Sabahattin Ali’nin Gözünden Aşk

Ulaşıyoruz, tüketiyoruz.

Ulaşıyoruz, tüketiyoruz.

Ulaşıyoruz, tüketiyoruz.

Ulaşıyoruz,

21.yy insanının kısa bir özetini verdim size. Benim, bizim… Peki, tüm bunların ötesinde aşk nerede? Evet, tam da göbeğinde… Sıkıştırılmış ve eksik. Ama’ların çoğunlukta olduğu ve tükenen, o en derine ulaşamayan bir sözcük var. -aşk diyemiyorum-

Şu an kendimi dışarıda tutarak konuşmuyorum, tepeden bakıp pozlar da vermiyorum ve sadece bir fotoğraf karesinde olduğumuz bu anı yıkmak istiyorum. Bunun için tahılımı Sabahattin Ali’nin Değirmen’inden alıyorum.

Sabahattin Ali, kusurlar üzerine konuşmuş daha doğrusu kusur olarak nitelendirdiğimiz şeylerin aşktaki yerinden. Hikâyesinde “–e rağmen” sevmek ve” –için” sevmek arasındaki çizgiyi kesinleştirmiş ve bunu yaparken bunun için ne kadarını verebileceğimizi sorgulamış. Ve ben de bunları buraya getirdim. Sizlerin, hayır bizlerin önüne dökmek için.

Hikâye içinden tüm bunların özetini oluşturacak ayrı ve bağlı cümleleri getirdim. Zihninizde canlanacağına inanıyorum.

“Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar, siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler… Siz sevemezsiniz.”

~

“Düşünebilir misin, güzel bir kızın bir kolu olmazsa bu ne demektir? Derenin üst başında çıpılçıpıl yıkanan genç kızlara karışamıyordu. Vücudunu ve ondaki ayıbı her zaman örtmeye mecburdu…

~

“Ben senden noksanım, bana sadaka mı veriyorsun?”

Şu yönde farklıyız, şu özelliği beni sinir ediyor, şu fiziksel özelliğini beğenmiyorum, şu anlardaki tavrı beni deli ediyor, ama şu, ama bu, ama… Her bir kusur için “ama” oluşturuyoruz ve sonra bunlara rağmen(!) sevdiğimizi söylüyoruz. Sonra bir süre geçiyor bize göre daha ‘iyi’ bulduğumuza yöneliyoruz, bir başkası. Yine ‘-e rağmen’ seviyoruz.

Tüketiyoruz.

İşte tüm bunlar sürer giderken Sabahattin Ali yüzümüze vuruyor: Kusurunu sev, onu sev, sevmeni tamlaştır.

Bunları söylerken kendi kendime, Birhan Keskin dizesi düştü aklıma:

“Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek:

O en ‘bir’ ve ‘tam’ olana yürümek.”

İçin için sevmek.

Yalnız sevmek.

Söylenebilecek çoğu şeyi size bırakıyorum, hikâyeyi okurken kendinizle konuşmak için.

 

 

Helin Ay

İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Rönesans Öncesi Orta Çağ Avrupa’sında Mimari

İtalya'da başlayan ve büyük ses getiren bir yenileşme hareketi olan Rönesans'ın topluma etkilerini hepimiz biliriz. Peki ya Rönesans öncesinde Avrupa...

Kapat