Röportaj: Nilgün Yerli

27 Kasım’da Zorlu PSM Drama sahnesinde “Yerli – Yersiz” gösterisi ile İstanbul seyircisinin karşısına çıktı Nilgün Yerli. Uzun yıllar Hollanda’da yaşayan, tiyatroya orada başlayan ve Hollanda Kraliyet Tiyatrosu sanatçısı olan Nilgün Yerli ile sanat üzerine, oyunu üzerine kısa bir söyleşi yaptık.

Nilgün Yerli hitap ettiği topluluğa ne anlatmak istiyor? İcra ettiğiniz sanat bizlere ne vaat ediyor?

Bir sanatçı bence sahneye bir şey vaat etmek için çıkmaz. Ben bir şey vaat etmek için çıkmıyorum. Ben sahnede bir konu anlatırım. Ama seyirci ne düşünür, neye kızar, neye sevinir, neyi hayal eder o kendi hayat perdesine bağlı. Ben hayatın bir sürü perdelerini sunuyorum. Ama herkesin o perde de neyi görüp neyi anlayacağı kendisine bağlı. Yazarken düşünüyorsun, seyirciyi güldürmekte istiyorsun, düşündürmekte istiyorsun. Bütün duyguları orada birlikte yaşarken farklı bir enerji patlaması oluyor.  Her şeyden önce benim gösterim topluma ve kişiye özel yazıldığı için bir enerji yolculuğu. Ben seyirci ile enerji alışverişi içerisindeyim ve bir yolculuğa çıkıyoruz. Ben topluluğa girdiğim an başlıyor bu. O andan perde kapanana kadar bir yolculuktayız. Ama o yolculuğu herkes farklı yaşıyor. Herkesin algılama faktörü farklı. Aynı noktaya bakarız farklı şeyler görürüz. Tabi gösteri içerisinde bunları yakalayabilmek farklı bir şey yaratabiliyor. Bazen seyirci oturuyor; “hadi eğlendir beni”. O tabi çok zor bir durum. Onu alıp oradan, koltuktan çekip ruhunu bir yerlere götürmek çok zor bir şey… Fakat o insanları dahil ettiğin an, orada çok güzel bir enerji yakalıyorsun. Bu oyunu yazarken tabi bunların hepsini düşünerek yazman gerekiyor. Ama yine ben Türk toplumunu, seyircisini bilmiyorum. Diyorlar ki seyirci kitlen kim? Benim seyirci kitlem yediden yetmişe herkes. Her dinden, her ırktan, her düşünceden varlar. Tiyatro herkese açıktır. Her şeye dikkat ederek sanat yaparsan o sanat bir şeye benzemez. Gelen herkesin şuana kadar hoşuna gitti. Türk seyircisine ilk defa oynuyorum ve şuana kadar tecrübe ettiğim en heyecanlı, en dinamik, en duygusal farklı bir seyirci.

Sizi besleyen, sanat algınızın oluşmasını sağlayan ve Nilgün Yerli’yi bugünkü Nilgün Yerli haline getiren etkenler nelerdir?

Ben neyi fark ediyorum biliyor musunuz? He şeyi bir kurala, bir kalıba sokma gayreti var. Sanatın şekli şemalı olamaz. Çünkü sanat  çelişkiden ibaretse, çelişkinin zaten bir şekli bir formülü yoktur. Ben hayatımı sahneye taşıyorsam bunun zaten şeklini, kuralı yapamam. Çünkü o zaman özünü kaybeder. Seyirciye ulaştırdığım zaman yapmacık, sanatsal, sanal bir şey olur. Ama benim sahnede yaptığım sanal değil gerçek. Her ne kadar sahnede olsa da ışıkların altında olsa da benim yaptığım tek şey senin benim toplumun gerçeğine ayna tutmak. O Aynada sen ne görürsün o sana bağlı bir şey. Ama ben bunları bir şekle, bir kalıba soktuğum an özünü yitirir. Zaten tiyatro hoşuna gitmiyorsa, iki saat boyunca kalıp seyrediyorsan; zaten herkes hayatını bir çerçeve içine sıkıştırmış durumda tiyatroya gittiğinde de o kalıbı görünce bunalıyorsun. Bazılarına diyorum ki “Gösteri nasıldı?”  “Ay uyumadım ! “  diyorlar, sevimdim bu bir iltifatmış. Ama ben gösterimi bir kalıp içine sokarsam evet uyuyabilirsin, zaten bir kalıp içinde yaşıyor çoğu insan. Hayatın bizden beklediğinden çok bizim hayattan beklentimiz var. Dolayısıyla benim sanatım eleştiriye açık, bir sürü insan beğenmeyebilir. Benim düşüncem, felsefem var. Bir espri görüşüm var. Ben bütün bu görüşlerimi espriyle, gerçeklerle harmanlayıp ortaya koydum. Bunu sergilemek benim için büyük bir nimet. Bir kişide gelse bunu yaparım bin kişi gelse de yaparım. Çünkü benim amacım bir kişiyi güldürebilmek. Günümün karıdır derim. O bir kişi on kişide olabilir bir kişide kalabilir. Benim tek gayem Hollanda da yirmi seneden beri ön yargılar üzerine oynuyorum. Yurt dışında Türk olduğum için sürekli ön yargıyla yaklaşıldı bana. Buraya geldiğimde de herkesin birbirine önyargı ile yaklaştığını görünce burada gösteri yapmam gerek diye düşündüm. Gittiğim her yerde o kadar güzel dönüşler aldım ki Şubatta tekrar turneye çıkacağım.

nilgun-yerli (1)

Uzun zaman Hollanda’da tiyatro yaptınız. Türkiye’de bir turne fikri çıktığında nasıl hazırlandınız? Yaptığınız sanatı Türk seyircisine uyarlamak gerekti mi?

