RÖNESANS DÖNEMİNE GEÇİŞTE BİR DÂHİ ÇOCUK; MİCHELANGELO

“Gerçek sanat eseri, mükemmelliğin gölgesinden başka bir şey değildir.”

                                                                                   Michelangelo Buonarroti

 

Michelangelo demek “deha” demektir. Bunun öncelikli sebebi, sanatçının heykel, resim, mimari, ordu mühendisliği ve hatta şiir gibi pek çok farklı alanda yeteneğini kanıtlamış olmasıdır; öyle ki Michelangelo’nun özgür düşünmenin ve avangard estetiğin kişileşmiş hali olduğu kabul edilmektedir. İkinci sebebiyse Michelangelo’nun, eserleri aracılığıyla hümanizmi tam anlamıyla ifade etmiş olmasıdır.

 

Rönesans döneminde, hümanizm bir doktrinden ziyade bir tavır ve düşünce biçimiydi. Hümanizm merkezine insanı alıyordu ve bu dönemde insanoğlunun varlığına ilişkin sorular sorularak, insanın varlığı üzerine birçok sorgulama sürecine girilmişti. Devrin bu hümanist düşünce süreci her dönemde olduğu gibi sosyal hayata da yansımış ve sanatı oluşturan bir olgu olarak sanat varlıkları üzerinde de ince ince şekillenmişti. Hümanizm, Floransa’dan Avrupa’nın geri kalanına yayılmıştı. Michelangelo’nun çalışmalarının güçlü yaratıcılığı, dışavurumculuğu ve yoğunluğu, dünyanın hümanist bakış açısıyla algılanışını zarafetle yansıtır.

Asil bir soydan gelen düşük rütbeli bir memurun oğlu olarak, Floransa yakınlarında doğmuş olan Michelangelo henüz altı yaşında annesiz kaldığında ketum, küstah ve inatçı bir çocuğa dönüşmüştü. Taş yontmakla uğraşan bir ailenin yanına gönderilince, taş ocağından taş çıkarmaya yönlendirilmişti. Bu ailenin yanında ileride başyapıtlarını yaratmakta faydalanacağı temel aletleri öğrendi ve becerileri edindi. Bir gün yakın arkadaşı Giorgio Vasari’ye “Eğer içimde iyi bir şey varsa, Arezzo kırlarının zarafetinden kaynaklanmaktadır. Heykellerimi yapmak için kullandığım çekici ve keskiyi de sütannemin sütünden aldım.” dediği bilinmektedir.

1 Nisan 1488’de henüz 13 yaşındayken Ghirlandio’nun atölyesine kabul edilerek sanatçı olma yolunda ilk büyük adımını atmıştır. Ghirlandio öğrencisinin bir dahi olduğunu anlamakta gecikmemiş ve verdiği çalışmalarla, Michelangelo görsel duyarlılığını, analitik zihnini ve renk hissiyatını keşfetmiştir. Çok geçmeden Ghirlandio parlak öğrencisini Lorenzo de Medici ile tanıştırır ve böylece sanatçımızın hayatında yeni bir çağ başlamış olur.

pieta-mermer-vatikan

Pieta; 1498 – 1499, Mermer, San Pietro Bazilikası, Vatikan

Lorenzo de Medici sanata ve edebiyata düşkünlüğü ile biliniyor ve yetenekli sanatçıları himayesi altın alıyordu. Bertoldo’nun yönettiği heykel okulunda Michelangelo tüm Medici ailesi ile tanışmış ve onların muazzam heykel okulundan son derece etkilenmiştir. Burada Lorenzo, Michelangelo’nun şöhrete kavuşmasını sağlamış ve onu yüksek sosyeteye tanıtmıştır. Sanatçının ilk gerçek siparişi de Lorenzo de Medici’nin dostu olan Aldobrandi tarafından verilmiştir.

Michelangelo için önemli dönüm noktalarından biri de, Medici Sarayı’ndaki San Marco bahçelerini ziyaret edişiydi. Burada hayatın çok farklı alanlarından pek çok hümanistle tanışmış ve sanatın küstahlığı, açık fikirliliği, ataklığı ödüllendirdiğini öğrenmişti. Bunlardan başka, hayatı boyunca esin kaynağı olarak faydalanacağı Antikçağ hazinelerini keşfetmişti. Michelangelo, kendi başına ustalarının etkisini aştı ve iyi bir heykeltıraşın nasıl olması gerektiği konusunda kendi net fikirlerini geliştirdi. Örneğin, insan anatomisi konusunda uzmanlaşmanın mutlak ön koşullardan biri olduğunu anladı ve o dönemde insan teşhirinin tabu olarak kabul edilmesine aldırış etmedi. Santo Spirito Hastanesi başrahibinden, kimsenin sahip çıkmadığı cesetleri inceleme izni aldı. Yasa dışı olmasına rağmen ve zaman zaman sağlığını bozmasına aldırış etmeksizin, bu deneyimin son derece önemli olduğunu düşünerek yaptıklarıyla gurur duydu. Çizim, resim ve mimari konusunda ne kadar yetenekli olursa olsun, sanata yönelmesinin asıl sebebi heykeldi ve heykel sanatı sayesinde ün kazanmıştı.

