Filozof Heidegger İnsana Ne Anlatmak İstiyordu?

Martin Heidegger, son zamanların en çok ses getiren varoluşçu filozoflardan biri. Kendisinin de her filozof gibi bir derdi ve anlatmak istediği şeyler var. Bu yazı ile çağımıza ışık tutan bu bilgenin söylediği şeylerden insana ve yaşama dair birtakım çıkarımlarda bulunacağız.

Heidegger’in ‘dasein’ diye tanımladığı bir olgu var. Almanca’da varoluş için kullanılan ve lafzen ‘burada olma’ ,’orada olma’ anlamına gelen bu terim Jaspers’te, gündelik anlamı dahilinde sıradan varoluşu ifade etmek üzere kullanılmıştır. Heidegger’de ise bu olgu, varlığın kendisi için bir problem olduğu, varolmanın ne anlama geldiği sorusunu soran bireyin varoluşu, insan varlığının temel özellik ya da boyutları anlamına gelmektedir.

Heidegger’e göre kendisinin fenomenolojik varlığının amacı, ilgi vasıtasıyla teşekkül eden dasein’i yani insan varlığının temel yapısını tasvir etmektir. Peki insan varlığının yapısı ile ilgili Heidegger’in çıkarımlarda bulunduğu üç ana özellik nedir?

İlk olarak, filozof, insanın terk edilmişliğini veya atılmışlığını karakterize eder. Dünya içinde varlığın değişik ilgileriyle kendini tanımaya başladığı sırada, insani anlamda bir danışma olmadan dünyaya atılmış olduğunu görür. Yani, bir anlamda Tanrı insana bu dünyaya gelmesi konusunda bir tercih hakkı sunmamıştır. Bunu ‘dünyaya fırlatılmış olmak’ olarak da nitelendirebiliriz. İnsan, kendini önceden ortaya atılmış bir varlık, olaylar arasında bir olay, süregelen bir ilginin parçası, ve kendinin yaratmadığı durumlar tarafından kuşatılmış bir kimse olarak bulur.

Böylece insan, dünyanın içinde ve tercih etme hakkı olmayan bir varlık olduğunu fark eder. Ona önceden başlanmıştır, kendisini tayin eden bir geçmişe sahiptir. Yani insan varlığının ilk temel özelliği onun kaderidir.

İnsanın yaradılışına dair çıkarımlarda bulunan Heidegger’in insanın varlığına dair belirlediği ikinci özellik; varoluşçu yanı. Bu, insanın kendisini kendisine ait bir tasarı ve bir imkan yoluyla belirmesidir. Heidegger’e göre insan, sadece olduğu değil aynı zamanda olabileceğidir. Kendini, dünyaya atılmış olarak bulan insan, dünyasına yeni bir şekil vermek için hürriyet ve sorumluluk denemesinde bulunur. Kendi ilgi ve alakalarıyla kendini yeniden yaratır. Bu aslında bir inşa etme sürecidir. Bu durum, insan varlığının imkanla sınırlı olma anlayışını gerektirir. İki zıt kutup gibi ilk özelliğinden dolayı insan, daima kendini önceden bir durum içine atılmış olarak bulur; bu varoluşçu özelliğinden dolayı da imkan içinde geleceğe hareket ederek var olur.

İnsan varlığının temel yapısına dair üçüncü temel özellik; insanın geleceğin şahsi imkanlarından kendini soğutarak, günlük hayatın işleri içinde kaybolmasına işaret eder. Eksik insan, mazisinden ve geleceğinden koparak sadece bugünde yaşayan, samimi benliğinin dışına çıkmış insandır. Benlik zayıflamıştır. Eksilme en kuvvetli ifadesini dedikodu ve kaypaklık huylarında bulur. Sadece şimdiyi aksettiren klişelerin tekrarı ile ilgilenmesi ve anonim kişi’nin dünyasına ait düşüncelerle daralmış olması nedeniyle dedikodudan ve diğer kötü olduğu düşünülen huylardan kimseye yarar gelmez.

Filozofa göre bu üç temel özellik kendilerine uygun üç zaman olarak kök salar. İlk özellik, dasein‘ın (insan varlığının) maziden gelerek önceden dünya içinde bulunduğunu gösterir. İkinci özellik onu benliğin ileri atılması niyetliliği ile karakterize eder. Son özellik olan eksilme ise insanın günlük hayat ilgileri içinde dünyada hazır olduğunu belirtir.

‘‘İnsan maziden gelmekte, geleceğe doğru ilerlemekte ve ne olacağına şimdide karar vermektedir. Gerçek ben, karar vermekle geleceğe yönelir. İnsan zamanda tarihi hareketleri içinde kendini anlatmaya başladığı, geçmiş ve gelecek imkanlarını tanıdığı, son imkanı olan ölümün ışığında kendini değerlendirdiği ve bütün varlığı ile an içinde seçimde bulunduğu zaman benliği bütünlüğe kavuşur. Böyle bir ben tam ve gerçektir. Anonim kişinin ben’i gerçek dışı indirilmiş ben’dir. O kendini gelecek ve geçmişin ihmali pahasına şimdiki zamanda kaybolmuş bulur.’’

martin-heidegger

KAYNAKLAR:

*unholdings / martin heidegger

*ozlusozluk.com/ görsel

Ozan Aziz Dilber
İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası 3 Mart’ta Klasik Müzik Şölenine Davet Ediyor!

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO)  3 Mart  2017 Cuma akşamı muhteşem bir klasik müzik şöleni sunacak. Haliç Kongre Merkezi’nde saat...

Kapat