Saf Sinema | Asghar Farhadi

Asghar Farhadi 1 Ocak 1972’de İran doğumlu senarist, yönetmen ve yapımcıdır. Bugüne kadar sırasıyla About Elly (2009), Le Passe (2010), A Separation (2013) ve The Salesman (2016) filmlerine imza atmıştır.

Usta yönetmenin, Yılmaz Güney ve Nuri Bilge Ceylan’ı sevdiğini de aktaralım.


İran yeni dalga sinemasının son jenerasyonunun en önemli isimlerinden olan Farhadi, filmlerinde akıcı diyaloglara yer verirken bizden de bu diyalogların her daim içinde olmamızı ister. Çünkü kesinkes iyi olduğunu düşündüğümüz birinin bir diğer sahnede genel yargılar çerçevesinde kötü bir şey yaptığına veya yapabileceğine tanıklık ederiz. Bu tasarrufu yapabilmemiz için diyaloglara gizli anlamlar saklar Farhadi. Biraz yorucudur Farhadi filmleri, fazla diyalog içerir ve durum sinemasıdır. Aksiyona pek yer vermese de ufak çapta olayları, çatışmaları, tartışmaları görmek mümkündür.

Filmlerinde ana tema genelde insanların bazı zor durumlarda gösterdikleri tepkiler ve karakter dönüşümleridir, tabii hepsi diyalog temelinde gerçekleşir.

About Elly, Farhadi’nin ilk sinema deneyimidir. Bir arkadaş grubunun kısa tatilini anlatan film, bize adeta vicdan muhasebesi yaptırır. Elly’nin olmadığı bir yerde Elly hakkında kararlara ve yargılara varılır. Filmin sonuna doğru filme dahil olan Elly’nin nişanlısına bir açıklama yapmak gerekmektedir ve Elly’nin Ahmad için oraya geldiği konusunda hemfikir olunur. Savunmasız Elly için Sepideh dirense de topluluk bu kararı almıştır ve Sepideh de nişanlısına bunu der. İçimizde Elly’i savunma isteği yanıp tutuşur fakat nafiledir.

Elly, oraya bir erkek için gelen ve nişanlı olduğunu bilmedikleri bir kadındır artık…

A Separation, Farhadi’nin en başarılı filmi olarak kabul edilir. Adından da anlaşılacağı üzere bir ayrılık filmidir. Film, ayrılık davasıyla başlar ve biter. Araya ise yoğun diyalog örgüleri ve insani ikilemler sıkıştırmıştır Farhadi. Karakterlerin güvenceleri yoktur Farhadi filmlerinde. İyi bilip hoşumuza gittiğini düşündüğümüz karakterler birazdan nefretimizi kazanabilir. Ya da tam tersi de mümkün. Bu filmde de babasının alzheimer hastalığından ötürü karısıyla yurtdışına gidemeyeceğini söyleyen ve boşanmayı kabul eden Nader bir sonraki sahnelerde anne karnındaki bir bebeğin katili olarak karşımıza çıkacaktır. Tuttuğu bakıcı ise kendi halinde para kazanma uğraşı içinde didinen bir kadın iken, Nader’in alzheimer olan babasını elleri bağlı şekilde evde bırakıp gidebilecek biri olarak karşımıza çıkar. Bu iki durum hemen hemen her filminde karşımıza çıkar Farhadi’nin.

Le Passe, geçmişteki durumların gün yüzüne çıkmasıyla, geleceğin ya da şu anın nasıl değiştiğine tanıklık ettiğimiz bir film. Filmin genel atmosferi pek de Farhadi filmi izliyormuş gibi hissettirmiyor bize. Fransa’da çekilmiş ve Fransızca konuşulan bir film olmasıyla alakalı olabilir. Ama dikkat edilince diyalogların ve karakter ikilemlerinin bizi başka bir isme götürmesi düşünülemez. Yönetmenin ilk avrupa filmi deneyimi olan Le Passe gerçekten başarılı bir iş.

Özellikle filmin ikinci yarısıyla beraber hızlanan ve heyecan katsayısı yükselen filmde bizleri muazzam bir son beklemektedir. Farhadi Avrupa stajını da başarıyla vermiş gözüküyor.

Yönetmenin son filmi olan Satıcı, Arthur Miller’ın “Satıcının Ölümü” adlı oyununundan esinlenerek yapılmıştır ve filmde tiyatro oyuncusu olan çiftimizin de sahneledikleri oyun yine Satıcının Ölümü’dür. Film, oynadıkları oyunla bağlantılı olarak ilerler ve bu gerçek anlamda sanattır.

Başrollerini Bir Ayrılık ve About Elly filmlerinden de hatırladığımız Shahab Hosseini ve Taraneh Alidoosti paylaşmaktadır. Keyifli başlayan filmimiz Emad evde yokken eve birinin girmesi ve Rana’yı darp etmesiyle farklı bir atmosfere bürünür. Emad bu işi araştırıp saldırganı bulma uğraşına girer. İntikam duygusunun insanı kendinden geçirebileceğine tanıklık ediyoruz Satıcı’da. Yine bir Farhadi klasiği olan karakter dönüşümüne Emad’da tanıklık ediyoruz. Filmin baş kahramanlarından olan ve sanatçı, öğretmen kimliğiyle sevdiğimiz Emad film sonunda bir katil olacaktır. Bu işte tam anlamıyla üstad olan Farhadi filmiyle En İyi Yabancı Film Oscar ödülünü kazanmış fakat Amerikan hükümetinin Müslümanlara uyguladığı politika yüzünden ödül törenine katılmamıştır. Ödülü kendini temsilen alan kişilere okumaları için bir yazı göndermiştir.

Başarılı yönetmenin sinemasına canlı olarak şahit olmak, çıkaracağı filmleri merakla beklememizi ve harika diyalog sinemasına tanıklık etmemizi sağlıyor. Farhadi Sineması adlı bir kavram sinema dünyasında yerini aldı diyebiliriz. Gerek üslubu gerekse oyuncu seçimleriyle belirli bir kitleye ulaşan yönetmenin sıradaki filmi olan Everybody Knows ise Penelope Cruz ve Javier Bardem’in başrollerinde yer alacağı bir yapım olacak. Merakla bekliyoruz Farhadi, bizi diyalogsuz bırakma…

 

Okumadan geçmeyin:

Dar Bütçeli Dev Müzikal: “Once” | John Carney

 

 

 

Aytaç Kopal
Pamukkale Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Uykucu Kitapseverlere Müjde: Book&Bed Pansiyonları

Japonya’nın en eski başkentlerinden biri olan Kyoto, Japon şairlere ve yazarlara yüzyıllar boyunca esin kaynağı olmuştur. Geçmişinden gelen kitap aşkı...

Kapat