Rilke: Anılara sonuna kadar sadığım, insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.

“Bizlere gereken yalnızlıktır, büyük, içsel bir yalnızlık. Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak.”

Rilke, yalnızlığı ve uzağı en iyi anlatan şairlerden. Ancak uzağı kendine yakınlaştırsa dahi onu gene yalnızlıkla karşılar. Acıdan kaçmamayı öğütler, hayatın ötesine ulaşmak için insanı deneyimlenmeye davet eder.

“… çarparken parçalardı bizi kendi yüreğimiz”

Ne kadar şiir saf duygu değildir derse de, şiirleri dibe vurulmuş ve ince işlenmiş hüznün göze sokulmasıdır. Katedrallerden, geçmiş zamandan, andan, gündelik zaman dilimlerinden ve günlük hayattan bahsetse de apaçık ağıtlar yazmıştır Rilke. Her bir mısra acı, özlem, geçmiş zaman ile yoğrulmuştur. Yüzeyde hafif bir çizikle başlar sözler. Derinleşir, kaslar ayrılır, kemikler yarılır. Kesilir. Dağılma sesleri duyulur. Daha derine sokulası hançer kalbe saplanır. Acılar yüzeyde hissedilmiştir. Artık ölümün verdiği hissizlik başlamıştır.
İşte okuyucuya şiiri ciddiye almamayı öneren şairin söylediği sözler kendisinden bize aktarılınca böyle bıçak yaralarına dönüşür. ‘‘Yalnızca içteki yakındır; başka her şey uzak’’ der Rilke ve dışarı ile içeri arasındaki kocaman gezegeni ayan eder.

“Yalnızlardan söz etmemiz, insanlardan fazla anlayış beklememizdir. İnsanlar, neden söz ettiğimizi anlarlar sanıyoruz. Hayır, anlamazlar. Bir yalnızı görmemişlerdir asla; ondan, tanımaksızın nefret etmişlerdir yalnız. İnsanlar, onu tüketen komşular olmuşlardır; bitişik odanın, onu baştan çıkaran sesleri olmuşlardır. İnsanlar, patırtı etsinler, onun sesini boğsunlar diye, eşyaları ona karşı kışkırtmışlardır. Narinliği ve çocuk oluşu yüzünden çocuklar, ona karşı birleşmişler ve o her büyüyüşünde, yetişkinlerin rağmına büyümüştür. Bir av hayvanı gibi barınağını sezmişler ve uzun gençliği sürekli bir takip altında geçmiştir.

Güçten kesilmeyip de ellerinden kaçtıkça, yaptığı şeylere bağırmışlar, çirkin deyip kötülemişlerdir yaptıklarını ve o, bunlara kulak asmadı mı biraz daha ortaya çıkmışlar,
yiyeceğini bitirmişler,
teneffüs edeceği havayı tüketmişler ve
iğrensin diye yoksulluğuna tükürmüşlerdir.

Bulaşıcı hastalığı olan biri gibi adını kötüye çıkarmışlar, daha çabuk kaçıp gitsin diye ardından taşlar atmışlardır. Ve yıllanmış içgüdülerinde haklıydılar gerçekten: O, gerçekten düşmanlarıydı çünkü.”

Rilke, bir şairden daha fazlası. Yalnızken ruhunda gezintiye çıkabilecek herkesin yol göstericisi o.

“Yaz gene de gelir, ama yalnız sabredenlere gelir, önlerinde sonsuzluk varmış gibi tasalanmadan sessiz ve yürekleri geniş olanlara gelir. Onu gönül borcu duyduğum acılar içinde öğreniyorum: Sabır her şeydir.”

 

Okumadan geçmeyin: “Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim.” A. Camus

Ozan Aziz Dilber
İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Yel Değirmenlerine Savaş Açan Bir Çolak Silahşör | Cervantes

Karşında duran mıdır gerçek? Yoksa gözünün gördüğü müdür? Gerçek olan nedir? Don Kişot'un dövüştüğü değirmen mi? Dev mi? Yoksa dev...

Kapat