Postmodernizm Modernizm İlişkisi

Postmodernizm sözcüğü ilk olarak Avrupa’da Jean-François Lyotard’ın 1979La conditionpostmoderne (Postmodern Durum) adlı kitabında görülür ve daha sonra Avrupa’da yaygın olarak kullanılır. Lyotard postmodernliği, modernliğin geldiği en uç nokta olarak tanımlamaktadır. Bu kavram çeşitli anlamlar içermektedir. Özellikle mimarlık alanında modernliğe karşı çıkış olarak algılanan postmodernlik kavramı , “aydınlanma” çağına ve aklın özgürlüğüne dayanan anlayışa geri dönüşün bir belirtisi olarak da kullanılmaktadır.

Modernizm ve postmodernizm ikilemini hangi alanda çözümlemek gerektiğini henüz bilememekle beraber, en büyük etkiler yine sanat ürünlerinde görülmüştür. Modernizm/Postmodernizm karşılaştırmasında ise postmodernizmi toplumsal bir teori olarak konumlandıran Douglas Kellner, modernizmin “yüksek sanat”ın yasası ve bir parçası haline geldiğini söylerken, postmodernizm Pop Art’ta aynı zamanda dönemin mimarisinde, filminde ve edebiyatında görülebilen ‘anything goes’ (her şey uyar) yollu bir popülist estetik sergilediğinden bahsetmiştir.(Mehmet Küçük, Modernite Versus Postmodernite) Modernizm yaptığı aşağı kültür-yüksek kültür ayrımını Postmodernizmde popüler ve yüksek kültürün karışımı; pop kültürünün yeni değerler kazanması olarak görebiliriz.

Modernizm ile Postmodernizm ‘in belirgin farklarından biri de kent planlamasında görülmektedir. Modernist kent planlamacıları, gerçekten de, bilinçli olarak bir “kapalı biçim” tasarımı aracılığıyla, metropol üzerinde bir  “bütünsellik” olarak “hakimiyet” kurmayı hedeflerken, postmodernistler kentsel süreci , “anarşi” ve “değişim”in bütünüyle “açık” durumlarda “oyun” oynadığı denetlenemez ve “kaotik” bir şey olarak görme eğilimdedirler. (Harvey, Postmodernliğin Durumu, 1996) Berman, kentsel değişim süreci için şöyle der: “Öyle görünüyor ki, kentsel gelişme sürecinin kendisi, bir yandan çorak araziyi mamur bir fiziksel ve toplumsal mekana dönüştürürken, bir yandan da müteahhidin kendi içindeki çorak araziyi yeniden yaratmaktadır. İşte, gelişmenin trajedisi böyle işler.”

Modernizm/postmodernizm tartışmalarının özünde “anlam” sorunu ve belirli anahtar terimlerin anlamları üzerine bir yığın ateşli argüman yatar. Baudrillard, “Anlamla yaşayan anlamla ölür” der. Postmodern dünya anlamdan yoksundur; postmodernite, teorilerin boşlukta süründükleri, güvenli herhangi bir limana demirlemedikleri bir nihilizm evrenidir. Anlam derinliği gizli bir boyut, henüz görülmemiş bir alt tabaka gerektirir; gelgelelim, postmodern toplumda her şey görülebilir, belirgin, şeffaf, çırılçıplaktır. Postmodern sahne ölü anlam işaretlerini, parçalanmayı ve şeffaflığı, bok kültürünü, aynı olanın yeni karışımlarına ve bileşimlerine dönüşen donmuş biçimleri sergiler.(Baudrillard, 1984b:39)

Modernizm ve Postmodernizm süreçlerinin her bilimde olduğu gibi Fizik bilimi ile de bağlantısının olduğu yok sayılamaz. Kuantum Fiziğinin olasılıklar dünyası, tüm bilimleri ve sanat yapıtlarını da derinden etkilenmiştir ve postmodernizme geçişte önemli bir yer tutmuştur. 1900’lerde ise kuantum fiziğindeki gelişmeler ve 1950’lerde kaosteorileri, pozitif bilime ilişkin soru işaretlerini arttırmıştır. Kaos, basit olayların basit şeylere neden olduğu anlayışını yıkıp basit şeylerin çok karmaşık ve büyük olaylara neden olabileceğini (örneğin kelebek etkisi) kanıtlamıştır. Postmodernizmin bu bütünsel anlayış içindeki yöntemi de, hiçbir parça bütünden ayrı incelenemeyeceği gibi hiçbir birey de toplumdan ayrı incelenemez düşüncesidir. Kısaca söylemek gerekirse postmodernizm, kuantum sıçraması yapmış bir modernizmdir.

Kaynak:

http://blog.radikal.com.tr/

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Çizgisi Isıtan İllüstratör: Tom Haugomat

Bilgisayar teknolojisinin son on beş senede ışık hızından gelişmesinin sanata aynı hızla yansımasın hayranlık duymamak mümkün değil. Tumblr, Behance, Instagram,...

Kapat