Modern Dans Nedir, Ne Değildir ?

Dans etmek, dans ile var olmak… Bunlar gerçekten insan için önemli olgular. Bizler sanatla haşır neşir olarak kendimizi çok daha iyi, çok daha farklı, çok daha derin ifade edebiliriz. Bazı insanların da iletişim şekli dans etmek. Sanatın, hem görselliği hem de duyguları harekete geçirmesi adına en önemli türlerinden biri dans. Modern dans ise, duygu akışının doğaç yöntemiyle dışa vurumu. Anlatmak istedikleriniz mi var? O zaman dans edin. Sahneye çıkın ve sadece içinizden geleni ortaya çıkarın. Pek tabii bütün sanat dalları gibi modern dansın da teknik kısımları, kuralları ve ekolleri var. Modern dans bale temelli bir dans türü. Bu dansa estetiklik katıyor. Yoga ve diğer spor hareketleriyle de vücut disiplin kazanıyor. Günlük hayatta ulaşamadığımız kaslar, çalışarak bize güzel bir denge ve duruş kazandırıyor.

modern-dans-1

Modern dans 19.yüzyılın son evresinde Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkmış ancak dünya çapında başarılarını 20.yüzyılda yakalayabilmiş. Bu yeni tür, klasik dans sanatını içermeyen yeni dans tiyatrosunun tüm stillerini anlatır.

modern-dans-2

Bu dansın öncülerinden biri Isadora Duncan‘dı. Isadora’nın temel düşüncesi vücut ve aklı birbirinden çözerek dansa yeni bir soluk kazandırmaktı. Basit hareketler ve ritmler tercih ediyordu ve bunları doğrudan doğadan özümsüyordu.

modern-dans-3

Modern dansın Ortodoks stili 1926 yılında Martha Graham tarafından başlatılıp Dorih Humprey ile son bulmuştur. Sonrasında modern dansla klasik bale arasında çok ince bir çizgi bile kalmamış, iç içe geçmişlerdir. Graham ve Humprey gibi koreograf ve teorisyenler, dansın ana merkezine gövdeyi oturttular ve bunu da dans mekanının merkezinde olması gerektiğini ifade ederlerken özellikle zıplamadan ve parmak ucunda dans etme tekniğinden uzak durdular. Bu noktada özellikle M.Graham konusunda parantez açmak zorunluluktur çünkü bu isim modern dansla eş anlamlı olarak da kullanılmıştır. Martha ortaya koyduğu tekniğiyle dansçılara vücutlarını ifade için bir enstrüman olarak kullanmaları doğrultusunda yepyeni bir yol açmıştır. Martha Graham, modern dansın en önemli temsilcisi olarak literatürde yerini almıştır. Aaron Copland, Appalachian Spring bale müziğini (1944) Martha Graham için bestelemiştir (Ballett For Martha) Aynı zamanda, günümüzde en başarılı companylerden biri olan, modern dans adına çok büyük işler başaran Martha Graham Dance Company, bize modern dansın ne denli kuvvetli bir dans türü olduğunu kanıtlamaya devam ediyor.

modern-dans-4

Modern dans ayakları yere basan bir tarzdır ve oldukça güçlü bir tekniğe oturur; hafif, yumuşak, süzülen hareketleri içermez. Bu dans tekniğinin hareket prensiplerinin psikolojik ve sembolik anlamları ağır basar. Balede ise her şey kesin ve net bir şekilde tarif edilmiştir. Bundan dolayı klasik biçim dansçıya özgürlük tanımaz; modern dans ise bunun tam tersidir. Modern dansta mutlak sınırlar yoktur. Modern dans, ayrı bir dans türüdür, ekol ve felsefedir. Tango, salsa, bachata gibi dans türlerinin ‘modern dans türleri’ olarak anılması başka bir tanımdır.

Bu teknik bilgileri bir kenara bırakmak gerekirse, modern dansı sahneye taşıyan, başarılı bir dansçının anlatması daha doğru olur diye düşünüyoruz. Bu dansçı, uzun zamandır modern dans yapan ve önemli gruplarla dans etmiş, modern dans eğitmenliği yapan, başarılı bir kadın olan Nurhayat Yıldırım. Bizi kırmayarak ona yönelttiğimiz soruları büyük bir içtenlikle cevapladı.

