Röportaj: Sıradan Nesnelerin Muazzam Çizimiyle ‘GÜRBÜZ DOĞAN EKŞİOĞLU’

Hümanizm, barış ve mizah dolu çizimleri; mütevazi duruşuyla başarılı işlere imza atan uluslar arası karikatür ve illüstrasyon sanatçımız Gürbüz Doğan Ekşioğlu ile harika bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi 44’ü uluslararası olmak üzere toplam 71 ödül aldı; The Forbes, The Atlantic Monthly ve The New York Times gibi dergilerde çalışmalarının yer almasının yanı sıra; New Yorker dergisinde de  7 kapağı yayınlandı. Aynı zamanda çalışmaları 18 farklı ülkede yayınlanan sanatçımız şu an Yeditepe Üniversitesi kadrosunda öğretim üyesi (Yard. Doç.) olarak görev yapmakta.

 

Resim yapmıyor adeta kendi üslubunuzla onlara birer ruh ekliyorsunuz. Bu da sizi pek çok sanatçıdan farklı kılıyor. Biraz klasik olacak ama bu farklılığın temeli, çizim serüveniniz nasıl başladı?

Sanatçı olabilmenin temel koşulu farklı bir üslupla, kendine özgün olması; görüldüğünde imzası okunmadan eserin kime ait olduğunun bilinebilmesidir. Doğuştan gelen yaradılışın etkisi çok önemli. “Sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur.” sözü çok geçerlidir. Bunun üzerine sevgi, eğitim, kültür, coğrafya ve en önemlisi çok çalışmak sonucu belirleyen etkenler. Bu nedenlerden dolayı sizler tarafından takdir görüyorum ve bu röportaj yapılıyor.

 

Çizimlerinizde şemsiye, ay, merdiven, kuşlar ve kediler gibi birçok nesnenin sıklıkla yer aldığını görüyoruz. Bu nesnelerin sizde özel bir etkisi var mı?

Her nesnenin yaşamımla ilgisi çok fazladır. Büyüdüğüm coğrafya (Karadeniz, Ordu ) çok yağışlıdır ve şemsiye üç misli önem kazanır, şemsiyenin  sanki bir uzvumuz gibi olduğu günler, haftalar vardır. Merdiven yükselebilmenin, var olabilmenin somut simgesidir ve iki uzun yatay, kısa kısa paralel çizgilerin eşit dağılımın oluşturduğu görselliği de çok severim. Kedi; 21 yıl önce bulduğumuz hasta bir kedi yavrusunu sahiplenmemiz ve kedi resimlerimin beğenilmesi ile ortaya çıktı. Kuşlar ise barışa, demokrasiye ulaşabilme umudunu taşıdığı için oluştu.

Eserleriniz tasarım ve üretim süreçleriyle birlikte ne kadar zamanınızı alıyor?

Bilgisayar ortamında 10 dakika ile bir iki saat; küçük suluboyalar bir saat; orijinaller bir hafta ile bir ay arasında oluşmakta.

 

Öğrencisi olduğunuz okulda ders vermek muazzam bir duygu olmalı. Sizi nasıl hissettiriyor? Öğretmen olmayı hiç düşünmüş müydünüz?

Öğrencisi olduğum okulda okurken asistan olmayı amaçlamıştım, sonra gerçekleşti ve yıllarca okula gelirken heyecan duydum, sonra alışkanlık kazanılıyor. ‘’Değişmeyen tek şey değişimin sürekliliğidir.’’ de olduğu gibi hocalığa bakış açım da değişti. 11 yıldır özel bir üniversitede hocayım. İdeali olan öğrenci az. Çoğunluğu diploma için gelen öğrencilerden oluşunca hocalık bazen çok zor bir meslek olabiliyor, yine de öğrencilerle birlikte olmak çok güzel.

 

Size göre sanat ve iyi bir sanat eseri içinde neleri barındırmalı?

İyi bir sanat eseri bana göre, şimdiye kadar yapılmamış olmalı, çok özel olmalı. Plastik -görsel değerlerin iyi şekilde kullanılması gerekir.

Dünyanın pek çok yerinde takip edilen ve evrenselleşmiş bir sanatçı olarak Türkiye’nin sanata bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanat avangart ( çağın ilerisinde ) bir eylemdir. Üretim ve tüketim için kültür, görgü önemlidir. Sanat eseri ise para kazanma duygusu taşımamalıdır. Her şeyde olduğu gibi medyanın yönlendirmesi çok etkili. Nitelikli olmayan, daha önceden üretilmiş işlerin benzerlerini, hatta aynılarını yapan sanatçılar bile para için pazarlanmakta. Bu sistemin içinde değilim, içimden geldiği gibi iş üretirim, yaşadığımız ülke ve dünyanın sorunlarını elimden geldiği kadarıyla sanat aracılığı ile dile getirerek çözüm ararım.

 

Çizimlerinizi nasıl bir ortamda yapmayı tercih ediyorsunuz? Bunun için kendinize özel bir alanınız var mı?

