Sade ve Gerçek Yunan Ruhu : Lesvos (Midilli) Adası

Lesvos (Bilinen haliyle Midilli Adası),Yunanistan’ın en büyük 3. Adası ve uzonun başkenti. Ada çok ciddi bir turist akını ile şu an için karşı karşıya değil fakat yazın, özellikle Alman turistler adaya akın ediyorlar. Adanın merkezi Mytilene fakat birçok köy ve kasaba var adada en az merkezi kadar gelişmiş olan. Lesvos ile ilgi genel bilgileri şöyle sıralayabiliriz:

– Adada Kalloni ve Gera isimli iki büyük körfez var ve bir ok burun, koy mevcut.

– Osmanlı’nın ünlü kaptanlarından Barbaros Hayrettin Paşa bu adada doğmuş.

– ‘Lezbiyen’ kelimesinin etimolojik kökeninin bu adadan çıktığı söylenir. Ünlü lezbiyen Yunan şair Sappho Lesvos’ludur ve 1800li yıllardan beri Lesvos’lu anlamına gelen lezbiyen, kadın eşcinsel anlamında kullanılır.

-Adanın en önemli özelliği mübadele döneminde İstanbul’dan göçen çoğu Rum vatandaşın yeni evi olmasıdır.

Midilli benim için en az 10 gün ayrılıp karış karış gezilmesi gereken adalardan biri. Ben adanın sadece belli beldelerini gezebildim çünkü ada içi ulaşım eğer araba ile gezmiyorsanız çoğu yerde ciddi sorun olabiliyor. Eğer ehliyetiniz var ise kesinlikle araba kiralamanızı öneririm çünkü otobüslere ve taksilere gün içinde vereceğiniz ücret ile araba kiralayabilirsiniz. Ortalama 20-25 € ya günlük araba kiralamanız mümkün. Ama muhakkak pazarlık yapın, komşuda pazarlık yaparak her şeyi yarı yarıya alabileceğinize sizi temin ederim.

Nasıl gidilir? derseniz gerçekten Midilli’ye gitmek çok kolay. Her gün Ayvalık’tan iki farklı şirketin feribotu adaya gidiyor. Ben Jale Tur’u tercih ettim çünkü kapıda vize işlemlerini de bu şirket aracılığıyla yapmıştım. Eğer pasaport sahibiyseniz Midilli’ye 5 pilot adadan biri olduğu için kapıda vize ile gidebiliyorsunuz. Yunan hükümeti her sene belli sezonda bu kolaylığı sağlıyor. Bu vize için yapmanız gereken feribot biletini alacağınız şirkete seyahatinizden en az 3 gün önce sitelerinde belirttikleri evrakları göndermeniz şart. Ben vize için pasaport fotokopim, vize başvuru formu, iki biyometrik resim ve başvuru ücretini yollamıştım. Yalnız en önemli faktör otel rezervasyonu, otel rezervasyonu olmadan vize alamıyorsunuz. Eğer acentenin turu ile gitmiyorsanız otel rezervasyonu çıktığınızı da şirkete yollayın ama muhakkak arayıp bilgi ve teyit alın. Tabi şöyle bir şey de mevcut eğer acenteye ekstra para ödemek istemezseniz bu belgeleri kendiniz toplayıp adaya gidip gümrükte başvurunuzu yapabilirsiniz. Bu yapan birçok kişi var, tek önemli olan muhakkak gitmeden adanın gümrük polisini arayarak görüşün ve yine teyit alın sonrası zaten orda hallediliyor. Ben ilk defa gittiğim için bunu geç öğrenmem sebebiyle acente aracılığıyla aldım. Jale Tur’da feribot fiyatı gidiş-dönüş 30€. Yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuk ile Midilli’ye varılıyor. Gümrük işlemleri çok uzun sürdüğü için en erken saatte bilet almanızda fayda var tabi bu dediğim sadece yaz ortası için mümkün diğer zamanlarda saat 10’da sefer var sadece.

