Quentin Tarantino’nun Parlayışı ve Sinema Anlayışı

90’lı yıllarının başında sinema camiasına bodoslama dalan ve yerleşmiş sinema anlayışını adeta yerle bir eden usta yönetmen Quentin Tarantino, İtalyan asıllı bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Babasının oyuncu olması onu sinemaya yaklaştırsa da Tarantino aslında sinemayı, lise öğretiminden sonra katıldığı tiyatro topluluğunda keşfetti.  21 Yaşında New York’ta tanınmış bir video kasetçide çalışmaya başladıktan sonra izleme şansı bulduğu binlerce filmle entelektüel birikimini arttırdı. Kasetçi dükkanındaki deneyimi, onun için adeta bir dönüm noktasıydı. Bu deneyiminden sonra Tarantino, inanılmaz derecede entelektüel birikime sahip, yaratıcı bir senaryo yazarı aynı zamanda keşfedilmeyi bekleyen genç bir yetenek haline gelmişti. Çevresine, kendisini oturduğu yerden ispatlayan bir cazibeydi Tarantino. New York’un önemli bölgelerinden birinde bir video kasetçide kendisine çevre ediniyor ve aradığı fırsatı bekliyordu.

22 yaşında ilk önemli senaryosu olan Captain Peachfuzz’ ı yazdığında, kasetçideki işi vasıtasıyla kendisini cesaretlendiren ve sektöre adım atmasına yardımcı olacak birçok oyuncu arkadaş edinmişti bile. (Bunların arasında daha sonra Hollywood’da önemli yerlere gelecek olan Oscar ödüllü senarist “Roger Avary”  de bulunuyordu.)

90 Yıllara geldiğimizde Tarantino’nun profesyonel sinemacılık kariyeri de başlamıştı. İlk ve en önemli eserlerinden biri olan Reservoir Dogs’la, kariyerine adeta zirvede başladı. Senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği, sinema tarihindeki en özgün filmlerden olan Reservoir Dogs, sinema dünyasını sallamıştı. Sadece gişedeki başarısından söz etmiyorum; yerleşmiş, kültleşmiş bir sinemacılık anlayışını da yıkıyordu Tarantino bu filmle. Anlamsal bütünlük açısından kısıtlı bir çerçevede şekillenen senaryosuyla, buna rağmen sahnelerin ve diyalogların etkileyiciliğiyle sonradan birçok filmle taklit edildi. Kan, şiddet ve vicdansızlığın filmde sansürsüz olarak verilmesi, kimileri tarafından eleştirilse de belli ki izleyicinin hoşuna gitmişti. Fakat şunu da söylemek lazım ki Tarantino izleyicinin beğeni algılarına göre hareket eden bir senarist veya yönetmen değildi ve hiçbir zaman olmayacaktı.

Reservior Dogs’la alakalı diğer önemli bir nokta, ilk filmi olmasına rağmen birçok önemli ismi bir araya getirmesidir. Tarantino, piyasada acemi çaylak diye anılırken, oyuncu kadrosunu toplamasının ve bütçe sağlamasının arkasında önemli bir isim yatıyor. Ondaki potansiyeli kısa zamanda gören Lawrance Bender, Reservoir Dogs konusunda Tarantino’yu cesaretlendiriyor ve filmin yapımcılığını üstlenerek filme finansman sağlıyor.

Tarantino her şeyden önce kendi zaaflarından, kendi isteklerinden, zevklerinden yola çıkar. İzleyicinin estetik algısına hitap etmek için belli kalıplara girmez.Tam tersi,kendi kalıplarını kendi yaratır ve bu kalıplarla izleyicinin estetik algısını şekillendirir. 90’lı yıllardan sonra Reservoir Dogs, Pulp Fiction filmleri bu kalıpların şekillenmesinde önemli roller oynamıştır. Özellikle Pulp Fiction filminde ayak fetişini konuya dahil edişi, eleştirel çevrelerce, kariyeri zirvedeyken son bulacak diye yorumlanmıştı. Fakat hiç de beklendiği gibi olmadı. Pulp Fiction  kısıtlı bir konuya sahip olmasına rağmen gişeyi sarstı. 90’lı yıllarda eleştirmenler filmlerde anlamsal bir bütünlük, insani ve psikolojik bir kavrayış arıyorlardı. Tarantino’nun bu anlayışa rest çeken tavrı eleştirmen çevrelerce benimsenmedi fakat karar her zaman izleyiciye aittir. Filme olan talep o kadar yoğundu ki yıldızı sönmüş, ismi unutulmaya yüz tutmuş John Travolta’nın kariyeri bile bu filmdeki rolünden sonra yeniden zirveye ulaştı.

Onun sonraki yapıtlarında da aynı özgünlük ve cesurluğu sürdürmesi, kariyerinin istikrarlı bir şekilde yükselmesini sağladı. Bugün tüm dünya çapında Tarantino’yu sinemanın ilahı olarak benimseyenler hayattalar ama onu yerin dibine sokan eleştirmenlerin hiçbirinin ismi dahi hatırlanmıyor.

