“Ve işte hemen yanında Şehadet tablosu – yaralı bir Türk sürünüyor ölüme doğru – solgun altın rengi sisten çıkmaya uğraşıyor Mehmetçik omuzlarında yaralı bir Johnny Mehmetçik teslim etmek için onu kendi birliğine. Kişisel hayatı eller fırçalarla anlatıyor böylece. Nolan’ın kardeşine, ölen tüm gençlere kederi, kurtulmuş zincirlerinden. Uluğ’un kaybettiği dedesi, yaşıyor hala adamlarının içinde. Hore’un sayfalarında duruyor imtina edişi öldürmekten.
Sanattır ölümün, o uğursuz yaratığın önünü kesen. En somut haliyle anlatıyor her şeyi sessizliği boyanın, tek aracı renk ve doku her şeyi anlatmanın. Güzellik örtüyor üstünü, korkusundan doğan o güzellik kayıpların, kanla kaplı toprağın.”

Çanakkale Yeniden

Avusturalya ve İrlanda’da yaşayan ve aynı zamanda Avusturalya ve İrlanda çifte vatandaşı olan Dr. Robyn Rowland, Çanakkale Savaşı hakkındaki şiirleriyle bizim kültürümüzde de ayrı bir yeri olan bir şair. Rowland’a göre şiir her şeyi canlandırabilen bir sanat. Dolayısıyla da hayatın kendisinin şiir dizelerinde yaşadığını söylüyor. Şimdiye kadar 12 kitabını okuyucularıyla buluşturan Rowland’ın, bu 12 kitabından 9 tanesi şiir kitabı. Şairin ilk kitaplarındaki temalar genellikle yarımkalmışlık, göğüs kanseri ve depresyon gibi ölümün çeşitli sebepleri, dil ve sessizlik ve dinsel yaşamdır. Ancak son zamanlarda, tarihteki bireylerin deneyimlerini şiir aracılığıyla keşfetmeye çalışıyor. Bu merakının sonucunda Türkiye’de çalışmalar yapan Rowland’ın araştırmaları “İçli Dışlı Bir Savaş: Gelibolu/Çanakkale 1915” adlı kitabıyla 2015 yılında meyvelerini vermiştir. Türkçe diline de çevrilmiş olan bu kitap, Doç. Dr. Mehmet Ali Çelikel tarafından Türkçeleştirilmiştir. Bunlara ek olarak, şairin şiirleri ulusal ve uluslararası bültenlerde de yayımlanmış. Avusturalya, İrlanda, Japonya, Bosna, Sırbistan, Avusturya, Türkiye, Kanada, Hindistan, Yeni Zellanda, Portekiz, İngiltere, Amerika, Yunanistan ve İtalya ülkelerinde ödüle layık görülen “En İyi Avustralya Şiirleri” bu bültenlerden biridir.

“Sarsılıyorum şimdi o zaman olduğu gibi, öfkeyle,
taşlar fırlatıyorum el bombaları bitince.
Tüm istediğim su içmek, içmek ve içmek,
içmek ne olursa, boğulmak içinde.
Ödeyecekler mi bu onurun bedelini sence?
Benim kendi vatanım olacak mı
geri dönünce? Olduğu gibi Türklerde.”

Yeşil Yol

Küçük yaşta bir depresyon dönemi geçiren şair, yazmaya 11 yaşında başlamış. Onun için şiir; kendini dinlemenin ve kendisiyle oturup konuşmanın bir yoluymuş. Bu yüzden ilk şiirleri genellikle aile, aşk ve kayıplar üzerine yazılmış. Aynı zamanda, Rowland kafiyeli şiirleri de sevdiğini ve babasının ona sıkça bu şiirleri ezbere okuduğunu da söylüyor. Aslında Rowland, daha küçüklüğünde kelimelerin de şarkı söyleyebildiğini keşfetmiş şairlerden biri.
rowland2

