Mozart/ Çocuksu Bir Mutluluk mu? Yoksa Karamsar Bir Deha Mı?

Mozart denilince akla gelen ilk şey kuşkusuz çocuksu bir mutluluktur. Bir sanatçı ve müzisyen için sadelik ve kusursuzluk, bir dinleyici için sonsuz neşe ve mutluluk. Ancak, Mozart gerçekten mutlu muydu?

Bunun cevabını verebilmemiz için öncelikle Mozart’ı ve yaşadığı dönemi gerçek anlamda tanımamız gerekir.

Öncelikle babasının yoğun eğitimi, turneleri ve hastalıkları sebebiyle çocukluğunu tam anlamıyla yaşayamamış bir sanatçıdır Mozart. Ayrıca bazı kaynaklarda aksi söylense de, aslında karakteri ve bir takım sorunları sebebiyle çevresi tarafından dışlanmış, fazla sevilmeyen ve ilgi gösterilmeyen bir karakterdir. (Fiziksel görünümü hakkında somut örneklere rastlayamasak da, çeşitli yazılı kaynaklardan fiziksel görünümünün de çevresindeki kişiler tarafından çok beğenilmediğini söyleyebiliriz.) Sahip olduğu tuhaf karakterin (dehasının) ve tourette sendromu gibi bir takım psikolojik sorunların da bu dışlanmada etkisi oldukça fazladır.

“Bu kadar dışlanmış ve çevresi tarafından sevilmeyen bir insan nasıl oluyor da sürekli gülüp neşeli eserler yazabilmiş?” diye soranlar olacaktır elbette.

Mozart’ın sürekli gülmesi, kahkaha atması ve neşeli görünmesi Mozart’ın gerçek karakteriyle ilgili değildir aslında. Tam aksine dışlanmanın getirdiği “aşağılık kompleksi” ve “tourette sendromu”nun bir etkisidir. Bu durum parçalarına da yansımıştır haliyle. Genelde Mozart’ın gerçek kişiliğini parçalarının ilk bölümleri -neşeli ve hareketli allegroların yansıttığı zannedilir. Ancak yazdığı eserlerin ilk bölümlerinin hızlı ve karamsar olmayan majör eserler olmasının en büyük etkisi yaşadığı dönem ve dönemin getirdiği kurallardır. Mozart’ın gerçek karakterini yansıtan bölümler aslında ilk bölümler değil ikinci bölümlerdir. Mozart’ın ilk yıllarındaki eserlerle, son dönemlerinde yazdığı eserlerini karşılaştırdığımızda da bu farkı rahatlıkla görebiliriz. Çünkü Mozart’ın son dönemlerinde müzik yavaş yavaş  kalıplaşmış formlar ve saray çevresinden çıkmaya başlamış ve daha dışavurumsal-özgür bir hal almıştır.

Küçük bir not: Dönemindeki bu kalıplaşmaların aşılmasında, Beethoven ve klasik dönemin ardından doğacak olan romantik dönemin ortaya çıkmasında Mozart’ın devrimci kişiliğinin çok büyük bir yansıması vardır. Bu sebepten ötürü, döneminde popüler bir sanatçı olmasına karşın, yaptığı yenilikçi müzikler sebebiyle çoğu meslektaşı ve halkın belli bir kesimi tarafından eleştirilmiş, benimsenmemiş ve birçok deha gibi değeri sonralardan bilinmiştir.

A. Mozart Piano Concerto no 23 2rd Mov. (Döneminin oldukça ilerisinde olan bir eserdir. Klasik dönemde yazılmasına karşın, bir romantik dönem eserini çağrıştırır.) 

A. Mozart Piano Concerto k. 466 no. 20 1st Mov. (Son dönemlerinde yazmış olduğu bir eserdir. Yazdığı iki minör konçertodan birisidir.)

A. Mozart Symphony no. 40 (Oldukça bilinen ve yine son dönemlerinde yazmış olduğu bir eserdir. Yeni doğan kızının ölümünün ardından yazmıştır.)

A. Mozart Requiem, Lacrimosa (Yazdığı son eserin, son bölümüdür. Bu bölümden sonra vefat etmiş ve eseri öğrencisi tamamlamıştır.) 

Ege Demir

İzmir İnönü Lisesi Yabancı Dil bölümünden mezun oldum. 5 sene İzmir Dokuz Eylül Devlet Konservatuarı’nda kursiyer olarak, 4 sene de Yaşar Üniversite’sinde (YUSEM) “Üstün Yetenek Bursu” ile piyano- solfej (müzik teorisi ve armoni) eğitim aldım. Bu süre zarfında Gülsin Onay, Kemal Gekic, Edna Golandsky gibi sanatçıların masteclasslarına katıldım, çeşitli konserler verdim ve ulusal bir piyano yarışmasında 1lik elde ettim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Andy Warhol’un ‘Mao Zedong’ Portresi Satıldı!

Pop-art sanat akımının öncüsü Andy Warhol'un imzasını taşıyan "Mao Zedong" portresi, Hong Kong'da Sotheby's adlı bir müzayede şirketi tarafından 12.7 milyon dolara satıldı....

Kapat