Gümrükten çıkar çıkmaz güzel bir sahil şeridiyle karşılaşıyorsunuz. Burada birçok kafeterya mevcut. Ama sahilden yürüyüp Güney limanında Koundouiriotou caddesinde ki Pannelion Cafe bu kafeteryaların arasında en güzel olanı. Burası,1900 başlarından beri hizmet veren bir mekan. Harika bir mimariye sahip. Yunanlıların çayı diyebileceğiniz Frappeyi muhakkak burada denemelisiniz. Tabi burada da bütün adada hakim olan ultra rahatlık mevcut olduğu için sipariş vermeniz yarım saat, siparişinizin gelmesi de bir yarım saat sürebilir şaşırmayın ve bütün tatiliniz boyunca karşılaşacağınız için alışmaya başlayın derim. Pannelion’da frappe 2,5 € , kömürde Yunan kahvesi de 2€ idi. Ufak moladan sonra merkezdeki diğer durağımız Ermou caddesi oldu. Merkezin ana caddesi olan Ermou alışveriş ve hediyelik işleri için ideal. Özellikle uzo ve diğer alkoller için Ermou caddesinin sonuna sahile gelmeden Antik Kuzey Liman yönündeki Poton Panamontes bir harika. Envai çeşit uzo 20lik hediye boyları 2,5-4 € arasıydı. Burada bulunması oldukça zor olan Bacardi Brezeer ve çeşitleri 2€’ydu. Sahibi amca ise çok cana yakındı. Biraz el-kol hareketleri biraz yes-no-thanks üçlemesiyle yaklaşık yarım saat inatla iletişim kurmaya çalıştık diyebilirim.

1

Yeme-içme, yani adada en mutlu olduğum anlar bölümüne gelirsek şüphesiz önerebileceğim yer Maria Vasybadi’nin Yeri olur.

2

Bahsettiğim Poton Panamontes’ten dümdüz 200 m ilerlediğinizde sahilde karşınıza ilk çıkan bu taverna gerçekten harika bir yer. Yemekler şahaneydi ve çok ucuzdu. 20’lik Barbayanni uzo, kabak çiçeği kızartması (hayatımda yediğim en lezzetli şeydi), kalamar tava, greek salat a toplamda 24€ ödedik. Tavernalarda uzo istediğin zaman bizdeki tek-duble şeklinde değil direk 20’lik şişe getiriliyor. Adadakilerden aldığımız duyumla en iyi uzonun Barbayanni olduğunu duymuştuk. Barbayanni’nin de alkol derecesine göre ayrılan 3 farklı çeşidi mevcut. Yeni Rakı’dan yola çıkarak konuşursak bize en makul gelen mavi olandı.

3

Merkez Midilli’de gezimiz bitince Odise Eliti caddesinde Belediye binasının otobüs durağına giderek ikinci durağımız olan Petra’ya gitmek için bekledik. Duraklarda belediye ve bir özel şirketin otobüsleri kalkıyor. Detaylı otobüs saati bilgilerini www.lesvosisland.com dan alabilirsiniz. Fakat bu saatleri çok baz alarak plan yapmayın çünkü yunan dostlarımızın rahatlığı burada da bizi buluyor ve otobüsler tabi ki hep geç kalkıyor veya geliyor. Bir de Güney limanda otobüs durağı varmış orda da durum aynıdır tahminimce. Böyle olunca zaman kaybetmemek adına bir taksi ile anlaşıp Aghiasos’a gittik. Uzun bir pazarlık ve ile Mytilene-Aghiasos-Mytilene gidiş dönüş şeklinde 30 € ya anlaştık. Bu dağ köyünü çok görmek istediğimiz için taksiye binmek zorunda kaldık. Bize biraz zor görünse de siz gümrüğe gidip tur firmalarının otobüslerine küçük bir meblağ ödeyerek binmeyi teklif edebilirsiniz çünkü çoğu tur şirketi muhakkak bu dağ köyüne turist götürüyormuş , öyle duymuştuk.

4

5

Aghiasos’a giden yol öyle harikaydı ki, saatlerce gitsek sıkıntı etmezdik sanırım. Uçsuz bucaksız Ege denizi ve Gera körfezinin üzerinde parlayan güneş, radyo da çalan Yunan ezgileriyle kusursuz bir an yaşattı bize. Aghiasos’a varır varmaz ilk iş Yannakis’in kahvesine oturduk. İnanılmaz tatlı bir amca Türk olduğumuzu öğrenince bizi yanına çağırıp kömürde yunan kahvesini yaptırdı, tabi konu hemen Türk kahvesi mi ? Yunan kahvesi mi ? oldu. Ama gerçeği söylemek gerekirse her gittiğimiz yerde bu kahveyi kömürde yapmaları, bakır cezvelerde pişirmeleri sebebiyle harika bir tat aldık. Bu kahvede Frappe 2€, Yunan kahvesi ise yanında koca bir bardak su ile 1,5 €. Köy 20 dakika yürüyerek gezilebilecek kadar küçük ama çok şirin bir yer.

Köyde en çok beğendiğim yer kesinlikle üç katlı ahşap binada ki kütüphanesi oldu. Küçücük köyde üç katlı bir kütüphane olması harika bir şeydi.

6

Bir gün bizde de olmasını dileyerek ayrıldım. Aghiasos’tan sonra tekrar merkeze geri döndük. Otobüs durağında yarım saat bekledikten sonra bizi Petra’ya götürecek araca bindik. 3€ kişi başı ücret ödedik.

