Piyanoya Dokunan Adam: Evgeny Grinko

Veda eder gibi bir kavuşma, bitmez yollara çıkan bir yolculuk, tatsız yaz günleri, sonu olmayan buruk hayaller… Evgeny Grinko müziği ile bunları tattırıyor insana. Karlı kış günleri pencereden uzun uzun baktırıyor. Bir sigara yaktırıyor. Eskileri getiriyor akla, bir de hiç yaşanmayanları. Yaşanamayanları… Yaşanamayacakları…

Modern bir klasik Grinko. Her ne kadar müziğe girişi klasik tarzda olmasa da bu türde bayrağı önde taşıyanlardan biri… Alkolik bir yazar, intihara meyilli bir besteci.

İlk bestesini 16 yaşında iken üyesi olduğu bir punk grubu için yapan Grinko, bestelerini bu zamanda dinlediğinde kendisine ait olduğuna inanamasa da punk onun için müziğe ilk adım. Piyano ile klasik müziğe geçmesi ise 24 yaşında minimalist müziğe duyduğu merakla ve piyano çalmayı öğrenmesiyle başlıyor.

Her tür enstrümana ilgi duyduğunu söyleyen sanatçı ilk olarak gitar çalmaya başladığını, o yıllarda içinde olduğu punk ve rock türü ile beraber bateri çalmayı öğrendiğini belirtiyor. Günümüzde daha çok piyano ile devam etse de bateride de büyük bir başarıya sahip.

evgeny-grinko (2)

Her ne kadar kendisi “sigaralı piyanist” adıyla tanınsa da bu yazıyla biraz bunu yıkmak istiyoruz. Günümüzde çoğu para kazanma amacıyla sanatı bir tarafa bırakan sözde sanatçılara karışmadan sanatını sürdüren Evgeny Grinko adını tanıtmak; söz konusu olan şekil değil, içinde barındığı müzik demek istiyoruz.

Grinko, büyüdüğü ülke ve kültürden büyük izler taşıyor ve bunları bestelerine aktarıyor. Piyanistimizin Zhukovsky’de bestelediği ve tek başına kaydedip mixlediği Cinematic Melodies EP’sinin (2009) kapanış şarkısı Morning in Pripyat, Kuzey Ukrayna’da bulunan Pripyat şehrini anlatıyor. Pripyat 1970‘de Çernobil Nükleer Santrali çalışanları için inşa edildi.

Diğer besteleri olan Winter Sunshine EP ve Cold Spaces’i Cinematic Melodies EP’si ile beraber ücretsiz olarak bizlere sunan Grinko, yeni şeyler denemekten çekinmeyen ve müziğe sinematik olgular taşıyan bir isim.  Aynı zamanda müthiş bir orkestraya sahip olan sanatçı, bu fikri Rusya sokaklarında gerçekleşen bir performanstan sonra almış.

Grinko’yu piyanoya iten ve ona soğuk esen rüzgarı, çimenlerin üzerinde parıldayan güneşiyle ilham veren yer, aynı zamanda sanatçının doğduğu yer, Zhukovsky.

evgeny-grinko (3)

Grinko’yu sadece romantik bir minimalist olarak tanımlamak ona büyük bir haksızlık olur. Aslında sanatta bir şeyi genel çerçevelere sokmak büyük bir yanlış, kısıtlayıcı bir öge. Sanatın bağımsızlığı, özgürlüğü ve özgünlüğüne bir hakaret… Bunun için Grinko’yu bu kısıtlamaların içine hiç sokmayalım. Onu duyalım, hissedelim.

Bestelerinde karanlığı ışıkla beraber görelim, alıp başımızı uzaklara gidelim, romantik bir hülyaya dalalım, sabah ışıklarını selamlayalım gecenin vedasıyla, sıcak bir çay içelim, güzel bir kitap okuyalım, Sovyet Rusya’sında bir yürüyüş yapalım. Grinko’yu dinlerken yaşayalım!

Güntülü Akkaş

Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi. Maceraperest bir sanat aşığı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Rengarenk Plaj Sanatı

Alman fotoğraf sanatçısı, Bernhard Lang. Bu albüm Lang’ın tatil için gittiği İtalya’nın Veneto bölgesinde otellerle dolu Adria’dan. İşi, Lang’ı aslında...

Kapat