RÖPORTAJ: MAHMUT KARATOPRAK

1953’te Kayseri’de doğan sanatçı 1973’te şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde eğitime başladı. Aynı yıllar başta Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Milliyet Sanat olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde grafik, illüstrasyon, karikatür ve strip-bant çalışmaları yaptı. 1978-81 yılları arasında İsviçre (Zurih) ve Almanya`da grafik çalışmaları yaptı. Münih’de Bastei Verlag, Hamburg`da Kelter Verlag`da illüstrasyon, çizgi-roman ve resim çalışmaları yaptı. 1997`de İstanbul`a döndü. Milliyet, Radikal, Elle, Masion Francoise, Options dergilerine illüstrasyon yaptı.  2002`de Kayseri`de yaşamaya başladı. Halen Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.

Karikatürü görsel her türlü sanatın başlangıcı olarak görüyorsunuz. Sanatınızı ortaya koyma sürecinde karikatürün yerinden bahseder misiniz ?

Klasik her türlü eğitimin sonunda karikatür gelir. Çünkü biçimleri egzajere etmek ve ölçülerini değiştirmek fikri vardır karikatürde. Ama ben yemeğe tatlıdan başlıyor gibi sondan başlamış oldum. Çizimlere başladığım yıllarda iletişimin temelinde gazete ve dergiler vardı ve benim işin mutfağında başlamama vesile oldu. Her türlü resmime ve resim görüşüme sağlam temeller edinmiş oldum. Sanat bir virüs gibi doğuştan içinizde ya vardır ya da yoktur. Eğer bunun olduğunu fark ederseniz çalışır ve üzerine gidersiniz sonunda meslek edinirsiniz. Bende de öyle oldu.

mahmut-karatoprak-1

Eserlerinizde ahşabı kullanıyorsunuz ve daha çok doğal malzemelere yer veriyorsunuz. Neden ahşabı tercih ediyorsunuz?

Ben her şeyin doğal olanından yanayım. Yani hormonsuz ilişkiler dediğimiz ya da hormonsuz gayretler, çalışmalar her şeyin doğal ve kendi tabiatında olan şekli bana cazip gelir. Onun dışındaki her şey yapay ve sunidir. Resmin de böyle bir şey olduğuna inanırım. Onun için malzemelerim mümkün olduğu kadar doğaldır. Kimyasal reaksiyonlara girmiş boyaları sevmem. Ben daha çok doğal malzemeleri severim o yüzden de ahşap bana sıcak ve samimi gelir. Doğal bir malzeme olduğu için size istediğiniz her konuda yardım eder. Konularımın, temalarımın ve ahşabın dışında kullandığım malzemelerin ahşaba çok uygun olduğunu biliyorum. Bu yüzden de ahşapla olan bağım halen devam etmekte.

Figüratif resim yapıyorsunuz ve bu figürü kadın olarak tercih ediyorsunuz. Aynı zamanda bahsettiğimiz ahşaplara itina ile işlenmiş hüzünlü kadınlara gelmek istiyorum. Neden kadın motifini tercih ediyorsunuz ve bu kadınlar neden hüzünlü ?  

Eskiz sürecim genellikle doğaçlama gerçekleşiyor.Netice de figüratif resim yaptığım için özellikle tabiattaki en anlaşılmaz, gizemli ve güzel olanın kadın bedeni olduğunu düşürüm. Ondaki estetiği çok önemserim. Hüzünlü ve görünmeyen taraflarını çizmeye çalışırım. Ben daha durgun sakin sükûnet içerisinde yaşayan insanları severim. Resimlerim soft, uçuk ve soluktur. Bu renklerin psikolojisi de hüzne denk düşer. Ama hüznün kelime karşılığı asla üzüntü değildir. Hüzün bir yapıdır, efkarın bir parçasıdır.Hayata bir bakıştır. Fark ediyor olmaktır. Hüzün durgun donuk bir şey de değildir canlı yaşayan bir şeydir.Van Gogh‘un çok güzel bir sözü vardır. “Ben hüznün canlıymış gibi soluk alıp veren şeklini; durgun, donuk ve umutsuzluk getirenine tercih ederim.” der. Yani hüzün yaşayan bir şeydir, bizimle birliktedir. Biraz efkar gibidir ama asla üzüntü değildir ya da pes etmişlik değildir. O hüznün, resmini yapmaya çalışmaktır benimkisi biraz. Hakikaten de bunu farkında olmayarak resim bittiğinde görürüm ki o kadın hüzünlü bakıyordur. Öyle bakan kadınları severim ya da onları kendime yakın hissederim belki de hayatım boyunca öyle bakan kadınlar denk geldi bana. O yüzden onların resmini yapıyorum. Mesela annemden başlayarak…

mahmut-karatoprak-2

Sizin için sanatta ‘güzellik’ neyi ifade ediyor ?

Yaptığımız iş güzel sanatların içine giren, yani başlığında ilk kelimesi ‘güzel’ olan bir iştir. Ben yaptığım işin güzel olmasını çok önemserim. Güzellik tabii ki herkese göre değişen bir şeydir ama benim kıstasım yaptığım işin güzel olmasıdır. İnsanların onu güzel bulmasına çalışırım. Benim için güzel resim benim dışımdaki insanların o yaptığım şeye sahip olup olmamaları isteğine bağlıdır. Yani eğer yaptığım şeye sahip olmak istiyorlarsa benim için o; işini yapmış, görevini tamamlamış ve güzel olmuş bir iştir.

Günümüz sanatı ve sanatçılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde insanlar, her boyadıkları tuvali resim zanneder oldu. Özellikle akademik çevrelerde süslü sözlerle ve teorik derslerle geçiştirilen atölye dersleri olmaya başladı. Hatta öyle ki tuvali tamamen boyadıysa ben resim yaptım diyen gençler türemeye başladı. Neden yaptıklarını ve onu niye boyadıklarının farkında olmayan gençler görüyorum. Üstelik bunlar kendilerini en öf saflara atmaya çalışan kişiler. Bu tabi aldıkları tedrisatla ya da hocalarıyla ilgili bir şey olsa gerek. Ben bunu alfabeyi öğrenmeden hikaye veya roman yazmaya benzetiyorum. İçerisinde bir emek ve disiplin olmayan bir yığın göz boyayan işler var piyasada ve artık çok fazla üretiliyor. Bunları böyle yadırgayıp hayatımdan dışlayamıyorum çünkü su zaman içerisinde kendi mecrasını bulacaktır ve doğru olan yerden akacaktır diye düşünüyorum.

 

 

Seda Tanus

Erciyes Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencisiyim. Sanat üzerine yapılan televizyon programlarında yapımcılık ve sunuculuk üstlendim. Şu an ise fotoğraf sanatçısı asistanlığı yapmaktayım. Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde tiyatro eğitimi aldım. Sinema üzerine çalışmalarıma devam etmekteyim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
SOBRIQUETS/TAKMA ADLAR

Amerikalı görsel sanatçılardan Richard Dupont’un ‘’Sobriquets’’ adını taşıyan sergisi geçtiğimiz günlerde New York’ta bulunan Tracy Williams’da sona erdi. Sergide, insan...

Kapat