Petra benim için Midilli’de ki en güzel yerdi bu seyahatte. O gün konaklamak için Theofilos otelce yer ayırtmıştık fakat burasının fiyat-kalite olarak bakıldığında çok iyi olduğunu söyleyemem. Fakat merkeze 3-4 dakika yürüme mesafesinde olduğu için yine de işimize geldi ve hiç problem yaşamadık. Midilli’de konaklama işi için kesinlikle booking.com’dan faydalanmayın derim. Adadaki işletmeciler www.lesvoroma.com adında bir site açmışlar. Bu tarz sitelere komisyon ödemek için açılmış bu site. Booking’de aynı gün için aynı otel 60 € iken lesvoroma.com’da 20€ gibi inanılmaz bir rakama oda ayırtabilirsiniz. Gelelim tekrar Petra’ya. Petra çok farklı bir ruhu olduğuna inandığım bir kasaba oldu. Önceden kendine ait bir belediyesi olan Petra iki-üç yıl önce Yunan hükümetinin tüm adalarda uygulanmaya başlanan bir kararla Midilli Belediyesi’ne bağlanmış. Kasabanın hala belediyeye ait “Polikentro” adında bir kültür merkezi var ve burası faaliyetleriyle adada nam salmış durumda. Petra adanın Molivos’tan sonra en turistik yeri olarak görülüyor. En başta da söylediğim gibi burada da bolca Alman görmek mümkün. Kasaba inanılmaz bakımlı ve temiz. Bakkallar bile dükkanlarının önünde estetiği bol bir peyzaj çalışması yapmış, görünce buranın bir bakkal olduğuna inanmakta güçlük çekiyorsunuz. Petra’yı 45 dakika yürüyerek çok rahat keşfedebilirsiniz. Kasabada en önemli göze çarpan yapı merkezde ki ” Panagias tis Glikofilousas” kayası. Ayrıca bu kayanın üzerinde bir de kilise bulunuyor. Efsaneye göre bu kilisedeki kutsal sudan Achill’de içmiş. Kilisenin kesinlikle görülmeye değer olduğunu söyleyebilirim fakat azar günleri ayin sebebiyle kesinlikle ziyaretçi kabul etmediklerini bilmekte fayda var. Kiliseden iner inmez kayanın tam arkasında gözünüzün çok aşina olduğu bir yapı olan ” Vareltzidenas’ın Evi” ni göreceksiniz. Osmanlı egemenliği döneminden kalma bu ev tipik bir Osmanlı mimarisi ile yapılmış.

Petra’da bence yapılabilecek en güzel şeylerden biri beldenin güneyinde kalan Klapados isminde terk edilmiş köye gitmek ve belediyeye ait çam ormanı içinde aylak aylak yürüyüp manzaranın keyfini çıkarmak.

Yeme-içme kısmı için burada önerebileceğim iki yer mevcut. Biri sahile paralel arka caddedeki “Zorbas Grill House”, diğeri ise Zorbas’ın üç-dört dükkan yanındaki pastane.

7

Sabah saatlerinde kahvaltı için ideal diyebilirim bu pastane için. Sıcacık kruvasan ve kahvenizi alıp sahildeki iskelede keyifli bir güne başlayabilirsiniz. Kruvssanlar 1,5 € civarındaydı, diğer mamuller de aşağı yukarı aynı fiyattaydı.

8

Kasabada en çok ilgimi çeken yer ” Just Another Day is Paradise” adlı sanat evi oldu. İnanılmaz heykeller yapan sahibi bir o kadar mütevazi ve sıcakkanlı bir adamdı.

Plaj işine gelirsek Petra’da harika bir kumsal olduğunu söyleyemem biraz çakıllı fakat o kadar temiz ki sahil bu sizi hiç iğreti etmiyor. Su da bir o kadar güzel ve berrak. Plajda şemsiye ve şezlong ücretli ya da içecek almak zorundasınız. Frappe 3€’ydu, ada standartlarında göre pahalı kalıyor diyebiliriz. Fakat plajın karşı kıyısı Asos ve felaket bir manzara söz konusu o yüzden o keyif anında bu pekte önemli olmuyor. Petra’da diğer günler için konaklama önerim Clara Hotel olacaktır, daha sezon tam başlamadan giderseniz benim gibi 35-40 € gibi bir rakama çok rahat konaklayabilirsiniz. Özellikle sahibi Dimitri güler yüzlülüğü ile işletmesini harika parlatıyor.

