Parthenon ve Yunan Anıtsal Mimarisinin Arketipleri

Gerek sivil mimaride gerek anıtsal mimaride eski Yunan uygarlığında tek bir anlayış gelişmişti: Kusursuzluk.

Yunanlılar her yapıda bu kusursuzluğu, mükemmelliyetçiliği ve en iyiyi aramışlardır ve bunu sağlamak için de çeşitli uygulamalarda bulunmuşlardır.

Filozoflar, dönemin bilim adamlarıdır aslında. Meraklı filozoflar; kusursuz olma, iyi ve etik olma durumlarının üzerinde fazlasıyla çalışmışlardır ve bu durum mimariyi de etkilemiştir. Güzelliğin ancak en doğru oranlarla mümkün olduğuna inanırlar, yapının tüm parçaları güzelliği yansıttığı kabul edilen oranlarla birbirine bağlanır. Yunan tapınakları yapılmadan önce sorulan tek bir soru vardır: “Yarıçap ne kadar olacak?”

Bu soruya verilen cevap üzerinden bütün yapının tamamlanması söz konusudur. Parthenon, en doğru oranlarla yapılan tapınak olduğundan en güzel tapınak kabul edilir fakat buna yazının ilerleyen noktalarında da detaylı bir şekilde değineceğiz.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-1

Yunan tapınaklarının temeli 8. yüzyıldaki Aka uygarlığının mezar buluntularından ortaya çıkan Terra-Cota model yapı maketleri olarak ele alınır. Aynı zamanda “Megaron” adı verilen bir yapı tipinden de türediği düşünülen Yunan tapınakları zaman içinde gelişme göstermiştir.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-2

Bu yapı maketlerinin ardından işlevi bilinmeyen küçük mekânlı yapılarla karşılaşıyoruz. Megaron adı verilen yapı tipine fazlaca benzeyen bu yapılara M.Ö. 7. yüzyılın başlarında sütunlar eklenmeye başlanır. O ihtişamlı ve hâlâ günümüzdeki güzel yapıların da cephelerini süsleyen Yunan tarzı sütunlar, öncelikle yapının sadece önünde karşımıza çıkar. Sonrasında yapının arkasına da eklenen bu sütunların yapıyı daha görkemli kıldığını düşünen Yunanlılar zaman içinde yapıların tüm cephelerini de bu sütunlarla çevrelemişlerdir. Fakat buradaki bir ayrıntıya dikkat etmek istiyoruz ki, o döneme kadarki uygarlıklar sütunları farklı işlevlerde kullanmışlardı. Temeli çok öncelere dayanan bu düşey taşıyıcı sütunlar başta taşıyıcı işlev olarak kullanılmış, ardından yarı açık alanlar yaratmak için yapıların önüne eklenmişti. Ve daha sonra yapıların girişinin süslenmesi için kullanılan sütunlar Yunan mimarisinde mekânın kendisi yerine tüm yapının büyüklüğünü vurgulama amacı ile kullanılmıştır.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-3

En erken örnekler ele alınırsa eğer, başlangıçta sütunlarda bir düzensizlik söz konusudur. Malzeme temini sorunlarından ötürü zaten o dönemde sütunlar ahşaptır. Ardından Eretria’daki Apollo Tapınağında bir geometri oturmuşluğuyla karşılaşıyoruz, ana mekânın etrafında düzgün aralıklarla yerleştirilmiş sütunlarla düzensizlik kırılmıştır. Zaten kusursuz olmaya kafayı takmış olan Yunanlılar da böylece yapıyı daha ulu gösterebilmişlerdir. Daha sonralarda Samos’taki Heraeum’da yapıyı büyük yapmak istemişlerdir. Çünkü o dönem ruhunda tapınaklar Tanrıların evleridir ve onlar için en güzelini inşa ederek tanrıları rahat ettirmek istemişlerdir. Fakat yapıyı büyük yaptıktan sonra üst örtüyü taşımak için taşıyıcı desteklere ihtiyaç duymuşlardır. Bu sebeple orta eksene de sütunlar ekleyerek eksenel anlayış kırılmıştır ve bu orta eksendeki tanrı heykelinin görülmesi engellenmiştir. Yazımızın başında kusursuzluktan, mükemmelliyetçilikten bahsetmiştik. Bu heykelin görünmemesi Yunan halkını rahatsız etmiş olmalı ki, ikinci Hera Tapınağında ise orta ekseni boş bırakarak yapının ön cephesine ikinci sıra sütunlar eklemişlerdir. Fakat sütunlar bu evreye kadar hâlâ ahşap olarak karşımıza çıkmaktadır.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-4

M.Ö. 7. yy’da, Thermon’daki Apollo Tapınağında artık tapınakları taş ile inşa etmeye başlarlar. Fakat taşın kullanımı bilinmediğinden az önce bahsettiğimiz Hera Tapınağındaki hata yeniden tekrarlanmıştır. 6. yüzyıla gelindiğinde ise Olympia, yani Yunan tanrılarının asıl evi olan bu kentteki Hera Tapınağında sütunlar yapının yanlarına alınmıştır. Fazlaca büyük olan bu yapıya payandalar yapma ihtiyacı duymuşlardır ve aralarına da anıtsallık kazandıran sütunları eklemeyi ihmal etmemişlerdir.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-5

6. yüzyılın sonunda, Sicilya’daki Paestum Hera Tapınağı artık Yunan tapınak mimarisinin oturduğu dönemde yapılan bir tapınaktır. Yani aslında Yunan mimarlığındaki temel yapı zihniyetini özetleyecek olursak mükemmelliyetçi anlayıştan ilerlememiz gerekir. Yunan tapınaklarına giriş söz konusu değildir , içine girilememesi de aslında yapıyı estetik kılan sebeplerden biridir. İçine girilememesine rağmen tanrı/tanrıçaya ayrılan alan kusursuz hale getirilmek istenmiştir.

