Maleviç İle Sanatı felsefeyle Okuyun

Polonya kökenli bir ailenin çocuğu olarak 23 Şubat 1879’da Kiev’de doğan Kazimir Maleviç, çocukluğu boyunca Ukrayna’nın şeker pancarı yetiştiren köylerinde yaşadı. Sanat tutkusu çocukluğundan itibaren başlayan Maleviç, Köylülerin yaptığı işlemelerden ve süslü duvarlardan etkilenerek köylerde gördüğü sitilde resimler çiziyordu. 1896 yılında Kiev de çizim eğitimleri alamaya başlayan ressam babasının ölümünden sonra 1904’de Moskova’ya taşınarak Moskova Resim, Heykel ve Mimarlık okuluna başladı ve burada on yıl boyunca eğitim aldı.

Sanatçının çalışmalarında zihinsel, yapısal ve geometrik eğilimler ağır basmaktadır. Çalışmalarında rengi en aza indirerek dış dünyanın gerçekliğinden uzaklaşmış, kavramsal ve rasyonel bir bakış açısı geliştirmiştir. ” Beyaz Zemin üzerine Siyah kare” adlı çalışmasında geometrik bir temele dayanan soyut çizimleriyle Süprematizm akımının yaratıcısı olmuştur. Sanatsal ifadede saf duygunun üstünlüğü olarak tanımladığı Süprematizm akımının sanatı nesnenin boyunduruğundan kurtardığını ifade eden Maleviç, resimlerin evrenin gizemini yansıttığını iddia etmiştir. Beyaz zemin üzerinde kare, daire, haç gibi geometrik şekillere yer veren ancak, 1918 yılında beyaz üzerine beyaz gibi tek renk yüzeylere ulaşan sanatçı, sanatın maddi gereksinimleri tatmin edecek bir araç olmasına şiddetle karşı çıkmıştır.
Süprematist resimlerinde mutlak ve sonsuz olanın biçimsel ifadesini geliştirmeye çalışmış saf biçimlere derin anlamlar yüklemiştir. Bu anlamlar içerisinde, temel süprematist öğe sanatın alfabesinin ilk harfi doğada bulunmayan bir şekil olan karedir. Maleviç, resimlerinde soyut şekillerin herhangi bir nesnenin yokluğuyla dolduğunu, dolayısıyla boş olmadığını her biçimin anlama gebe olarak ortaya çıktığını söylemiştir.

Sanatı kilisenin, devletin, toplumsal ya da politik amaçların üstünde gören ve her türlü işlevden arındırılması gerektiğini düşünen sanatçı, bu yöndeki görüşleriyle toplum için sanat diyen konstrüktivistlerle çatışmıştır. Beyaz Zemin üzerine Siyah kare” adlı çalışmasında, saf duyguyu siyahla, boşluğu, hiçliği beyazla ifade eden ve izleyiciyle renkler aracılığıyla sözel olmayan bir iletişim kurmaya çalışan Maleviç’in, görsel dağarcığında dik çizgiler insanın doğanın kaosuna karşı üstünlüğünü ifade eder. Doğada bulunmayan bir form olarak kareyi kullanan sanatçı daha derin anlamlara ulaşmak için resmin işlevini gündelik gerçekliğin ötesinde tutmuştur. Soyut şekiller herhangi bir nesnenin yokluğu ile doludur. Her bir biçim kendine gebedir. Beyaz kare insanın sonsuzlukla birleşmesinin simgesidir.

Beyaz-Zemin-Üzerine-Siyah-kare-tablosu

“Nesneler dünyası yoktur, onlar insan tasarımıdır. Sıfır biçimi insan için bir kurtuluştur. Mal ve mülkten kurtuluştur. Böylelikle bencillik, çıkar yok olacak, nesnesiz dünya var olacaktır. Yeni sanat nesnelerle bağını koparmalı hiçlikten başlamalı ve evrensel olana yönelmelidir.”

Three-Women-tablosu

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Dünyanın Dövme Yapan İlk Robotu: Tattoue

Birçok sektörde kendini gösteren robotlar şimdi de dövmeciliğe adım attı. Dövme meraklılarının isteklerini karşılama konusunda son derece yetenekli bir robot olan...

Kapat