Ben dünyada, hepimiz için her şey için olması gerektiği için olmaması gerektiği için olduğuna ya da olmadığına inanıyorum. Bu bana hep ipucu vermiştir. Bir şey olursa üzülmem olmazsa da üzülmem. Demek ki öyle olması gerekiyormuş. Hepimizin doğuştan bir hayat yolunun çizildiğine inanıyorum. Sağa da sapsan sola da sapsan orada bir şeyle öğrenip yine aynı yola geldiğine inanırım. Benimde hayat yolum demek ki varmış.  Anne ve babamı on beş yaşında kaybettim. Rahibeler ile yetiştim. Ekonomi okudum ve tiyatro yaptım. Sonra Türkiye’ye niye gelmedin. Zaten Türkiye’ye gelme zamanım yoktu. Ben Hollanda da senenin 200 günü gösteri veriyorum. 100 günde de kitap yazıyorum. Fakat iki sene önce Konya’dan bana bir teklif geldi. Bir gösteri yapmam istendi. Aradıklarında şubattı ve gösteri mayıstaydı. Dedim ki ben hayatımda Türkçe gösteri yapmadım, Türkçe yazmadım.  Çok başarılı başka Türk tiyatrocular var onlara sorun. Yok dediler sizi istiyoruz. Neden ben? Çünkü siz ön yargılar üzerine oynuyorsunuz. Ablam beni ikna etti ve ekibime Türkiye’de gösteri yapacağız dedim. Ama benim bir de müzisyen ekibim var. Mesela başladı ile haşladı.  Bir Hollandalı için bu iki kelime aynı. Her kelimede burada müziği yapacaksınız diyorum ama adam anlamıyor ki. Çok zordu Türkçe gösteri hazırlamak. Hem de üç ay içerisinde. Neyse gösteri hazırlandı ve festivale çıkacağız. Sanırım en çok heyecanlandığım anlardan biriydi. Çok beğenildi orada gösteri. O günlerde aslında bir şeylerin adımı atıldı. Ben o gösteriyi alıp biraz daha üzerinde çalıştıktan sonra 29 Nisan’da Türkiye turnesine çıktım. Her şey bir festivalle başladı.

Bildiğim kadarı ile “Karides Ayıklayan Kadın” bir film projesi olarak karşımıza çıkacak. Nasıl bir proje bizleri bekliyor? Ne zaman çalışmalar başlayacak?

Asıl planım benim hemen Ocak’ta bunu ele almaktı. Hala kafamda var. Ancak bir turne daha olacak. Karadeniz’de oynamadık. Doğu’dan başladık.    O yüzden Şubat- Mart’ta Karadeniz, Ege şeklinde turne düşünüyoruz. Ama Aralık’ta boşum filme bir el atacağım. Umarım önümüzdeki sene bugünlerde film ciddi ciddi ortada olacak.  Ama biliyor musun benim hissettiğim her şeyi yaşamakta çok acelem vardır. Fakat sanatta olması gereken her şey zamanı gelince oluyor.

 “Dünya’ya ait her şeyi tanımak istiyorum.” açıklamanızın sizin için büyük anlamlar ifade eden bir  motto olduğu varsayımından yola çıkarak bu söylemi biraz daha açabilir miyiz?

Bütün dünyayı ele aldığında kendini diğer canlılarda en üst sanan ama aslında en aciz olan canlı insandır. O kadar aciziz ki ben insanoğluna kendim dahil hep acırım. Bütün bunları analiz ettiğinde hepimizin ne kadar aynı olduğunu görüyoruz. Mesela Obama, akşam dişlerini fırçalarken düşün normal bir insan. En büyük liderleri de göz önüne alsan sonuçta o kadar aciz bir insan ki. En azılı katili de böyle. Bunu düşündüğünde insan olmandan dolayı nefret etmene imkan yok. Dünyayı kötü yapan kötü insan değil, kötü insana göz yuman insanlardır. Ben insanları böyle görünce empati yapabiliyorum ve bu bütün canlılar için geçerli. Böyle baktığın zaman hayat çok güzel, çok rahat ama bunları yapman için önce bir hiç olduğunu kabul etmen gerek.

Son olarak Yerli Yersiz gösterisinden biraz bahseder misiniz?

Gösterimde ütopide var gerçekte var, korkuda var cesarette var. Adem ve Havva’nın günlüğünden yola çıkarak benim kendi günlüğümü anlattığım bir gösteri. Kadın erkek ilişkileri, aşk oyunları, politik realite var hayattan beklentilerimiz var. Ama baştan sonuna kadar izlendiğinde bir bütün… Ve baş rolde seyircinin kendisi var.

nilgun-yerli (4)

Fotoğraf: Balım İslamoğlu

1 Comment

  1. Spike

    06 Aralık 2015 at 22:46

    gerçekten çok hoş bir röportaj olmuş.sanat ve toplum konusunda çok önemli noktalara değinmiş ve güzel bir perspektif yakalamış.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Arda Can Alakuş

Adım Arda Can Alakuş, 1996 doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisiyim. 2010 yılından...

Kapat