noktası ise; senaristin kelimelerle şiddetli bir şekilde münakaşaya girmesi ve oyuncuların dudaklarından dökülen o repliklere dönüşmüş olmasıdır herhalde. O replikler ile bütünleşen sahnelerde ise ruhunuzun çalkalanmamasına imkan yok doğrusu.

‘’Bir çift kanattınız hüznün rüzgarlarında. Dağılıp gitti melekleriniz, beyazın öte dağlarında. Ağlasın arkanızdan bir ağızdan, tüm dehşetiyle kolera tıbı, sen harbi hayalet, sağlam gariban, ruhuna el-fatiha.’’

Burada sisli ve kasvetli Kolera Sokağı’nda kabadayılar, fahişeler, katiller, yeni yetme delikanlılar, kendilerini yaşatmaya çalışırlar. Mahallenin saygı değer abisi, Arap Sado’nun ölümünden sonra yerini toy bir delikanlı olan Salih alır. Salih, Tina’ya vurgundur. İkisinin bu kışkırtıcı aşkları, Kolera Sokağı’nı yakar, adeta dile getirir, bir başka deyiş ile Kolera Sokağı’nı uyandırır. Sigara dumanları içerisinde, düşsel bir yolculuğa çıkan Salih, Tina ile arzunun ve aşkın en doruk noktasına ulaşırken büyür. Uyanan Kolera ise kötülükleri birer birer kusmaya başlar.

Oyunculukların zirve yaptığı, Arap Sado’su, Berber Ali’si, Tilki Orhan’ı, Puma Zehra’sı, Gaftici Fethi’si ile unutulmayan karakterleri barındıran, her bir repliği bizi duygu karmaşasına sürükleyen bu film, sinemamızın yapıtları arasında yerini çoktan almıştır. Madde mi ağır yoksa mana mı, buna filmi izlerken zat-ı aliniz karar verecektir zaten.

‘’Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın. Nüksederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı, güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın. Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın.’’

‘’Ruh kemikten ayrıldığı vakit darbukacı Balık Ayhan üzerine örtü koyduğu darbukayı çaldıkça kolerada yaşayan softaların tüyleri diken diken oldu.’’

 

Nur Kutbay
Çukurova Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
“Kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum.” – V.

https://www.youtube.com/watch?v=_VONMkKkdf4 İngiltere, Londra doğumlu 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Virginia Woolf'un çalkantılı ve melankolik yaşantısı, eşi ve sevgilisine...

Kapat