Petra’dan sonra bir diğer durağımız adanın en ünlü beldesi Molivos oldu. Petra’ya 6-7 km mesafede olan Molivos’a köy treni denilen araçla ulaşabilirsiniz. Molivos’a akşam yemeği için gittiğimizden o gün sokaklarında çok dolaşma şansımız olmadı. Yemek için durağımız El Greco oldu fakat pek memnun kalmadık ama amaç hafif karnı doyurup sahilde Retsina yudumlamak olduğu için pek sorun etmedik. Molivos’a girdiğinizde yol sizi otomatik olarak ana yere yani kafeteryaların ve tavernaların olduğu yere götürüyor. Seçenek oldukça bol gözünüzün kestiği yere oturup manzaranın tadını çıkartın derim. Biz dolanmak istediğimiz için herhangi bir yere oturmadık bu nedenle yer önerisi yapmam güç. Burada tattığım ve önermek istediğim tek şey kesinlikle reçineden yapılmış şarap olan Retsina olacaktır. İnanılmaz güzel bir tadı var. Fakat, kesinlikle Malamatina markalı olanı, diğerlerinden çok daha güzel bir tada sahip.

9

Ertesi sabah gündüz gözüyle tekrar Molivos’a gittik ve neden bu kadar ünlü olduğunu anladık. Lüks ve kasaba havasının birbirine karıştığı yer bozulmamış dokusu, taş evleri ve bakımlı haliyle gerçekten ününü hak ediyordu.

10

Kasabalılar peyzaj konusunda ( aslında tüm adalılar gibi) uzman, 2-3 metrelik alanları bile küçük bir cennet haline getirmişler. Bu kasabada bir de kitapçı mevcut. Sokakları karış karış dolaştıktan sonra Molivos Kalesi’ne muhakkak çıkın ve manzaranın keyfine varın, güneşin batışını Molivos’ta izlemek harika bir deneyim.

Molivos’ta işimiz bitince tekrar yollara düşüp Mandamadhos’a gittik. Şunu belirtmeliyim ki Midilli’de her kasabaya giderken yeşil alanların hepsinde trekking yollarının olduğunu fark ettim, kesinlikle yürünmeli. Mamdamadhos’a gitme sebebimiz ünlü Taksiyarhis Kilisesi’ni görmekti.

Kilise hakkında o kadar çok efsane var ki yazmak saatler alır, okumakta çok sıkıcı olabilirdi o nedenle www.lesvosisland.gr adresinden Türkçe dil seçeneğiyle hepsini dilerseniz okuyabilirsiniz. Kilisenin farklı bir havası var evet ama Petra’dan Mandamadhos’a giden yol o kadar büyüleyiciydi ki kiliseyi çok rahat solladı diyebilirim. Yeşilin her tonu, taş evler ve küçük manastırlarla bir film setindeymişçesine bir yolculuk yaptık.

11

Mandamadhos’tan sonra yemek molası vermek üzeri Nees Kidhonies’e gittik. İlk bakışta çok büyük bir hata gibi geldi gözümüze çünkü terke dilmiş bir sayfiye yerini andırmaktan başka bir his vermedi bize. Biraz yürüyüp deniz kenarında bir yere oturduk. Yemek kalitesi konusunda oldukça umutsuzca siparişimizi verdik, ama tam anlamıyla ters köşe olduk diyebilirim. Midilli seyahatimizin en güzel yemeğini burada yedik. Sardalya, kalamar, greek salat ve iki biraya 25€ ödemekte işin en tatlı yanıydı sanırım. “O Vrahos” isimli bu taverna Nees Kidhonies plajının tam yanında, muhakkak tavsiye ediyorum.

Plaj demişken Nees Kidhonies’de ki Skala Kidhonion plajı’da bu seyahatte açık ara favorim oldu. Gördüğüm en güzel ve berrak su buradaydı. Ayrıca plajın tam karşısındaki Hotel Anastasia konaklamak için ideal bir yer.

Seyahatin son gününü geri dönüp merkez Mytilene’den geçirmek gibi bir hata yaptık. Pazar günü olduğu için her yer kapalıydı. Boş boş merkezin sokaklarında gezip Pannelion’da son bir frappe içtik. Saat 5’te feribot olduğu için 4’te gümrükte olmakta fayda var. Pasaport işlemleri sonrası 1,5 saat sonra tekrar Ayvalık’a vardık. Sizde bize oldukça yakın Lesvos adasını muhakkak ziyaret edin derim. Aynı kültüre sahip olduğumuz komşuya seyahat etmek oldukça keyifli.

Nazlı Gürkan

sanat tarihi öğrencisi.

1 Comment

  1. mehmet gülümser

    12 Temmuz 2015 at 23:50

    Bilinenlerin aksine bilinmeyenleri tazdiginiz icin tesekkurler.cünkü esas ayrintida gizlidir.
    Mehmet gulumser
    Izmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Şairlerin El Yazısı Şiirleri Okurlarla Buluşuyor!

Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından düzenlenen 'Nazım Hikmet’ten Bugüne El Yazısı Şiirler Sergisi'nde 40 şaire ait 40 el yazması şiir okuyucuyla...

Kapat