MEKANIM DATÇA OLSUN

Yorucu bir yıl geçirdik ve hala geçirmekteyiz. Nisanı da yarıladığımıza göre herkesin içinde yavaş yavaş, yaşadığı yerden kaçma isteği uyanmıştır sanırım. Biraz kafa dinlemek, belki huzur içinde yazmak, okumak ; belki de aşık olduğunuz insanın, göz bebeklerinde gün batımını izlemek istersiniz. Kendinize bir iyilik yapın ve Datça’ya kaçın dostlar.

“Mekanım Datça olsun” diye boşuna dememiş büyük şair. Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi yerlerin gölgesinde kalan ve umuyoruz ki kalmaya da devam edecek olan cennetten bir köşedir Datça. Eşsiz denizi ve plajlarıyla, mest eden gün batımıyla, ilk önce gözünüzün doyacağı köy kahvaltısıyla, bademiyle, balıyla, balığıyla sizi en az on yaş geriye atacaktır burası. Zaten ünlü bilgin Strabon’un dediği de bunu doğruluyor : ” Tanrı çok sevdiği kulunu uzun ömürlü olsun diye Datça’ya gönderirmiş. ”

Datça

Bu bölgeye gelirken tatil namına hiç bir şey eksik değil. Yarımada da 52 tane koy ve bük var. Tabi ki hepsini gezmek mümkün değil ama ben palamut bükünü, Kargı koyunu, hayıt bükünü, Kızılağaç bölgesini, Perili köşk ve karaincir plajlarını tavsiye ederim. Buralardan birinde öğleden sonraya kalıp gün batımını izlemenizi şiddetle öneriyorum.

39864_140197062685793_5608681_n

Eğer biraz da tarih derseniz, zaten attığınız her adım da yaşayan tarihi görüyor olacaksınız. Datça’da yerleşim yaklaşık M.Ö. 2000’lere kadar uzanıyor. Ve ilginçtir bu bölgede 2500 yıl önce nüfusun 70000 olduğu söyleniyor. Şimdilerde ise 15000-20000 arasında. Takdir size kalmış.

2890011-eski-datca

Knidos antik kentinide listenize ekleyin derim. Burada iki adet tiyatro bulunuyor. Biri 20000 diğeri 5000 kapasiteye sahip. Bu antik kentin aslında çok fazla ünlü olmasının sebebi dünyadaki ilk çıplak tanrıça heykelinin burada yapılmış olmasıdır. (Praksiteles tarafından çıplak Afrodit heykeli yapılmış.) Ayrıca bir kaç kalıntı da sarı liman bölgesinde bulunuyor. Burada tapınak ve kilise kalıntılarını gezebilirsiniz. En ünlüsü Apollon Tapınağı’dır.

datca-06

 

39485_140197426019090_6248070_n

Eski Datça’yı da unutmamak gerek. Taş Evleri, dar sokakları, begonvilleri ve tabi ki Can Yücel izleri. Oraya kadar gidip bu üstadı anmamak ayıp olur bence. Gidip yarım kalan şarabını görün, o şairi , o şiirleri hissedin.  Bir de yolunuz düşerse üstadın mezarını şarap ile sulayın (malum kendi isteği bu şairimizin).

datca-03

Datça’dan badem ve bal almadan dönmeyin üzülürsünüz gerçekten. Ayrıca güzel bir datça akşamında, deniz kenarında  rakı-balık iyi gider.

39698_140199362685563_5987786_n

Eğer olur da, yolunuz düşerse bu yaz Datça’ya ben orada olacağım, beklerim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Reha Erdem’in “Koca Dünya” Filmi Jüri Özel Ödülü’nü Kazandı!

Bu yıl 73'üncüsü düzenlenen Venedik Film Festivali'nde Türkiye'nin önemli yönetmenlerinden Reha Erdem'in "Koca Dünya" filmi Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. Senaristliğini ve...

Kapat