NİETZSCHE GİBİ TÜKETMEK KENDİNİ

‘‘Evet, biliyorum nereden geldiğimi 
Daim aç bir alev gibi
Yakıp tüketirim kendimi
Işığa döner anladığım her şey
Geride bıraktığım ne varsa kül
Ateş benmişim demek ki.’’

‘Ecce Homo’ adlı şiirinde bunları söylemiştir Nietzsche. Düşünürün insanın yanması ve yanarak tükenmesi, tükenirken de kendini yenilemesi üzerine söylediği çok şey vardır. Kendi felsefesini de bu şekilde yönlendirmiştir. Ateş, kül olmak, yanmak, yakmak gibi kelimeler onun metafor olarak sıklıkla kullandığı kavramlardır. Friedrich Nietzsche, insanın kendisini, kendi ateşinde yakmak istemesi gerektiğini, kül olduktan sonra yeniden doğmasının mümkün olabileceğini ifade etmiştir.

‘‘Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz.’’

Peki, bu metafor, Nietzsche’nin felsefesinin derinliklerinde kendine nasıl yer edinmiştir? Nietzsche, insanlığa kendini yakmasını, yanmasını öğütlerken kendisi nasıl tükenmiştir? Nietzsche gibi tükenmek ne demektir?

“Yaşamak; kendini yakmak yine de ısınamamaktır.”

Akarsuyun belirli bir akış şekli vardır, akarken gittikçe ayrılır ve farklı farklı kollara akar. Sonra bir şekilde, bir yerde bütün kollar tekrar birleşir ve tek ağızla dökülür denize. Nietzsche’nin felsefesini böyle bir şekle oturtmak yeterli olmasa da mümkündür. Düşünürün felsefe anlayışında konular değişik kollara ayrılmış olsa da, temelde aynı noktada birleşen bir potansiyele sahiptir. Peki böyle bir felsefeye bir ad tayin etmek gerekirse edebilir miyiz? Nietzsche’ye başlı başına nihilist sıfatını takmak ne denli doğru olur? Bu oldukça göreceli, oldukça akıl sınırlarını zorlayabilecek bir konudur. Tıpkı düşünürün savunduğu ‘değerlerin göreceliliği’ gibi. O yüzden insanın kendisini Nieztsche gibi tüketebilmesini de böyle bir sübjektiflik üzerinden incelememiz gerekecektir.

nietzsche-gibi-2

Nietzsche’nin felsefesinin temel taşı ‘güç istencidir’. Bu düşünceyi tek başına değil, iki kaynakla birlikte düşünür. Bu da felsefesinin yavan olmadığının kanıtıdır. Schopenhauer’in “çok güçlü ve kör” temelli görüşünü insan ilişkilerine, tavırlarına uyarlar ve bu fikrin yaratacağı enerjiyi görerek potansiyel bir güce çevirir. Kendi araştırmalarından yola çıkarak, Yunanlıları harekete geçirenin fayda amaçlı ya da doğrudan bir ayrıcalık elde etme değil, ‘güç ve iktidar’ kaynaklı olduğunun farkına varır. Nieztshce, buradan insanların kendileri tarafından değil, ‘güç ve iktidar’ tarafından yönlendirildiği kanısına varmıştır: Besler ve besler sürekli aç olan insanları…

Bir de Nietzsche’nin yıldızının hiç barışmadığı bir ‘tanrı’ düşüncesi vardır; bükülmeye direnen bir telin iki ayrı ucu gibi. Ona göre tanrı bu dünyadan yıllar önce göçmüş ve insanları dünyada yalnız, bir başına bırakmıştır. Bu yüzdendir ki, insanlar, kendilerinden başka hiç kimseden, özellikle tanrıdan hiçbir şey beklememeli ve dünyada yalnız oldukları gerçeğine alışmalıdırlar. Böylece ‘‘düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur.” diye düşünmektedir. Bunun üzerine bir diğer düşüncesi de şöyledir:

 “Tanrının ölümünü, büyük bir reddedişe ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüştürmezsek, bu kaybın bedelini ödemek zorunda kalırız.”

nietzsche-gibi-3

Tanrı fikrinin ölmesi ile birey, varoluş hususunda hevesini kaybetmiştir. Geleneksel olan bu değerin çöküşü, bireyde krize yol açıp onun içgüdüleri ile sorunlar yaşamasına yol açmaktadır. İnsanlarda, ‘hayatın hiçbir anlamı yoktur’ düşüncesi hakim olmaya başlamıştır ki, bu da ‘nihilizm’in ortaya çıkması demektir.

Nietzsche hayata iki yönlü bakmayı vazife edinir. (Bu onun düalist olduğu anlamına gelmemelidir.) Onun için ahlâk, pozitif yönü ile, fizyolojik olarak birlikte yaşama içgüdüsüdür, İnsanın hayvani yanlarının ehlileştirilmesini sağlar; o, gücü istemenin bir ifadesidir. Negatif yönü ile baktığımızda, onun için ahlâk kuralları yalnızca belli şartlarda yaşayan belli insanlar içindir. Sürü tipi insandan farklı olan güçlü insanlara göre değildir, köhnemiş ahlâk telâkkileri bireyi içgüdülerine yabancılaştırabilir ve son olarak ahlâk, insanın biyolojik gerçeklerini bastırır.

Bu iki yönlü bakış, Nietzsche’nin tüm felsefesini etki altına almıştır. Mesela Nietzsche’nin oldukça ünlü sözlerinden biri de; ‘Tanrı öldü’ sözüdür. Bu söz, sandığınızdan daha farklı anlamlara gelmektedir. Hayatın yükseliş yönünden baktığımızda, Hıristiyan Tanrısı’nın ölümü, eski kilise değerlerinin ve onun baskıcı ahlâk anlayışının etkisini yitirdiğinin göstergesidir, organizmanın biyolojik gerçeğine aykırı olan bu bakış açısının sona ermesi demektir. Ancak, Tanrı’nın ölümü, Tanrı’nın varlığı kadar hastalıklı bir durumdur.

Sonuç olarak Tanrı’nın ölmesi ile insanda nihilist tutum (kendini tüketme hali) ortaya çıkmıştır. Bu anlamda Nietzshce nihilist midir, değil midir tartışmaları lüzumsuzdur. Nietzsche için hayatın iki yönü vardır. Çöküş yönünde nihilizm, Tanrı’nın ölmesi (geleneksel değerin yıkılışı) ile ortaya çıkar ve Nietzsche pasif nihilizmi son noktasına kadar yaşamıştır. O, bu durumu, “iki bin yıldır Hıristiyan olmanın bedelini ödemek” diye yorumlamıştır ve hayatın yükseliş yönünde, bu hastalıklı (ancak doğanın gereği olan) durumu aşıp yeni değerler yaratmaya koyulmuştur. (Ta ki eskiyip köhneleşene kadar var olması için) Yani o, dünyanın her iki yönüne de temas etmiştir. Böylece Nietzsche bir  ‘trajik nihilist’ oluvermiştir. Yani Nietzsche, hayatın iki yönünü de yaşayan bir trajik nihilisttir. Bu trajiklik onda ‘kendini tüketme’ hali olarak tezahür etmiştir.

nietzsche-gibi-4

“Dilsiz ve soğuk binlerce çöle 
Açılan bir kapıdır dünya! 
İnsan senin yitirdiğini yitirse 
Bir yerlerde duramaz bir daha!”

 

Ozan Aziz Dilber

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
2017’nin En İyi Uzay Fotoğrafları Seçildi!

Royal Observatory, 2017 yılının en iyi uzay fotoğraflarını belirledi. Her yıl yetenekli fotoğrafçıların çektiği en iyi uzay karelerinin seçildiği yarışmanın...

Kapat