Perçemli Sokak’ta Arayış / Oktay Rifat

              ‘Güzel günlerin sokakları bunlar
Güzel günlerin insanları bunlar
Yoksa ne durulur ne yürünür’

 Oktay Rifat: Yalın dilin altında hep gizli kalmış garip bir şair. Garipliği Orhan Veli’den ya da Melih Cevdet’ten değil. Şiir dilinin duru olmasıyla basit görülmenin bir garipliği var onun üzerinde. Yani doğru anlaşılamamış olmanın…
Lise yıllarında tanıştığı Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday ile birlikte çıkardıkları ‘Garip’ adlı kitapla yeni Türk şiirinin kurucuları arasında yer aldı. 1956 yılında çıkardığı ‘Perçemli Sokak’ kitabıyla tartışmalara yol açtı. Kimileri tarafından İkinci Yeni akımını başlattığı veya onunla aynı çizgiye girdiği söylendi. Bu sokağa adım atan şairle beraber Garip ilk yorgunluğunu tattı. Her iki taraf için de sancılı bir süreç belirdi. Oktay Rifat bu kitabıyla beraber yeni bir arayışın içinde buldu kendini. Belki de hep o sokaktaydı ve benliğini tekrar bulmaya gitti. Kim bilir?..
Şiirinde de belirdiği gibi gözü hep gökyüzündeydi ve dikkatlice oraya bakıyordu. Kendine giden yolu bulunca Perçemli Sokak’ta başını kaldırdığında gördüğü haritada çoktan padişah olmuş ve tahtına oturmuştu. Bulutlarıyla sınırlarını belirtmişti. Ülkesi görünüşte şiirleri gibi duru ve yalındı. Oysa özü çetrefilli olay örgüsüyle ayakta duruyordu.     


‘Benim gözüm her sefer gökyüzüne gider
Ben göklere bakarım ta içine kadar.’


Bir anda yaşadığı acılar onu almış ve zamanını sınırsız olarak yaratmıştı. Tılsım, uyku, düş ve uyanıklık arasında…
Bir yol seçmenin bedelleri vardı muhakkak ve bu dönüşün bedelini eleştirilerle ödemişti. Belki de bunca zamanın arayışlarıyla. Bence asıl soru şu: Oktay Rifat, Garip şiirinin neresindeydi?  Belki bir yer tarifi zor bu konuda ancak merkezinde olmadığı kesin bir yargı diye düşünüyorum. Merkezde arkadaşı Orhan Veli vardı ve onun da ölümüyle beraber Oktay Rifat ile Melih Cevdet kendilerine ayrı yollar çizdiler. Zaten Garip’le özdeşleşme tam olarak gerçekleşememişti. Oktay Rifat Garip için şiiri havalandırdıklarını söylemişti. Kendisi de havada kalmış ve kanat çırpıp yorulmuştu. Artık zaman yere inme vaktiydi. Bir arayıştı ve bedenin sallanmasıyla beraber ruh kendini aramaya girişti. Ardından Oktay Rifat kendini Perçemli Sokak’ta buldu. Yani şair bin yıl öncesindeydi demin. Geldi ve ‘bulutsuz masalara yaslan’dı. Enis Batur’un da söylediği gibi artık birikmiş, dolmuş ve bütünüyle olmuştu.

                             ‘Hepsini yak lambaların
Yatacakmış gibi
Susadınsa bahçeye çık
Yağmur yağsın bütün gece
Uyu denize benze’

Nazlıcan Kaya
Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Rusya Metrosunda Bale Gösterisi!

Rusya'nın başkenti Moskova'daki Novoslobodskaya metro istasyonunda sabahın ilk ışıklarına kadar bale gösterisi düzenlendi. Kremlin Ballet Theater dansçıları, ülkede düzenlenen 2017 FIFA...

Kapat