Rowland, ilişki ve iletişimin şiirini çok önemsiyor. Ona göre şiir, yaşamın kendisi ve şiir dünyada var olmak ile başlıyor: Yani yapacağımız bir şey değil şiir, olduğumuz bir şey. Şiirin gözlemlenmiş bir hayat, deneyimlere getirilmiş bir açıklık, empati yeteneği, imge ve metaforun büyülü gücünün etkisine gereksinim duyduğunu düşünüyor. Bunun yanı sıra, şiirin yazım sürecinde kendini soyutlamışlığın da gerekli olduğunu sözlerine ekliyor. Rowland; kendimizi gerçek dünyadan soyutlamak, var olduğumuz yerde mevcut olmamak için meditasyonu veya ibadeti öneriyor ve böylece şiirin ortaya çıkacağını belirtiyor. Yarı baygınlığın, kendini kaybetmişliğin açıklanmaya çalışıldığı noktada şiir tanrısının karşımıza çıkacağını söylüyor. Robyn Rowland, şiirin insanları harekete geçirmesini ve yeni bir anlayış getirmesini dilediğini de bizimle paylaşıyor. Ayrıca, Rowland; şiiri etkileyici bulduğunu çünkü şiirin kusursuz ve yüreğin sözcüsü olduğunu söylüyor.

“Bir sevimli genç adam – Hasan Ethem, mektup yazıyor annesine –
’bana Tanrıyı anlatıyor tüm güzellikler burada
ve mektubunda verdiğin sevgi duadır bana.
İnanmazsın, ana, bir bülbül kondu çam dalına
şakıyor, her yerde yeşeriyor tabiat coşkuyla
vatan için savaşmalıyım, bitsin bu istila,

al bu şarkıyı doldur kulaklarıma, çabala

boğulsun korkularım, duyduklarım canımı yakmasın savaşta –
feryatlar sussun, sussun ölüm çığlıkları; mecbur da olsam
bitsin işkencesi – öldürmenin her şeyi, herkesi, bana yabancı ne varsa.’

Bir tatlı kuş – Hasan oturdu ve dinledi,
o tüylü boynun şiir gibi inip kalkışını izledi
sonra o boyun göğe yükseltti başını. Diz çöküp dua etti,
’Tanrım, Türk Milletine verdin bu serveti.
Yine Türk Milletine bahşet hepsini,’
silahını aldı eline,
çıkarıp gönderdi askerlerini savurgan bir ölüme.”

Bülbül

 

rowland3

Robyn Rowland’a erkek kardeşi bilmeden bir iyilikte bulunmuş. Bu iyilik Avusturalyalı bir Türk olan erkek kardeşinin eşi Sevil. Arkeoloji, tarih ve yemeğe olan ortak ilgi alanları; ikisinin arasında hemen bir dostluk köprüsü kurulmasına neden olmuş. Daha sonra, 2009 yılında neredeyse 16 yaşında olacak olan küçük oğlunu da yanına alan Rowland Türkiye yollarına düşmüş. Türkiye’de müzeleri ve antik kalıntıları ziyaret ettikleri altı hafta geçirmişler. Bu sırada bol bol da futbol maçlarını izlemişler. Bu geziler sırasında, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Osmanlı’nın altın çağına hayranlık duymuş. İkinci Türkiye seyahatinde Çanakkale gezisiyle büyülenmiş ve aynı zamanda da şok olmuş. Türkiye’de bir şiir atölyesi düzenlerken Deniz Müzesi’ni ziyaret etmiş ve Türklerin bakış açısından Gelibolu’nun hikayesini ve o zamanlarda pek bilgisinin olmadığını söylediği Çanakkale Savaşının tarihini öğrenmiş. Düşman ve saldırgan olarak tasvir edilmenin onu çok rahatsız ettiğini söyleyen Robyn Rowland, dostluk ilişkilerini pekiştirecek bir kitap yazmaya o gün karar verdiğini sözlerine ekliyor. Şair, bu kitabı yazma yolculuğunun ona hayatının sonuna kadar sürecek dostluklar ve bilgi birikimi sağladığını söylüyor. Şu anda Dr. Çelikel ile birlikte ileri tarihli çok dilli kitaplar üzerine çalışan Dr. Rowland; sahip olduğu bu yeni hayat için yengesi Sevil’e ve Türkiye’ye şükranlarını sunuyor.

https://www.youtube.com/watch?v=vn3GjSj2ks0

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
NAİF SANAT!

Naif sanat çok fazla adı geçmeyen bir kavram olmasına rağmen sanatın bir türü olarak yerini korumaktır. Çoğu kendi kendini yetiştirmiş,...

Kapat