Poussin’in Orion’unun Konusu

Sir Ernst Hans Josef GOMBRICH tarafından yazılmış olan dört adet makale, 1995 senesinde Prof. Dr. Uşun TÜKEL tarafından dilimize kazandırılarak “E. H. Gombrich: Resimde Anlam Sorunu” adlı bir kitap haline getirilmiştir. Kitabın bir bölümünde yer alan Poussin’in “Diana ve Orion’lu Manzara” adlı eseri, sanat tarihinin tartışmalı konularından biri haline gelmiştir. Gombrich’in, resmin asıl anlamının ortaya çıkarma süreci kitabın tüm okurlarında olduğu gibi bende de hayranlık uyandırmıştı. Bu nedenle Gombrich’in çözümlemesine bağlı kalarak resmin anlamına nasıl ulaşıldığını bu yazımın konusu yapmak istedim.

Poussin’in bu yapıtında, Arcadia manzarası önünde konumlanmış kör dev avcı Orion, omzunda ona rehberlik eden Cedalion ve biraz aşağılarında Hephaistos vardır. Yapıtı böylesine tartışmalı bir duruma sokan Diana ise bulutların üzerinde konumlanmıştır.

Poussinin-Orionunun-Konusu-2

Öncelikle Orion’un kim olduğuna, Azra Erhat’ın “Mitoloji Sözlüğü” adlı kitabı yardımıyla, daha açık bir biçimde bakmalıyız. Poseidon’un oğlu olan Orion, dev bir avcıdır. Tüm devlerin topraktan doğduğu söylense de babası Poseidon’un dalgaların üzerinde yürüme gücüne sahip olduğu bilinir. Öte yandan Orion, çok yakışıklı olduğundan çeşitli kadınlardan sevgi görmüştür. Öncelikle Side adlı çok güzel bir kızla evlenmiş fakat Hera’yla boy ölçümesi sonucu Tartaros’a atılmıştır. Orion’un “kör dev avcı” olarak anılmasına neden olan olay ise Sakız Adası’nda Prenses Merope’ye tecavüze yeltenmesidir. Güneş ışığı Orion’a gözlerinin sağlığını geri verecektir. Fakat Poussin’in eserinde bulutların üzerinde yer almış olan Diana, aslında güneşi engellemektedir. Dolayısıyla Orion’un gözleri de iyileşemeyecektir. Peki Orion’un Diana arasındaki olay tam olarak nedir? Orion’un gençliğinde Diana’ya vurulduğu ve tecavüze yeltendiği bilinir. Öte yandan Diana’nın da avcı olması üzerine, Orion kendisinin daha iyi olduğunu iddia etmiştir. Bu iki olaydan birisinin sonucunda Diana, Orion’un üzerine bir akrep salar ve bu akrep Orion’u topuğundan sokar. Akrebi bir burç, Orion’u da gökte bir yıldız yapar. Orion yıldızının akrep burcundan daima uzak olması da işte buna bağlanır. Fakat bu durum Orion’un gözlerinin eski sağlığına kavuşmasının Diana tarafından engellenmesiyle ilintili değildir.

Poussinin-Orionunun-Konusu-3

Poussin’in bu eseri hakkındaki ilk yorum, Lucianos adlı geç antikitenin verimli gazetecisinin bir yazısında geçmektedir. Fakat Lucianos eserin konusunu açıklarken, Hephaistos’un Orion’un gözlerinin güneş tarafından sağıltıldığı anı Lemnos’tan izlediğini yazmıştır. Oysa Poussin’in eserinde Hephaistos, Orion ve Cedalion’un biraz aşağısında Arcadia’dadır ve güneşin yükseldiği doğuyu işaret etmektedir. Felibien ise resmi “Diana tarafından kör edilen Orion’un yer aldığı büyük manzara” şeklinde açıklamıştır. Ki yukarıda bahsettiğim üzere Orion’un körlüğüne Diana değil Prenses Merope sebep olmuştur. Öyleyse bu anlatım da yanlıştır.

Ozan Marston’un bir yergisindeki dizelerde dönemin ozan ve ressamlarının modası haline gelmiş başvuru kitapları yer almaktadır. Gombrich bu dizelerin içerisinde Natalis Comes’i bulmuştur. Natalis Comes ise, klasik ve klasik olmayan öykülerin en düzmece versiyonlarını barındırmakta ve üst düzey çapraşık bir yorum sergilemektedir. Zaten kitabın alt başlığı da şöyledir: “Eski Öykülerde Yer Alan Bütün Doğa ve Ahlak Felsefesi Öğretilerini Gözler Önüne Seren Açıklamalı 10 Öykü Kitabı”. Bu garip yorumlama sanatının başlıca yöntemiyse sözcük ve isimleri sanki içlerinde gizli anlamlar varmışcasına uzun uzun anlatan bir etimoloji ortaya koymaktır.

Bu metnin Orion’la bağlantısına bakarsak Orion’un, Neptün, Jüpiter ve Apollon’dan önce yaratıldığını göreceğiz. Yani Comes açıkca Orion’un; su (Neptün), hava (Jüpiter) ve güneş (Apollo) oluşumunu temsil ettiğini söylüyordu. Orion, fırtına bulutlarının kaynağı olan bu 3 ögenin iç içe geçmiş örtülü bir simgesiydi.

Orion’un Diana ile bağlantısına dönecek olursak Natalis Comes’te şunların yazılı olduğunu göreceğiz: “Orion, Diana’ya dokunma cürretini gösterdiği için tanrıçanın oklarıyla öldürülmüştür. Ama su buharlaşıp yükseldiği zaman havanın en üst katmanına ulaşır. Ayın gücü, yani Diana, onları toplar yağmurlara ve fırtınalara dönüştürür. Sonra Ay tanrıça oklarıyla bunları tahrip eder ve aşağılara savurur.”

Natalis Comes rehberliğinde Poussin’in yapıtına yeniden bakacak olursak, arkası bize dönük olan kör dev avcı Orion fırtına bulutları içinden geçer ve vadi boyunca yayılır. Havada toplanıp Diana’nın ayaklarına dokunur. Bu bulut “gerçek” gizli anlamıyla Orion’dur. Kısacası eserde iki farklı Orion’dan bahsedilmektedir: Birincisi arkası dönük olan kör dev avcı Orion, diğeri ise fırtına bulutu olan Orion. Diana’ya dokunma cürretini göstermiş olan Orion, tanrıça tarafından güneşi görmemekle ve kör kalmakta cezalandırılmıştır.

Yani Poussin, doğal ve meteorolojik bir olayı mitolojik bir zeminde seyirciye aktarmıştır. Bu meteorolojik olay da aslında seyirciye ahlaksal bir mesaj vermektedir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
ANTHONY HOPKINS’TEN MUHTESEM BESTE

Hepimizin filmlerine aşina olduğu Hollywood yıldızı Anthony Hopkins, bu sefer başka bir özelliğiyle karşımıza çıkıyor. Bir süre önce karşıma çıkan...

Kapat