Röportaj: Begüm Tarako

Tüketimin arttığı şu dönemde müziğiyle, sözleriyle yaratıcı bir üretim içerisinde olan Begüm Tarako, ‘7’ albümü ile Sanat Karavanı’na konuk oldu.

Albümünüzü incelerken  “Tek cümleyle; sözler “acı” diyordunuz. Sahiden sözler hep acı mı?

–  Eğer Eşik’ in o paragrafında metaforlarla anlatmaya çabaladığım gibi, hastalıklı bir zihinden ayrılan boşluktan dolu sözlerse bence evet. Hepsi acı veren türden. Tabi biraz da kimin kulağına değdiğiyle ilişkili bir durum. İşittiklerinden acı duyabilen bir algıya ulaşıyorsa aksi pek mümkün değil gibi.

Günümüz müzik dünyasında ‘söz üretimi’ yok. Ya sadece arkada müzik ve bir iki söz ya da eski şarkıların coverlarını görüyoruz. Sanatçı bir yerde üreten kişi değil midir?

–  Elbette üretim, sanatçının dünyasını bir şekliyle ortaya koyma biçimidir. Ama bunu üretilmiş bir işi icra ederken de ortaya koyabilir. Yorumlama da doğaçlama da üretimlerdir neticede. Burada bahsi geçen tanımlama biraz daha popüler müziğe oturuyor. Ben çok güzel sözlere, yaratıcı yaklaşımlara sahip şarkılar dinliyorum ve her gün bunlara yenileri ekleniyor. Bu bağlamda bakış yönümüzle ilgili bir durum olabilir belki. Popüler türlerden koptukça, üretici ya da icracı çok güzel insanlar var diye düşünüyorum.

Tolga Özoğlu ile birlikte yaptığınız ‘Dem’ dışında diğer şarkıların tüm sözleri size ait. Üstelik her biri edebi tümceler içeriyor. Bu üretkenlik içerisinde sevgili Gürhan Tarako’nun payı var mıdır?

– Babamı da anmış olduk teşekkürler ederim. Mutlaka vardır. Her şeyden önce genellikle ailelerimize çekiyor, onların mesleklerine yakın yetiştiriliyoruz sanki. Bu anlamda, fark edemediğim yıllarda, ileride bir gün böyle hissedebileceğim olasılığına karşı onunla paylaşımlarımızın olması beni şanslı kıldı diye düşünüyorum. Bunu fark edebilmek bu isteği duyabilmek asıl mesele bence.

‘7’ albümü, sadece bir albüm değil, başta bir kitap niteliğinde. Her sayfayı çevirişte sıkıca içerisine dâhil oluyorsunuz. Böylesi bir süreç nasıl gelişti?

–  Kafamdaki taslağını oluşturana kadar zorlu, sonrasında bu çalışmayı ortaya çıkarabilmeme katkıda bulunanlar sayesinde su gibi geçti. Katmanlı bir yapısı olduğu için dört ayrı kolu vardı. Öyküler şarkılar görseller ve videolar. Bunların tümü birbirleriyle ilişkili yapılar olmalıydı ki bu da çok sayı da güzel insanın içten gelen dokunuşlarıyla doğabilirdi. Süreç önce yazıların ortaya çıkması ve onu kaynak alan şarkıların üretimiyle başladı. Ardından görseller ve videolar paralel şekilde ilerlerken, provalar ve kayıtlar arasında koşturmalı, yorucu ama çok çok zevkli, heyecanlıydı. Benim için her şeyden önce olağanüstü bir deneyim ve paylaşım oldu. Belki de buna sadece albüm süreci diyemeyiz. Çok fazla konuyla ilişkili olması öğretici de oldu. Umarım hayal ettiğim kadar aktarabilmişimdir. Buradan da bir kez daha emeği geçen, fikri, gönlü geçen herkese çokça teşekkürler.

Yanlış hatırlamıyorsam ‘Dem’i dinlerken bir kız çocuğu dâhil oluyor seslere…

– Aslında tamamen yaşanmışlıklarla ilgisi var. Albümde aktarmaya çalıştığım her şeyde birçoğumuz kendimizden bir şey bulacağızdır. Zaten şarkıları da bundan severiz kitapları da filmleri de öyle değil mi? Kendi yaşadıklarımdan hissettiklerimden ya da başka birinin başına gelenlerin bana hissettirdiklerinden dolayısıyla onun yaşanmışlıklarından, şeklinde listeyi uzatabiliriz. Hatta evet, Dem’deki küçük hanım efendinin sesi de tam olarak provalarımızda yaşadıklarımızdan doğdu. O günlerden birinde bize katılan minik ‘Derin’ biz bu şarkıyı çalarken kucağımda oturuyor, bana yuvada başına gelenleri anlatıyordu. Kayıt aldığımız anda da unutup ‘’Ben hep ‘sahnede’ oynadım arkadaşlarımla, yeşil ördek yaptık’’ deyiverdi. Bende miks aşamasında provalara geri dönüp dinlerim çoğu zaman; bir kayıtta fark ettiğim bu sesi, tüm albümde anlatmaya çalıştığım kaybedilen masumiyetle ilişkilendirerek albüme eklemeden edemedim. İşte bu da yine bir yaşanmışlık…

‘Ruhlarımızı kaybetmeden yaşayıp, tutunabilirsek şayet ele ele… ‘ Bu boşluğu okuyucu mu tamamlayacak?

–  Aslında bu cümleye bir önceki paragraftan gelirsek tamamlamış oluruz. Ama evet,  bu cümleyi gerçek hayatlarımızda tamamlayabilmemiz için okuyan okumayan herkes ile birçok boşluğu beraberce doldurabilmemiz gerekiyor.

İleriki süreç için konuşursak Begüm Tarako’dan neler gelecek bize?

Şuan yeni şeyler öğrendiğim verimli bir süreçteyim. Açıkçası yeni çalışmamda bu dönemde edindiklerimi uygulayabilmek, biraz daha ilerleyebilmiş olmak istiyorum. Bu yıl içerisinde paylaşmayı planlıyorum, tabi ortamımız karışık, diliyorum demek daha doğru. Bunun dışında elimden geldiğince çok paylaşımda bulunmaya çalışacağım. Umarım bu yıl hepimiz için daha dingin huzurlu ve verimli geçer.

Son olarak takipçisi olduğum güzel platformunuz ve burada bana da yer açtığınız için çok teşekkür ederim.

 

https://www.youtube.com/watch?v=0nIGCDB3RMg

Sevil Ateş
MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Görmemenin İlginç Deneyimi: “Karanlıkta Diyalog” Yeniden İstanbul’da!

Şimdiye kadar 135 şehirde 8 milyondan fazla insanın deneyimlediği "Karanlıkta Diyalog Sergisi" yeniden İstanbullularla buluşuyor. Tamamen karanlık bir ortamda günlük...

Kapat