Mutluluk İki Dudağımız Arasında: Playing For Change (Değişim İçin Çal)

 ”İki temel sorunu var insanlığın; adaletsizlik ve anlamsızlık… Birine karşı hukuk’u bulduk, diğerine karşı sanatı… Ama insanlar hukuk’a ulaşamadı… Ve sanat insanlara…” Nietzsche

Nietzche tam da bugün için söylemiş olmalı bu sözü. Çünkü son zamanlarda yaşadığımız, insanlığımızı sorgulamamıza sebep olan problemlerle savaşıp, duyduğumuz, gördüğümüz ve yaşadığımız sorunlara o kadar kaptırdık ki kendimizi, yüzümüzü güldürecek haberlere muhtaç hale geldik toplum olarak.

Tam da bu noktada bütün insanların hasret kaldığı barış ve huzur ortamını sağlamayı amaçlayan bir grup sanatsever yüzümüze bir tebessüm kondurmayı başardı.

Nasıl mı?

Dünyanın dört bir yanından barışın, mutluluğun geçtiği yolun müzik olduğuna inanan müzisyenlerin ve müzikle uğraşmayı seven herkesin bir araya gelip başlattığı Playing for Change (Değişim İçin Çal) adlı organizasyon sayesinde ortaya inanılmaz bir lezzet çıktı. Dahası da bu kampanyadan elde edilen gelirle yeni okulların açılması, savaş bölgelerine yardım edilmesi ve bütün çocuklar için müzik ve sanat okulları açılması projenin bir taşla iki kuş vurmasını sağladı.

Bu projeye yön veren ve başlamasına vesile olan Mark Johnson müziğin önemini şu şekilde anlatıyor:

“As a human race we come together for birth. And we come together for death. What brings us together in between is up to us. Stop and listen to the universal language of music. And bring that positive energy with you everywhere you go.”

“İnsanoğlu olarak doğmak ve ölmek için bir araya geldik. Bizi bir araya getiren şey, bize bağlıdır. Durun ve evrensel dil olan müziği dinleyin. Ve gittiğiniz her yere sizinle birlikte bu pozitif enerjiyi de götürün.”

Yeni Meksika, 2005

Yeni Meksika, 2005

Projeye katılan 60 ülkeden bazıları; Avustralya, İngiltere, Arjantin, Güney Afrika, Brezilya, Tayland, Küba, Meksika, İrlanda, Kolombiya, Fransa, Japonya, İrlanda, İsrail, Amerika, Rusya…

playing-for-change-konser

 

Hepimizin bir dönem diline pelesenk olmuş popüler şarkılarını dünyanın dört bir yanından bir sürü kişinin tek bir duyguyla söylemesi tarif edilemeyecek bir duygu olmalı. En azından bizim açımızdan öyle gözüküyor. Kim bilir az önce bahsettiğimiz gibi bir amaca hizmet ettiğinin bilinciyle söylemek veya çalmak nasıl bir duygudur.

İşte o tüylerimizi diken diken eken ve sizlerle paylaşmak istediğim  videolardan bir kaçı;

 

Stand By Me

“One Love”

Guantanamera

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
‘Boş Şehir’ 8 Ekim’de Prömiyer Yapıyor!

Dejan Dukovski’nin kaleme aldığı, Yurdaer Okur'un yönettiği oyun 'Boş Şehir' 8 Ekim'de prömiyer yapıyor. Geçtiğimiz sezon dikkat çeken yapımlara imza atan...

Kapat