Oscar’a Saatler Kala Spotlight İncelemesi

2015 yılının konu itibariyle en güçlü filmi şüphesiz ki “Spotlight” Yönetmen dünya çapında büyük bir sansasyona sebep olan Katolik kilisesinin en büyük ayıbını seyirci ile buluşturuyor: ‘Çocuk tacizi’

Film Geoghan ve Porter adlı iki rahibin şüpheli sıfatıyla yer aldığı çocuk tacizi davalarının unutulmaya yüz tuttuğu bir dönemde başlıyor. Taciz mağdurlarının avukatı Mitchell Garabedian, taciz olaylarının gerçek olduğuna ve Kardinal Bernard Francis Law’un tüm bunlardan haberdar olduğuna dair bir iddia ortaya atıyor. Bu durum üzerine Boston Globe adlı gazetenin içerisinde barınan Spotlight adlı ekip işin aslını öğrenip haberini yapmak için araştırmalara başlıyor.

Sizi karamsarlığa sevk etmek istemeyiz lakin filmdeki isimler ve olaylar tamamen gerçek.

Film hakkındaki düşüncelerimize gelecek olursak, Tom McCarthy işlemekte olduğu konunun hassasiyetinin farkında olacak ki heyecanına yenik düşüp diyaloglara gerekli özeni göstermemiş. Oyuncuların sönük kalmalarını filmin dokümanter bir dile sahip olmasına bağlayabiliriz. Fakat ne olursa olsun, seyircinin gazeteciler ile değil de taciz mağdurları ile özdeşleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İzlerken kendimizi çaresiz, bunalmış gibi hissetmemiz gereken Spotlight, çok daha küçük çaplı bir olayı ele alan True Detective’in verdiği etkiyi maalesef seyirciye veremiyor. “Ben az önce ne izledim?” diye kendisini sorgulaması gereken seyirci, salonu terk ederken film yerine tutuklanan din adamlarının sayısı ile sarsılıyor. Ayrıca kastın daha önceleri benzer rolleri canlandırmış kişilerden oluşuyor olması pek hoşlanmadığım detaylar arasında.

Biraz da beğendiğimiz kısımlarından bahsedelim. Film, bu olayda hiç kimsenin ak kaşık olmadığına dikkat çekip seyircinin hassasiyetini arttırıyor. Porter davasının avukatı Macleash ve Michael Keaton’un canlandırmış olduğu Robby bu insanlık ayıbının tek suçlusunun din adamları olmadığını gözler önüne seriyor.

The Doubt veya Primal Fear gibi başarılı muadillerinin yanında Spotlight’ın hata yapma gibi bir lüksü yok. Bu açıdan bakacak olursak yönetmen oldukça büyük bir risk almış. Bunu yaparken eline yüzüne bulaştırdığını söyleyemeyiz zira film Spotlight departmanında çalışan gazetecileri hak ettikleri övgü ile buluşturuyor. Bu yazıyı Oscar ödülleri henüz sahiplerini bulmamışken yazıyorum. Spotlight’ın şansı, konusu sebebiyle oldukça yüksek olsa da, Oscarı alsın ya da almasın, bu korkunç sırrı ele alan filmler arasında en çok anılanı olmayacaktır.

İşte filmde bahsi geçen kişilerden bazıları !

Spotlight ekibi:

Marty Baron, from left, Walter Robinson, Sacha Pfeiffer, Mike Rezendes and Ben Bradlee, Jr. attend the premiere of "Spotlight" at the Ziegfeld Theatre on Tuesday, Oct. 27, 2015, in New York. (Photo by Andy Kropa/Invision/AP)

Taciz mağdurlarının avukatı Mitchell Garabedian:

Mitchell-Garabedian-spotlight

Kilise ve taciz mağdurlarının avukatı Eric Macleash:

Eric-Macleash-spotlight

Taciz olaylarını örtbas etmesine rağmen kariyerini Vatikan’da devam ettiren Kardinal Bernard Law:

Kardinal-Bernard-Law

John Geoghan (Görsel bizzat Spotlight’ın 2002’deki yazı dizisinden alınmıştır):

John-Geoghan-spotlight

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Project Wild Thing

Teknoloji, bizleri doğadan koparıyor. Neredeyse yetişen her yeni nesil teknolojiye bağımlı hale geliyor. İşte bunların önüne geçmek için David Bond...

Kapat