Mussolini ve Sinema

Diktatör Benito Mussolini, sinemanın önemini ve gücünü anlayan siyaset insanlarından biriydi.

Mussolini, İtalyan İmparatorluğu ülküsünün propagandasını yapmak için sinemayı bir araç olarak gördü. 1937 yılında “Cinecitta”  film stüdyolarını devlet tekeli olarak kurdu. Bu stüdyolarda “Beyaz Telefon Filmleri” diye adlandırılan, halkın dikkatini baskı rejiminden uzaklaştırmak ve halkı eğlendirmek amacı taşıyan  pek çok film çekildi. Ancak sağlanan kaynaklarla çekilen filmler çok çok başarılı olamadı. Bunun sebebi ise sinemacıların resmi ideolojiyi benimsememiş olmalarıdır.

Stüdyonun o zamanlar çok ilgi çekici bir sloganı vardı: “Sinema, en güçlü silahtır.” Ne yazık ki 1943 yılında Naziler, İtalya’yı işgal ettiklerinde bu modern sinema stüdyosunu da yağmaladılar.

mussolini-ve-sinema-yazisi-resmi-1

Savaş sonrası devlet tekeli kalkınca, ancak küçük film yapımcıları varlık gösterebildi. Artık senaryoyu kimsenin onaylaması gerekmiyordu. Böylece akımların oluşması için de uygun ortam oluştu.

“İtalyan Yeni Gerçekçi” akımının oluşması da tam bu döneme denk geldi. Michelangelo Antonioni, Luchino Visconti, Gianni Puccini ve Cesare Zavattini bu akımın önemli isimleridir. Bu sinemacılar oldukça politik, aynı zamanda estetik olarak da devrimci filmler yaptılar.

Yeni Gerçekçiliğin en çok bilinen, en çok atıfta bulunulan kült filmi “Ladri di Biciclette” idi. (Bisiklet Hırsızları, 1948). Vittorio de Sica’nın başyapıtı, savaşın ardından Roma’nın içinde bulunduğu yıkılmışlığı ve çaresizliği, bir ailenin gözünden anlatıyordu. Ricci ailesinin babasının, çalışmak için sahip olması gereken ve eşyalarını rehin vererek aldığı bisikletinin çalınmasının akabinde baba-oğlun çalıntı bisikleti arayışlarını anlatan film, amatör oyuncularla çekilmişti. Solcuların filme tepkisi, “Komünist rejim olsaydı, bisiklet bulunurdu.” şeklinde olmuştu.

mussolini-ve-sinema-yazisi-resmi-2

Roberto Rossellini’nin, Yeni Gerçekçiliğin başlangıç filmi olarak kabul edilen “Roma, Açık Şehir”’i (Roma, Città Aperta, 1945), Nazilerin teslim olan Roma’yı işgal ettikleri 1944 yılını konu alıyordu. Faşist bir güce karşı İtalyan orta sınıfının dayanışmasını konu alan film, savaşın hemen akabinde o günleri unutmak isteyen İtalyanlar tarafından başta çok ilgi görmese de, yıllar içinde hem ulusal hem de uluslararası camiada ün kazandı ve Yeni Gerçekçiliğin simge filmlerinden biri haline geldi. Anna Magnani ve Aldo Fabrizi gibi birkaç profesyonel oyuncunun dışında, tümüyle amatörler oynamıştı.Film, 1946 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
BİR YAZ RÜYASI: FETHİYE ‘TARİHİ YERLER VE DOĞA HARİKALARI ‘

Fethiye konumu ve doğası ile zengin bir tarihe sahip, birçok millete ve efsaneye ev sahipliği yapmış bir yer.Bu tarihi yerler...

Kapat