Sanat Yolunda Mersin’den New York’a!

Hepimiz aynı bataklıkta yaşıyoruz; ama bazılarımız yıldızlara bakıyor. ( Oscar Wilde ) 

Yıldızlara bakanlardan olamasak da bunu başarabilenlerin dünyaya kattıklarının kıvılcımlarıyla umudumuzu tazelemekten vazgeçmeyelim diliyorum hep. Portakal kokan ellerini kalemden de mahrum bırakmayan Ümmiye Koçak, gördüğü ışıltıyı bize yansıtmak peşinde sergiliyor içindeki güzelliği.

ummiye-kocak-2

Nam-ı diğer Köylü Ekrem ağabeyimiz ile başlangıcını yaptığım, aynı toprakları paylaştığımız sanat neferlerini tanımak ve tanıtmak amacı güttüğüm serimin ikinci yazısını ne mutlu ki yine taşradan bir nefesle devam ettiriyorum. Ümmiye Koçak 1957 senesinde Adana’nın bir köyünde on çocuklu bir ailede dünyaya gelmiş. Köyün yaşam şartları ve tahmin edilebilecek diğer sebeplerden eğitim hayatı ilkokuldan ileri gidememiş, Gilchrist’in meşhur “Bir çocuğu eğitmeniz için tek yapmanız gereken ona okumayı öğretmek ve sonra rahat bırakmaktır.”, cümlesi değer kazanmış hayatının bundan sonrasında. Ümmiye Koçak hayatın ona koyduğu sınırlara aldırmayarak okumaktan ve yazmaktan, sunulandan fazlasını aramaktan vazgeçmeyerek geçirmiş yıllarını.

Maksim Gorki’nin Ana’sı ile başlayan okuma sevgisi zaman içinde düşünmeye, yazmaya, anlatmaya itmiş Ümmiye Koçak’ı. 2001 yılında bu düşünsel yolculuk eyleme dönüşerek Koçak’ın eşinin köyü olan Mersin’deki Arslanköy’de ”Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu” ile somutlaşmış. Bu topluluk da Ümmiye abla gibi bir yandan portakal toplayan, tarladan gelip rollerine çalışan köylü hanımlardan oluşmuş. Bu topluluğun kadınlardan oluşuyor olmasının en büyük sebebi Ümmiye ablanın sıkı bir kadın hakları savunucusu olması. Toplumda gözlemlediği adaletsizlikler ve kadın- erkek rollerinin dağılımındaki dengesizlik sanat algısının bu yönde şekillenmesine vesile olmuş. Elbette sanatı yalnız bununla çerçevelemeyerek ekolojik sorunlar, toplumsal sınıflar, çocuk gelinler gibi öncelikle ülke sınırlarımızın içindeki kanayan yaralara atıfta bulunmaktan da hiç geri durmamış.

ummiye-kocak-4

Topluluğun sahnelediği ilk oyun Remzi Özçelik’in “Taş Bademleri” iken daha sonraları kendilerine ait öykülerden oluşan “Kadının Feryadı” sahnelere taşınmış. Bu durum hak ettiği dönüte kavuşarak ”Hasret Çiçekleri” adlı oyunları ile 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali aracılığıyla profesyonel boyut kazanmış. Başarıları bununla sınırlı kalmayarak İngiliz The Guardian gazetesinde Shakespeare’in Hamlet’ini Hamit olarak uyarladığı oyunuyla yer bulan olan Koçak, Türkiye’de de otuz binden fazla seyirciye ulaşan ”Ozon Tabakası” oyunuyla ismini duyurdu. Ümmiye Koçak’ın mücadelesini perçinleyen gelişmeler daha büyük başarılara ulaşmasına basamak olarak küçük bir köyden dünyanın bir ucunda yankılanan yolculuğu yukarı taşımış. Tarlalarda çalışarak kazandığı paraları biriktirerek kadına karşı şiddet sorununu kendi üslubuyla anlatan “Yün Bebek” filmini yazdı, yönetti, bir de kameranın karşısına geçti Ümmiye abla. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılan filme Mersin Sinema Derneği, Toroslar Belediyesi, Mersin Valiliği, Mersin Ticaret Borsası ve Akdeniz Belediyesi sponsor oldu, film New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandı.

ummiye-kocak-6

“Bencilliği unutur belki kendimizi biraz geliştiririz dedim.” diyerek atıldığı bu yolda öncelikli olarak kadın haklarının, insanca yaşayabilmenin mücadelesini sanatıyla vermeye devam ediyor Ümmiye Koçak. Sevginin, azmin, umudun tükenmediği nice güzel yarınlara ışık tutan bu güzel insanların tükenmemesi dileğiyle…
Üstünden geçen onca zamana rağmen eskimeyen, güzelliklere ilham olan tüm yaşamlara saygı ve sevgiyle…

ummiye-kocak-5

1 Comment

  1. Hergün Bayram

    19 Kasım 2015 at 11:06

    Ümmiye hanımın kızıyla beraber Mersin’de aynı sahnede olmak benim için gurur verici. Türk kadınının özgüvenini ve azmini sanatta da görmek mutluluk verici.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Dünyanın En Mutlu 10 Ülkesi

Dünyanın en mutlu ülkesini seçmek için çalışan araştırmacılar ülkelerdeki gelir seviyesi, yaşam beklentisi, sosyal yaşam, özgürlük algısı ve benzeri çok...

Kapat