 

Musa; 1513 – 1515, Mermer, Papa 2. Julius’un Anıt Mezarı, San Pietro, Roma

Musa; 1513 – 1515, Mermer, Papa 2. Julius’un Anıt Mezarı, San Pietro, Roma

Davud; 1501 – 1504, Mermer, Galleria dell’Accademia, Floransa

Davud; 1501 – 1504, Mermer, Galleria dell’Accademia, Floransa

 

Heykel çalışmalarının yanı sıra resim alanında da kendi tarzını başarıyla uygulamıştır. İnsan anatomisine dair öğrendiği tüm ayrıntıları tuval üzerinde heykel yaratımı yaparcasına figürlerine aktarmıştır. Onun tüm resimlerinde figürlerinin vücut görünümlerini, insana verdiği değerin dışa vurumu olarak algılayarak oluşturduğu gözlenir. Maniyerist üslubun başlıca özelliği olan anatominin abartılı görünümleri ve yarı tanrısal figürler Michelangeo’nun resimlerinde kendini göstermektedir. Resimlerinde, gri veya mavinin karşısında ateş kırmızıları, turuncular, sarılar kullanmış; sulandırılmış boyanın katman katman kullanıldığı “ıslak üstüne ıslak” tekniğini uygulamıştır.

 

Aziz Antonio’nun Azabı; 1487 – 1488, Tuval üzerine yağlıboya, Kimbell Sanat Müzesi

Aziz Antonio’nun Azabı; 1487 – 1488, Tuval üzerine yağlıboya, Kimbell Sanat Müzesi

 

Ademin Yaratılışı; 1512, Fresk, Sistina Capella, Roma

Ademin Yaratılışı; 1512, Fresk, Sistina Capella, Roma

 

Kutsal Aile; 1504, Yuvarlak ahşap panel üzerine sulandırılmış zamk boya, Galeria degli Uffizi, Floransa

Kutsal Aile; 1504, Yuvarlak ahşap panel üzerine sulandırılmış zamk boya, Galeria degli Uffizi, Floransa

 

Heykel ve resim dışında ilerlemiş yaşına rağmen mimariyle ilgilenmesine sebep olan şey, bir eserle bulunduğu yer arasındaki ilişkiyi incelemeye başlamasıydı. Rönesans değerleri zaten mimari öğeleri insan boyutlarına indirgemekle uğraşmaktaydı. Michelangelo ölçülerin meselenin yalnızca bir boyutunu oluşturduğunu düşünüyordu; bir binanın kapasitesi ve işlevselliğinin en temel özellikleri arasında yer almasına rağmen ikinci derecede önemli olduğunu düşünüyordu. İlk mimari girişimini Roma’da Aziz Cosmas ve Aziz Damian’a tahsis edilmiş şapelin küçük cephesi üzerinde çalışarak gerçekleştirdi. Üzerinde çalıştığı klasik öğelere devrimci bir değişiklik ekledi. Kırık saçak silmeleri aracılığıyla ışık ve gölgeyi birbiri ardına sıralamayı başardı. Ayrıca duvara eklediği modilonlar ve diğer mimari öğeler sayesinde perspektifi bozdu. Damarları, kalınlığı ve ışık etkileriyle oynayarak, mermeri sadece yüzey malzemesi olarak kullanmaktan fazlasını yaptı. Medici Sarayı’nın pencereleri, San Lorenzo Şapeli cephesi, San Pietro Bazilikası kubbesi gibi yapılar Michelangelo’nun eşsiz mimari çalışmaları arasındadır.

 

 San Pietro Bazilikası kubbesi; 1546 – 1564, Vatikan


San Pietro Bazilikası kubbesi; 1546 – 1564, Vatikan

Laurentian Kütüphanesi; 1530, San Lorenzo Bazilikası, Floransa

Laurentian Kütüphanesi; 1530, San Lorenzo Bazilikası, Floransa

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
54 sayfalık ince bir kitaptan Dünya’ya: Halil Cibran / Ermiş

Felsefe yazarı, mistik şair ve aynı zamanda ressam olan Halil Cibran’ın 1923 yılında basılan ve en ünlü eseri olan Ermiş;...

Kapat