1980’li yıllarda yeni evlenmiştim ve sobalı bir evde otururduk. Kışın sobanın yandığı salondaki yemek masasında iş üretirdim, gelen giden olurdu, ev yaşamı içinde yapardım. Yemek yeneceği zaman masadaki malzemeleri kaldırır, yemekten sonra yine masada devam ederdim. Yıllar sonra bağımsız ve çok güzel bir atölyem olmasına rağmen çoğunlukla yine evdeki çalışma odamda iş üretirim. Yalnız ve sessiz, hareket olmayan bir ortamda çalışmayı seviyorum.

 

Eserlerinizde farklılık, sıyrılma, aydınlık, yaşam alanı ve alansızlık gibi konuları duru bir şekilde işliyor, bizim günlük yaşantımızda farkına varmadığımız nesneleri bambaşka bir bakış açısıyla ele alıyorsunuz. Bu kesinlikle büyük bir hayal gücü ve yaratıcılık isteyen bir iş. Sanatınızda tıkandığınız bir nokta oldu mu?

Eğitimli bir kişiyim ve 35 küsür yıldır akademik ortamdayım. Her meslekte olduğu gibi benim mesleğimde de farklı anlatım biçimleri,  farklı üretim formülleri var. Daha önceden ve her zaman yapılan örnekler de var. Tüm bu etkilenmeler, motivasyon içinde yapılır. Tabii ki zamanla kişisel dil gelişir ve insanların zihnine yerleşir. Daha önce hiç görmediğim bir şeyi farklı görünce de şaşırırım. Üretilen işlerden bazıları da dışarıdan bakıldığı kadar ilginç değildir. Her şeye rağmen yaratıcı zeka ve özgün dil ne yaparsan yap farklılığını ortaya koyacaktır. Sanat doğurgandır; hiçbir zaman tıkandığımı düşünmedim ve olmadı.

İşiniz dışında geri kalan zamanlarınızda neler yapıyorsunuz? İlgilendiğiniz başka alanlar var mı?

Sanat üretimim dışında haftada üç veya bazen iki gün Yeditepe Grafik Bölümü kadrosundaki Öğretim Üyeliği ( Yard. Doc.) görevimi sürdürmekteyim. Bazen reklam ve yayın piyasasına iş yaparım. Mutlaka sergi programım olur. Şimdilerde 31 Mayıs’a kadar Aydın Üniversitesi’nde sergim sürüyor, iki galeride, karma sergilerde işlerim var. 17-30 Haziran’da Almanya’da bir galeride sergim olacak, yine yazın Bodrum’da bir sergim olacak.

Normal bir aile bireyinin yaptığı eve ait işler, alışveriş vs yaparım… Sporla, dizi, film ,sinema ile ilgilenmem, kafeye bir arkadaşım olursa bazen kahve çay içmek için giderim,  bazen yürüyüş yaparım. Sizde olduğu gibi röportaj, okul davetleri, sunumlar olur, jüriler olur vs.

 

Çizimlerinizin çoğunda çağımız sorunlarına ve güncel konulara değiniyor, bir sanatçı olarak eleştirel ve mizahi yaklaşımınızı dengede tutuyorsunuz. Sizin için yaşamın, insanın ve insanlığın değeri nerede saklıdır?

İnsanın , insanlığın değeri insanı sevmekte; insan saygıda saklıdır. Sevgi ve saygı, canlı ve cansız her şey için temel koşuldur, nefret, hakaret veya kötü sözle işim yok , empati duygum ise gelişmiştir.

 

Pek çok kişinin hayal ettiği bir konumdasınız, gerçekleştiremediğiniz bir hayaliniz oldu mu?

Pek çok kişinin hayal edebileceği bir konumum gerçekten yok, baştan sona normal bir insandan farklı değilim. Gerçekleştiremediğim hayaller iyi ki var, hayaller insanı yaşama bağlayan en önemli unsurlardır. İnsan doluluğu, boşluğu, kazanımları ve kayıplarıyla bütündür.

 

Son olarak eğer resim olmasaydı kendinizi hangi alanda ifade etmek, hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Resimle uğraşmasaydım müzisyen olmak isterdim, şair, yazar olmak isterdim. Bunlar da olmasaydı insanların daha iyi yaşamalarını sağlayabilecek bir sosyal yardım kuruluşu, vakıf vs gibi konumun içinde olmak isterdim.

Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nu ve çalışmalarını takip etmek için;

http://www.gurbuz-de.com/

https://www.instagram.com/gurbuz.de/

Sanatla kalın.

 

Röportajı gerçekleştiren: Elifcan Koç

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Antik Heykellerin Çağdaş Yorumu “Antik Gelecek” Sergisinde!

Antik Gelecek’te çağdaş sanatçı Genco Gülan, yakın dönemlerde ürettiği, tümü Arkeolojik referanslı heykellerini, farklı bir bağlamda ve içerikte bir araya...

Kapat