6

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-7

Yukarıda bahsettiğimiz bu özelliklerden genel olarak Yunan anıtsal mimarisinin ne olduğunu kavradıysak, Parthenon tapınağı özelliklerine de bir göz atalım.

Parthenon Tapınağı, Yunan mimarisinin en kusursuz ve en mükemmel tapınağı olarak ele alınmaktadır.  Sebebi, Atina kentinin tanrıçası olan Athena’ya ithafen yapılan bu tapınağın mükemmellik arayışının en güzel ürünü olmasıdır. Yunan mimarisinde “güzel” kavramının oranlara bağlı olduğu anlayışından bahsetmiştik. Fakat Parthenon Tapınağı, bilinen oranların dışına çıkarak yeni bir oran anlayışının gelişmesiyle güzellik tacına sahip olmuştur. Evet, Yunan mimarisinde oranlara göre Dor sütunlarının kullanıldığı tapınakların cephesinde 6 tane sütun olması gerektiğine dair bir kural vardır ve bu kural bu tapınakta kırılmıştır. Yapıyı daha büyük yapabilmek için ön cepheye 8 adet “Dor” tarzı sütun eklemişlerdir. Yunan anakarasındaki ilk ve tek örnektir. Bu değişikliğin sebebi, Olympia’daki Zeus Tapınağında yer alan Zeus heykelinin iç mekânda sıkışmış bir halde, kötü bir görünüm yaratmasıdır. Bu durumdan hoşlanmayan Yunanlılar, Atina kentinin baştanrıçası Athena’ya ferah bir alan oluşturarak ona en güzel tapınağı sağlamaya gayret göstermişlerdir. Ayrıca “Entasis” adı verilen bir sistem kurmuşlardır.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-8

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-9

Yunan tapınakları, köşeden bakılmak üzere tasarlanırlar. Dikdörtgen veya kare planlı bir yapının köşesinden bakarsanız, tapınağın tüm cephelerini görmüş olursunuz. Ve bu tapınaklar da her cepheden görülmek için tasarlanmışlardır. Oranlarıyla kusursuz biçime kavuşan Yunanlılar, görünümde de kusursuzluğa kavuşmak isterler. Perspektife yanılan gözün güzel görmesi için, yapı görüntüsünün kısılıp basılmamasını sağlamak için bu sistemi geliştirirler. Yapıyı, gözün bakacağı formun tam tersi haline getirilir ve böylece karşımıza keskin geometrik hatları olan bir düzenleme çıkar. Yapının köşeleri ile  yatay simetri ekseni arasında belli bir açıklık oluşturarak Parthenon’u entasis uygulamasına tabii tutmuşlardır. Dışbükey bombeli platform, nereden bakılırsa bakılsın düz görünür. Entasis uygulamasını sütunlarda da uygulamak mümkündür. Uzaktan bakıldığında basılan sütun görüntüsü, basık görüntünün tam tersi şekilde inşa edilerek sütunun da düşey eksenelliğinin bozulmaması sağlanabilir.

Parthenon-Ve-Yunan-Anitsal-Mimarisinin-Arketipleri-10

Bugün dikkatli şekilde baktığınızda, sütunların yekpare/tek bir taş yapı olmadığını görürsünüz. Sütunlar üst üste koyulmuş taşlardan oluşurlar. Bu taşların her birine “Sütun Tamburu” adı verilir. Sütunda sürekliliğin sağlanmasını(taşların kayıp düzensiz görünüm yaratmaması) ve sütunların estetik olarak mükemmel görünmesi sağlamaya çalıştıkları için sütunlarda harç kullanmamışlardır. Harçlar sütun tamburları arasında düzensizlik yaratabilme ihtimaline sahip kaygan malzemelerdir ve yapıya dıştan bakıldığında da güzel bir görüntü oluşturmayacaktır. Bu sebepten de sütun tamburlarını demir kenetlerle kurşun yardımıyla birbirlerine bağlamışlardır. Tamburun çapından geçen ve eksen üzerinde kenetlerin döküleceği dairesel ve dörtgen açıklıklar bugün bazı harabelerde de gözle rahatça görülebilmektedir.

Kısaca özetleyecek olursak, Yunan mimarisi belirli oranlarla kusursuz güzelliği yakalamak için farklı evrelerden geçmiş bir mimari süreç içinde gelişmiştir ve Parthenon da bunun en güzel örneklerinden biridir.

Merve Tuncer
Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencisi. İtalyan Mimarisi,Modigliani ve Caravaggio tutkunu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Taştan Dijitale: Okumanın Evrimi

Zamanın tarih öncesi ve sonrası diye ayrılmasının tek bir nedeni var: Yazı. Tarih öncesinde hikayeyi kaydedecek bir yazı yoktu. Elbette...

Kapat