Sana Önce Şiirlerin Tadını Aşkların tadını Kitaplardan Tattırmalıyım -Sait Faik

sait-faik

Kötülüklerin hakim olduğu şu yüzyılda; insana, doğaya, hayata karşı bir ses, bir umut arıyoruz. İşte o umudu bize yaşatan bir yazarlardan biridir Sait Faik. Dağlardan, ovalardan bize ‘Hişt Hişt’ diyerek içimizdeki sessizliğe ses etmiştir. Ne öğreneceksek şu dünyada, ya kitaplardan ya geziden diyordu ya birileri. İşte Sait Faik’te kitaplardan öğreneceğiz diyordu. Aşkı, şiirleri ve umudu kitaplardan öğreneceğiz.

 Çırılçıplak heykeller yapmalıyım,

Çırılçıplak heykeller

Nefis rüyalarınız için

Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,

Yırtık mintanından adaleleri gözüken

Dilenci

Sana önce

Şiirlerin tadını

Aşkların tadını

Kitaplardan tattırmalıyım

Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden…

(Sevişme Vakti)

 Sait Faik’in belki de en sık bilinen eserleri öyküleridir. Öyküleri kadar, insana yaşama hevesi veren başka bir eseri daha var ki oda şiirleridir. Öylece uzun, kalın kitaplara sığdırmamıştır şiirlerini. Yazarın şiirleri pek bilinmez, ancak onları şarkılardan duyduğunuza eminim. Şiirleri az olsa da yüreğimizde bir yerlere değdiği kesin.

sait-faik-sevişme vakti

Neremden yakalıyor; bilmiyorum

Ben tam sevmeye hazırlanırken

On altı yaşındaki sevgilimi.

Elini elimle tutmak

Yirmi dört saatte bir

Sıcak bir laf dinlemek isterken…

Rezil… Tam o saatlerde geliyor!

(Yeis)

Yazarın şiirlerinde, İstanbul arşınlanır bir bir. Doğa, kuşlar ve birde hilesiz yaşamın varlığı bizi kendine çeker.

 Ezanlar, mevlütlar, harpler; taburlarla kahramanlar…

Kafam alkolsüz, ellerim kelepçesiz,

Seni bir akşamüstü, Sotiraki’nin gazinosundan

Rakı kadehimle benim aramdan alıp

Altın akşamlarına sarı çocukların tırmandığı

Kuşların öttüğü ve yemişlerin yendiği

Hudutsuz ve cinsiz,

Kümessiz ve evsiz

Hâsılı numarasız

Bir memlekete götüreceğim.

(Arkadaş)

 sait-faik-sevişme-vakti

Denizi ve adaları sevmemizin bir nedeni de Sait Faik değil midir?

Senden bahis açılmadıkça susmak isterim.

Senden bahis açmaya vesiledir.

Kınalıada, vapur, deniz, yunus.

Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi?

Niye böyle oldu?

Neden kitapları severdim?

Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz

Yoksa neye yarardı bu garip şehir?

Burada senin doğduğun bana malumdur.

Yoksa sever miydin minareleri,

Süleymaniye’yi,

Sen, gâvur olduğun halde?

(Mektup)

 sait-faik-sevişme vakti

Bazı akşamüstleri, oturur

Hikayeler yazardım,

Deli gibi!

Ben hikaye yazarken

Kafamdaki insanlar

Balığa çıkarlardı.

(Bir Zamanlar)

 Bir de, unutmamız gereken bir mevsim vardı su hayatta. Akıp giden zamana inat, yaşamamız gereken bir mevsim var!

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,

Nasıl etsem, nasıl yapsam da

Meydanlarda bağırsam

Sokak başlarında sazımı çalsam

Anlatsam şu kiraz mevsiminin

Para kazanmak değil

Sevişme vakti olduğunu…

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,

Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam

Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere

Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun

Oğlu bir şiir okusa

Karacaoğlan’dan

Orhan Veli’den

Yunus’tan Yunus’tan…

(Sevişme Vakti)

sait-faik-sevişme-vakti

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
baris-bicakci
Barış Bıçakçı: “Bu kadar yüksekten ancak düşerek inilir.”

"Bir şey hissetmek ama hissetmemeye çalışmak... Başka biri olmaya çalışmak... Her zaman keder verici.’’ İnsanların anlatacak bir şeyleri yoksa, önce...

Kapat