Pistoletto ve Yoksul Sanat

1933 yılında İtalya Biella’da doğan Michelangelo Pistoletto, Arte Povera (Yoksul Sanat) akımının temsilcilerindendir. Sanat piyasasının ticari çarklarına bir başkaldırı niteliği taşıyan akımın başlıca özelliği, gelip geçici atık doğal malzemelerin kullanımıdır. Aynalar, neon ışıklar, cam, gazete gibi malzemelerin yanı sıra ağaç gövdesi kullanan sanatçılar, yalnızca malzemenin dağarcığını genişletmekle kalmadı. Farklı malzemelerin süreç içerisindeki değişimini izlenebilir ve gözlenebilir kılarak sanat deneyimini sınırlarını genişlettiler.Yapıtlarında organik ve organik olmayan malzemeleri bir araya getiren, doğal ve doğal olmayan süreçleri irdeleyen ve çeşitli doğa yaslarını görünür kılmaya çalışsan Art Povera sanatçılarının her birinin özellikle üzerinde durduğu farklı olgular, durumlar, kavramlardan söz edilebilir. Art Povera, belli bir tarzdan ziyade bir yaşam felsefesiydi.

 

IART-VENICE-BIENNALE-ITALY

Pisoletto, 1961-1962 yıllarında gerçek zaman ile seyirciyi doğrudan aynı işin içerisine alarak “ayna resimlerini yaptı. Burada izleyiciye merkezi bir rol veren sanatçı, 20. Yüzyılın erken dönem avangartlarınca yıkılmış ve reddedilmiş olan Rönesanas perspektifinin ön plana çıkarmaya çalıştı. “Ayna kullanmaya başladım, çünkü herkes kendisi hakkından bildiklerinin sorumluluğunu taşımak zorunda. Kendine özgü nitelikleri sayesinde ayna, resim sanatındaki değişim kaynaklı problemlerden bağımsızdır. Ve fotoğraf, insanlığı temsil yöntemlerinden aynaya en yakın olanıdır. Aralarındaki tek önemli fark, aynanın imgeyi anbean yansıtması, fotoğrafın ise çıkış noktası olarak geçmişi almasıdır. Fotoğraf sayesinde, ilişkili ve fakat eşzamanlı olmayan gerçeklikler aynı çerçevede yer alabilir; birbirlerinden tamamen bağımsız dahi olsalar, birbirlerinin tasdikine katkıda bulunabilirler. Bu şekilde her türlü yapay deformasyondan Kaçınarak, zaman ve mekanda ayrılmış unsurların en yoğun hallerine ulaşırım.”Pistoletto, 1964‘ten başlayarak farklı malzeme ve anlatım biçimleri deneyerek Giulio Paolini gibi antik heykellerin alçı kopyalarından yararlandı.

Venus-of-the Rags

Sanatçının 1967 yılında “Paçavralar içinde Venüs” adlı çalışması değerli ile değersizi, tarihsel ile günceli bir araya getirerek ironik yaklaşımlar sergileyen Art Povera sanatının tipik bir örneğidir. Tarihsel süreçlerini düşündüren “Paçavralar içinde Venüs “ bir yandan İtalya’nın zengin sanatsal mirası altında ezilen çağdaş sanatçının çıkmazını akla getirir. Tarihsel yapıtların meşrutiyet kazanması süreçlerini irdeleyen Pistoletto, resmin beşiği olan bir ülkede çağdaş sanatla bir jest oluşturur. Sanatçı resmin nasıl meşrutiyet kazandığını göstermeye çalışır bizlere. Bir zamanlar hayranlık uyandıran Venüs, yüzü duvara dönük paçavralar içerisindedir. O artık geçmiş bir estetik, bir kalıntı olarak karşımıza çıkar.

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
ABD’li SpaceX Şirketi Açıkladı: Ay’a Yolculuk Gelecek Yıl Başlayacak!

Havacılık ve uzay mühendisliğinin özel sektördeki dev şirketi SpaceX, gelecek yıl iki kişinin Ay'a seyahat edeceğini duyurdu. ABD'li şirketin CEO'su...

Kapat