O sinemaya devrim yaparak girdi. Kuralları yıktı. Kuralları yıkmakla kalmadı, yeri geldi kuralsızlığıyla adını duyurdu, yeri geldi kendi kurallarını, estetik algısını benimsetti. Onun filmlerini izlerken estetik algılarımıza sunduğu geniş imkanlar sayesinde insanlar kendi zaaflarıyla ve vicdansızlıklarıyla yüzleşebilirler. Onun filmlerini izlediğimizde tamamıyla özgün olanla karşı karşıyayızdır. Daha önce izlemediğimizi izler, daha önce duymadığımız diyalogları duyarız. Kullandığı her unsur onun yönetmenlik dehasını yansıtabilir. Film girişleri, sahne geçişleri, kullanılan müzikler. Quentino filmleri vasıtasıyla birçok oyuncunun yıldızı parlamış, birçok müzisyen dünya çapında üne ulaşmıştır. Bunların hepsinin arkasında yatan şey şüphesiz ki özgünlüktür. Özgünlük onun filmlerinin bel kemiği, yapı taşı. Hatta sinema eleştirmenlerinin eleştiri yazılarında sürekli kullandığı “Quentinovari” onun özgünlüğünün en önemli ve çarpıcı göstergesidir.

Tarantino değişimin kendisidir

Yıllar geçer; sanat, sinema ve olanaklar değişir. Quentin Tarantino 90’lı yıllarında başından 2010’lu yıllara kadar değişimin her aşamasına adapte olabilmiş bir sanat insanıdır. Yazının başından beri gişe başarısından söz ederek Quentin Tarantino’yu övüyorum. Fakat değinmek istediğim başka bir nokta var. Sinemayla uğraşan hatta gişe rekorları kırabilmiş her yönetmen her senariste sanat adamı demek doğru değildir. Quentin Tarantino’nun sanat kaygısı gütmesi, yaratıcılığını ve özgünlüğünü koruyarak kendini ve başkasını taklit etmeden yapıt vermesi, sürekli kendini yenileyerek yönetmenlik sanatı dediğimiz şeyi en güzel şekilde icra etmesi, beni onu sanat adamı demeye yönelten unsurlardandır.

1

Günümüze kadar tüm süreci izlediğimizde Tarantino’nun son yapıtlarında  (Django ve Soysuzlar Çetesi adlı filmlerde) mesaj verme kaygısının daha fazla öne çıktığını görüyoruz. Ama o yine de özgünlüğünden ödün vermeyerek kendine has üslubuyla anlatıyor anlatmak istediğini. Django’da efendi ve köle arasındaki ilişkiyi ve itaat algısını ele alıyor. Renk ayrımına dayalı sınıflaştırmanın, –sosyolojik unsurları da kullanarak- insanın itaat ve başkaldırı dürtüsünü çarpıcı bir gerçeklikle veriyor. Böylesine derin felsefi ve anlamsal bütünlüğe sahip başyapıta kendi özgünlüğü ve yönetmenlik dehası da eklenince bu filmi ölümsüzler arasında anmak pek de yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Quentin Tarantino düşünsel olarak intikam kavramını öne çıkarır. Kill Bill serisi, Django, ve Soysuzlar Çetesi’nde (Inglourious Basterds) olay örgüsü genelde intikam istenci çerçevesinde şekillenmiştir. Brad Pitt’in başrolde olduğu bu filmde 2. Dünya Savaşı, genç bir kızın ailesinin Almanlar tarafından öldürülüşü ile başlar. Devam eden süreç içinde Almanlara karşı örgütlenen ve Yahudilerden oluşan Soysuzlar Çetesi’nin bazı girişimleriyle karşı karşıya kalırız. Film, daha başlangıcında Quentino’ya has bir kokuyla karşılar bizi.  Mükemmel bir görsellik ve doğallıkla Fransız kırsallarında başlayan film, aynı etkiyi filmin sonunda azaltmadan -aksine zirveye çıkartarak- devam ettirir. Her sahnede, her diyalogda abartısız Tarantino’nun yönetmenlik dehasından izler vardır. Şiddet yine abartılı olsa da gerçekçiliğinden taviz vermeyen bir incelikle sunulur. Filmin finalinde Hitler’in ölmesi dahi filmin gerçekçiliğinden bir şey götürmemiştir.

Quentin Tarantino Müzikali

Tarantino filmlerinin en büyük özelliklerindendir müzik. Yukarıdaki yazıda bazı noktalarda değinsem de, Tarantino diyince müzik için ayrı başlık gerekir.

İlk filminden son filmine kadar abartısız her filminde Tarantino müzik seçimlerinde çok hassas davranmış bir yönetmen. Filmlerdeki etkileyiciliği bir de müziğin vuruculuğuyla birleştirerek izleyici psikolojik olarak kuşatmayı başarabiliyor. Birçok genç müzisyene fırsat tanımış ve onların önünü açmıştır. Hepimizin bildiği Black Eyed Peas grubu Pulp Fiction filmiyle ününe kavuşmuştur. Özellikle Kill Bill serisinde seçtiği müziklerle hem kendisinin hem de filmin popülaritesini arttırdı. Hatta durum öyle bir hal aldı ki, filmin yapımcıları sırf bu seride çalan müziklerden oluşan vol1 ve vol2 olmak üzere 2 albümü piyasaya sürdü.

Pulp Fiction Giriş Sahnesi ve Müziği

Django Giriş Sahnesi

Kill Bill: Vol. 1 – Battle Without Honor or Humanity

https://www.youtube.com/watch?v=8P-c2k-HgRA

Tarantino Filmlerinin En İyi 10 Soundtracki

Kaynak:

Filmsite.org

wikipedia.com

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Tiyatro Biletlerinden Vergi Alınmaması İçin İmza Kampanyası Başlatıldı!

Bir tiyatrosever tiyatro biletlerinden vergi alınmaması için internette imza kampanyası başlattı. 'Sanat lüks değil, ihtiyaçtır' sloganıyla başlatılan imza kampanyasının 2...

Kapat