Dans etmeye kaç yaşında başladınız ?

Dansla 9 yaşında tanıştım. Buna vesile olan büyükannemdi. Ailem Çerkes olduğu için Kafkas Halk Dansları ile başladım. Eğitmenimiz Rusya’dan getirildi ve okul dans ev üçlüsü şeklinde inanılmaz yoğun ve disiplinli bir yaşam başladı benim için.

nurhayat-yildirim-1

Dansa olan ilginizin bir tutkuya dönüştüğünü gözlemledik. Bunun tutkuya dönüşmesi sizce dansla aranızda nasıl bir bağ oluşturdu?

Dans etmenin tadına vardıkça kendi vücudumun ete kemiğe bürünmeden önceki var oluşuyla iletişim kurmaya başladığımı fark ettim. İnsanlar da beni tanıdıkça hayattaki tek tutkumun dans etmek olduğunu anlıyorlar. Sanırım sadece dans etmek de değil, dans edenleri izlemek ve başkalarını da dans etmeye teşvik etmek konusunda tutkulu bir hala geldim. Tabi bir de asıl tutkum iş yaratıcılığa geldiğinde ortaya çıkıyor. Bu tutku dansla aramdaki bağı inanılmaz güçlendirdi diyebilirim. Hepimizin bir bedeni var ve hepimiz bu bedenin gerçekte nasıl olduğunu çok iyi biliyoruz. Fakat dans deyince iç algı ve duyularımız işin içine giriyor. Bir bardağı ne zaman kavrayacağımızı ya da bardağın ne zaman hareket edeceğini ve bizim onu yönlendirmemiz gerektiğini, hepsini biliyoruz. Yani aslında hepimiz fiziksel düşünme konusunda uzmanız. Sadece kendi bedenlerimiz konusunda yeteri kadar düşünmüyoruz. Dansçılarda önemli olan gösterilen şeyi nasıl yakaladıkları, onu nasıl tuttukları, nasıl kullandıkları ve o bilgiyle nasıl düşündükleridir. İşte dans bana en başta ‘düşünmeyi’ öğretti aslında. Bu ilişkinin bir de psikolojik doğası var tabi. Dans ile aramdaki tutkunun bu derece güçlü olmasının sebebi bu. Dans bana her şeyle başa çıkmayı öğretti, ben onunla büyüdüm. Dansla düşündüm. Hayatım boyunca sözcükler bir şeyleri harekete geçirmek karşısında kifayetsiz kaldı. İşte dans, bu noktada tekrar ortaya çıktı. Dans ettiğimde mutluluğun aslında çokta ender bulunan bir şey olmadığını anladım. Ne kadar acı çektiğimiz sanırım gözlerimizi gerçek dünyaya ne kadar çok açtığımızla doğru orantılı. Bu yüzden dansa başladığımdan beri sürekli dansla düşünüp dansla yaşıyorum. Dansçı ya da dans eden kişi diyelim bir başka dünyadadır; adımlarıyla dokuduğu ve jestleriyle inşa ettiği bir dünya. Buna gerçek hayat diyelim ya da demeyelim..

nurhayat-yildirim-2

Dans etmek bir yana, siz aynı zamanda eğitmenlik de yapıyorsunuz. Koreografi oluşturmak başka bir olgu. Hem iyi dans edip, hem koreografi yapmak zor olmuyor mu?

Koreografi yaratım süreci benim daha iyi dans etmemi sağlıyor diyebilirim. Yani benim için koreografi; fiziksel düşünme sürecinden çok da farklı değil. Bedenin zihinle iş birliğinde olduğu bir süreç. Ve bu süreçte benim için zaman, mekan hiç fark etmiyor.

Koreografi oluştururken fiziksel düşünce süreciyle birlikte birçok şey keşfediyorum. Ve eğitmenlik sürecinde de yapmaya çalıştığım şey fiziksel düşünme fikrini keşfetmeleri.

