“Memlekette Zelzele, Dışarıda Harp, Ben Sana Aşığım” Sait Faik

Sevmeyi bırakmış, eşyanın, hırsın, peşine düşmüş insanlara ses eden bir yazar, Sait Faik.  Eserlerinde sevgiyi var etmenin her şeyden üstün olduğunu anlatır. Kısacası sevmek, hayat felsefesidir yazarın. Havada Bulut adlı kitabında, öyküler içerisinde kaybolurken hayatın tüm kötülüklerine inat vurgulanan tek tema yine‘sevgi’dir. Öykülerinin içerisinde; şehirler, sokaklar, genelevler, oteller, fahişeler, işçiler kısacası hayatın kendisi yer alır. Kitabıyla aynı ismi taşıyan ‘Havada Bulut’ adlı öyküde, insanlardan uzaklaşmış sadece köpeğiyle konuşan bir adama tanıklık ederiz. Bu adamın gizemi tüm mahalleliye dert olur. Öyle ki bu dert, yine ‘sevgi ‘olacaktır.

“Adamın yüzünde manalı hatlar vardı. Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların hasılı içi rahatsızların yüzlerindeki ifade…”

Yazar, hikâyeyi anlatırken hep sorgular. İnsanların hayatlarında asıl önem verdikleri şeylerin bir nesneden öteye gitmediğini, ‘ben’i n acısını ironik bir dille anlatır.

“Adam köpeğiyle konuşuyor be birader! Halbuki biz, birçok insanın eşyayla, duvarlarla, kendi hayalleriyle, yataklarıyla, aynalarla, kiminin hatta kravatıyla; genç kızların sandıktaki çeyizleriyle, genç erkek çocukların kendi vücutlarıyla sevişip konuştuklarını işitir, biliriz… Garip insanlarla uğraşmak istemem. Onlardan bana hayır yok; bana seven, gülen, bağıran mahlukat lazım!”

Kitabın en dikkat çeken kısımlarından biri de kuşkusuz Ay Işığı adlı hikayedir. İş görüşmesine giden bir gazeteciye nasıl bir dünya istiyorsun sorusu sorulunca, bozuk düzeni alaşağı eden bir cevap gelir. Bu cevap, tün insanların yaşamından izler taşır aslında.

 “Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya… İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya… Hırsızların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı… Pardon efendim’ bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya…

Sevilmeye layık, küçük kızların orospu olmadığı, geceleri hacıağaların minicik kızları caddelerden yirmi beş lira pazarlıklarla otellere götüremediği, her genç kızın namuslu bir delikanlı ile konuşabildiği, para için namus, ar, hayâ, hayat, gece, gündüz satılamadığı bir dünya… Sokaklarda sefillerin bulunmadığı bir dünya… Kafanın, kolun, çalışabildiği zaman insanın muhakkak doyabildiği, eğlenebildiği bir dünya… İçinde iyi şeyler söylemeğe, doğru şeyler söylemeğe salahiyetle kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya…”

Bütün hayınlıklara, zulümlere, acılara direnerek bir umut büyütmek gerek.  Ve bu umuda güzellikler ekebilmek…  Sait Faik’in eserlerinde dikkat çeken başka bir özellik ise, kuşkusuz umudu hep diri tutmasıdır. Belki de o yüzden der;  ben hayaller kuracak çocuklar değil, o hayalleri gerçekleştirecek çocuklar büyütmek istiyorum diye…

“Büyük hayaller kuralım sevgilim!
Ben şimdi böyle yapıyorum.

Tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde, dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan, muazzam, eğlenceli bir şehirde, seninle yaşamak istiyorum.
Yazılarım bize yaşamak için lazım olanı getiriyor. Büyük kahvelerde çay içiyor, temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor, latif rayihalı şaraplar içiyor, tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor, sana:

– Bütün mesut şehir uyudu, uyuyalım sevgilim, diyorum.

Sabahleyin bitlilerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği, kimsenin kimseyi hürmete layık bulmadığı, istismar edenin, çalanın zengin ve bahtiyar  olduğu; esnafının azgın, zengininin deli, haris, egoist, gaddar, fakirinin kayıtsız, sersem olduğu bir şehirde, işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.

Ama sevgilim olacak, büyük hayaller kuruyorum.”


Sevil Ateş
MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kütüphanelerden Çalınan Kitaplar

Kütüphane, kitap kelimesinin çoğulu olan kütüp ve ev anlamına gelen hane kelimelerinin birleşmesiyle oluşuyor. 2014 yılı itibariyle ülkemizde 29.629 tane...

Kapat