MİLATTAN ÖNCESİNDEN GELEN ÇAĞDAŞLIK FISILTILARI

Sanat tarihinin ilk portre ve ikon resimleri olarak bilinen Fayyum portreleri, M.S. 1, 2 ve 3. yüzyıllarda Mısır’ın El-Fayyum bölgesindeki mumya mezarlarında ortaya çıkmıştır. Kusursuz denilebilecek bir teknikle ortaya konmuş bu portreler, içlerinde barındırdıkları eşsiz özellikleriyle ilk ikon resimleri olarak da sayılmaktadırlar.

Fayyum portlerinin ortaya çıktığı dönemin sanat özelliklerine bakıldığında, 2000 yıllık Avrupa resimlerinden bile daha çağdaş görünmeleri çok ilginçtir. Portrelerin gün yüzüne çıktığı andan itibaren, neden bu tür portrelere ihtiyaç duyulduğu ve Mısır sanatıyla örtüşmediği halde, içinde barındırdığı resimsel özellikler tartışma konusu olmuştur. Bunun sebebini anlamak için Mısır sanatının dönüm noktasını oluşturacak tarihsel sürece kısaca bakmak gerekecektir.

fayyum-portreleri-1

Mısır’ın kaderini değiştiren ilk olay, M.Ö. 332 yılında Büyük İskender tarafından fethedilmesi ve Grek hanedanlarından Ptolemaioslar tarafından yönetilmeye başlamasıdır. Böylece başkent İskenderiye olmuş ve Ptolemaioslar bölgedeki bataklıkları kurutarak Nil Nehri’nden gelen suları kullanmaya başlamışlardır. Firavun krallarından olan III. Sesostris, bölgeye toprağı verimli hale getirecek kanal ve barajlar yaptırdığından El-Fayyum, Mısır’ın en zengin bölgelerinden biri haline gelmiştir. Greklerin kültür, sanat ve eğitim düzeyi oldukça ileri seviyede olduğu için diğer sosyal alanlarda da kendilerini kabul ettirmişler ve giderek Mısır’ın birçok bölgesinde Grek kültürü yayılmaya başlamış, hatta resmi dilleri Grekçe olarak kabul edilmiştir.

M.Ö. 31 yılında Octavianus komutasındaki Roma güçleriyle Antonius ve Kleopatra’nın komutasındaki güçler arasında gerçekleşmiş olan Aktium Savaşı ile Mısır, Roma kültürü etkisine girmiştir. Mumyalama Mısır’a özgü iken, ölüm sonrası yaşamda ölünün kendi bedenini tanıması için portresinin yapılması Grekler’e özgüdür. Ve bunu sonradan Roma da benimsemiştir.

fayyum-portreleri-2

Fayyum portreleri, mumyanın insan bedenine benzer bir sanduka içine konulması ve yüz kısmına yerleştirilen bir levhanın üzerine ölen kişinin portresinin çizilmesiyle ortaya çıkmıştır. Ahşap levhanın üzerine çizilen portreler, erimiş balmumuna boya pigmentlerinin karıştırılması ve bunun sabitlenmesiyle ortaya çıkan “encaustica” tekniği ile ortaya çıkmaktadır. Bu teknikle yapılan portreler, Mısır’ın kuru-sıcak iklimiyle bozulmamış ve Bizans ikonalarına ilham kaynağı olmuştur.

fayyum-portreleri-3

 

Fayyum portrelerinde figürler ¾ yandan çizilmektedir. Kadınlar genelde renkli kıyafetler ve bol mücevher ile gösterilirdi. Bu mücevherler altın zincir ya da yeşil boncuklardan oluşurdu. Saçları bukleli ya da enseden topuz yapılmış şekilde olurdu. Erkekler ise kısa kıvırcık saçlı, kısa sakallı şekilde gösterilirken, beyaza yakın giysileriyle dikkat çekmektedirler. Kimi zaman kadın ve erkeklerin başında defne yaprağından, örülmüş çelenk olabilirdi. Fayyum portrelerinde dikkat çeken bir ayrıntı ise ölen kişinin yaşı ne olursa olsun ahşap levhalara daima genç hallerinin çizilmesiydi. Kişilerin, idealize edilmeden, gerçek hayatlarında nasıllarsa aynen öyle çizilmesi, yani kişiselleştirme yapılması bizi Fayyum portrelerinin dahil edildiği İskenderiye Ekolü’nün belli başlı özellikleriyle karşılaştırmaktadır.

fayyum-portreleri-4

İskenderiye Ekolü’nde ilk kural figürlerin canlı ve doğal bir üslupla çizilmesiydi. Ekole ait tüm eserlerde doğru oranlar, ustaca kullanılmış renkler, doğal figürler ve peyzajlar göze çarpmaktadır. Anlatımda ifadeciliği benimsemişler, dinamik ve dramatik yapı kurmayı sevmişlerdir.

fayyum-portreleri-5

Milattan öncesine tarihlenmesine rağmen, gerek malzeme kullanım tekniği, gerekse üslup bakımından çağdaş sanata yakın figürleri ortaya çıkaran Fayyum portreleri; sanat tarihinde bir döneme damga vurmuş ve buna bağlı olarak, kendisinden sonra gelecek akımlara örnek teşkil etmiştir. Bizans ikonalarında Fayyum portreleri sıkça anılacak ve yüzyıllar sonrasında bu başarılı teknik hayretlerle karşılanacaktı.

fayyum-portreleri-6

Merve Gürşen

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi ve Tarih bölümlerinde lisans eğitimime devam etmekte olup, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde müze araştırmacısı olarak görev yapmaktayım.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
”Her İnsan Sanatçıdır” / Joseph Beuys ve Sosyal Heykel Kavramı

“Her insan sanatçıdır. O -kendi özgürlüğü noktasından- ilk elde kazandığı özgürlük deneyimlerinin konumundan -gelecekteki sosyal düzende- total sanatın diğer durumlarını...

Kapat