Genelde her dansın belirli bir çıkış noktası vardır benim için.Bunu bazen bir müzik, bir resim, bir fotoğraf tetikler. Tetikleyici etken her şey olabilir. Çevremdeki insanları çok gözlemlerim. Onlar farkında olmadan bazen bir hareket ya da mimikleri bile koreografi düşünmeme sebep olabilir. Bir bedenden, ki koreografi düşünürken bu benim bedenim oluyor çoğu zaman, bir fikir alıp onu başka birinin bedenine tercüme etmeye çalışıyorum. Bu dansçılara da yapacak, üzerinde çalışacak ve düşünecek bir şeyler veriyor. Aslında bu olaya aktarma veya enerjinin dönüşümü olayı bile diyebiliriz.  Bu yüzden süreç, beni iyi bir dansçı olma yolunda da destekliyor.

Koreografileri oluştururken neye odaklanırsın?

Dans benim için soluk almak gibi bir şey aslında. Doğruyu söylemek gerekirse hiçbir şeye odaklanmamaya çalışıyorum. Kendimi sahnede hayal ediyorum bazen çok kalabalık, grupça ya da tek başıma. Fakat bazen de geçmişim, gelecekle ilgili düşüncelerim, geçmişe ve geleceğe dair taşıdığım algılarda koreografi yapmama sebep oluyor. Koreografi aslında bir yüz yüze gelme, göğüs göğüselik, bazen bir bakış, bir vücut, bir arada oluş hikayesidir. O anda yapabileceğim tek şey söyleyebileceklerimi hissettirmektir aslında. Koreografi yaratım süreci benim için yeni bir dil gibi. Nasıl konuşacağımı bilmezken bana kendimi ifade etmem için bir yol gösterdi.

nurhayat-yildirim-3

İyi bir dansçı olduğunuz aşikar. Gelecek ile ilgili planlarınız neler?

Kendime hiçbir zaman iyi bir dansçıyım diyemem sanırım. Sadece bu yolda yapabileceğim ne varsa yapmaya çalışıyorum. Gelecekle ilgili herkesin olduğu gibi benim de birçok planım var fakat başrolde sadece dans var. Bu sayede görüyorum ve hissedebiliyorum. Bunu daha ileri bir seviyeye getirebilecek her eğitime açığım. Fakat aklımdan çıkmayan bir hayalim var. Yurt dışında iyi bir company ile birlikte çalışmak. Bir sürü şey öğrenmek istiyorum. Daha iyi görebilmek, daha iyi düşünebilmek ve daha iyi hissedebilmek için. Ben de sanırım iyi bir dansçı olmak istiyorum. Hiç durmadan dinlemek ve izleyebilmek istiyorum. Planlarım arasında aklımı ve yeteneklerimi en iyi şekilde kullanabilmek var. Ve hiçbir düşüncemin sadece fikir olarak kalmaması. Onları geliştirmek, eyleme geçirebilmiş olmayı diliyorum.

Nurhayat Yıldırım’ın hayat felsefesi nedir ?

Onu tanımaya başladığımdan beri ne kadar doğru bir şey söylemiş olduğunu düşünüp durdum. Bazen bazı insanları tanıyamamanın ve hiç tanıyamayacak olmanın üzüntüsünü yaşarsınız. Bahsettiğim kişi Pina Bausch

Dans et, dans et, yoksa yok olup gideceğiz’ demiş Pina. İşte hayat felsefem kısa bir şekilde ifade etmem gerekirse budur.

Hayatın yönünü sonsuza dek değiştirecek önemli anlar her zaman bağıra çağıra gelmez. Gerçekte de sanırım gösterişsiz bir biçimde olur bu anlar. Dans benim hayatımdaki devrimsel etkisini açığa vurdu diyelim. Ve bunu muhteşem bir sessizlik içinde yaptı. Bu anlara tutunmak ve kaçırmamak çok önemli.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kazanmak ve Kaybetmek Üzerine | Shakespeare

Ne diyordu şair: İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk...

Kapat